En Sıcak Konular

İlter Türkmen


İlter Türkmen
0 0 0000

Montrö Sözleşmesi



GEÇEN ay Rus kuvvetlerinin Gürcistan topraklarına girmesini takiben ABD’nin boğazlardan geçen savaş gemileri ile Gürcistan limanlarına insancıl yardım sevk etmesi, boğazların statüsünü düzenleyen Montrö Sözleşmesi hakkında bir hayli tartışmaya yol açtı.

Bazıları ABD’nin Sözleşme’de öngörülen tonajın üstünde gemileri Karadeniz’e soktuğunu ileri sürdüler.

Montrö Sözleşmesi’ni değerlendirirken bunun çok aleyhimize olan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçtiğini anımsamamız gerekir. Lozan Sözleşmesi Boğazları uluslararası bir yönetime tabi tutmuş, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının sahilleri ile Marmara adalarını ve Çanakkale Boğazı’nın girişine yakın Ege adalarını silahsızlandırmış, barış zamanında bütün savaş gemileri için serbest geçiş kuralını kabul etmişti. Montrö Sözleşmesi’nde bu düzenlemeler lağvedilmiş ve Türkiye Boğazlar bölgesinde kuvvet bulundurmak hakkına kavuşmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nı takiben Moskova’nın boğazlar bölgesinde güvenliğin Türkiye ve Rusya tarafından ortaklaşa sağlanmasını talep etmekte gecikmediğini de hatırlamalıyız.

* * *

Sözleşme, boğazlardan geçişte sahildar olmayan devletlere birçok kısıtlamalar getirdiği için aslında Rusya’nın lehinedir. Bu devletler barış zamanında en az sekiz gün önce Karadeniz’e gönderecekleri gemilerin sayısını, tipini ve geçiş tarihini Türk yetkili makamlarına bildirmekle yükümlüdürler. Ancak insancıl maksatlarla acilen yardım gönderilmesi gerektiğinde bu yöntem basitleştirilebilir ve önceden başvuru talep edilmeyebilir. Bu şekilde geçecek gemilerin toplam tonajı 8.000 tonu aşamaz.

Boğazlardan aynı anda transit halindeki gemilerin sayısı dokuzu ve tonajı 15.000 tonu geçemez. Sahildar olmayan devletlerin kümülatif olarak Karadeniz’de bulundurabilecekleri gemilerin azami tonajı 30.000 tondur. Tek bir devlet için bu tonaj 20.000 tonla sınırlıdır. Bununla beraber, Karadeniz’deki en güçlü donanmanın tonajı Sözleşme imzalandığı tarihteki en güçlü donanmanın tonajını 10.000 ton aşarsa, 30.000 tonluk limit 45.000 tona kadar çıkılabilir. Demek oluyor ki bugünkü koşullarda limit fiilen 45.000 tondur. Karadeniz’de konaklama süresi de 21 gündür.

* * *

Karadeniz’e sahildar ülkelerin barış zamanındaki hakları çok daha geniştir. Sözleşmede tarif edilen gemiler kategorisine dahil olan ve 15.000 tonu aşan su üstü gemilerini teker teker seyretmek şartı ile boğazlardan geçirebilirler. Karadeniz dışında inşa ettikleri veya satın aldıkları denizaltıları, ayrıca Karadeniz dışındaki tersanelerde tamir ettirdikleri denizaltıları da, teker teker, su üstünde ve gündüz seyretmek koşulu ile geçirebilirler. Montrö Sözleşmesi’ne göre savaş halinde, Türkiye tarafsız ise muharip devletlerin gemileri boğazlardan geçemez. Türkiye muharip ise, boğazlardan savaş gemilerinin geçişini istediği gibi düzenlemek hakkına sahiptir. Soğuk savaş zamanında bu hüküm tabii NATO’nun işine geliyordu.

Sözleşmenin uygulanmasında Türkiye’nin her zaman büyük titizlikle hareket ettiğini de belirtmek lazım. İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru, müttefiklerin bazı Alman savaş gemilerinin ticari gemiler kisvesi altında geçtiği iddia etmeleri ihtilafa yol açmıştı. Soğuk savaş zamanında ise ne Sovyetler’den ve ne de NATO müttefiklerinden ciddi bir şikáyet gelmedi. Türkiye’nin taraf olmadığı, fakat yürürlükte bulunan Montego Bay Sözleşmesi de boğazlar rejiminin Montrö Sözleşmesi’ne tabi olmaya devam etmesini hükme bağladı.

* * *

Şimdi, ABD’nin Karadeniz’de daha geniş hareket serbestisi elde etmek için Montrö Sözleşmesi’nde değişiklik yapılması amacı ile Türkiye nezdinde girişimde bulunacağı rivayetleri dolaşıyormuş. ABD’nin yeniden Türkiye ile ilişkileri gerecek ve üstelik Türkiye ile Rusya’yı aynı safta birleştirecek bir teşebbüs öngörmesi akla pek yakın gelmiyor. Ama ABD bu. Her an şaşırtabilir!




Bu yazı 169 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2008 Fransa’nın dış politikası
    • 13 Eylül 2008 Montrö Sözleşmesi
    • 12 Ağustos 2008 Bölgemizdeki her krizde telaşa kapılmayalım
    • 20 Ekim 2007 Sağduyu kazanıyor mu?
    • 13 Ekim 2007 Ermeni karar tasarısı ve Kuzey Irak tezkeresi
    • 11 Ağustos 2007 İyi gidiş tersine dönmesin
    • 7 Ağustos 2007 Asya dengeleri
    • 17 Şubat 2007 Küresel kaos ve Rusya
    • 30 Eylül 2006 Başbakan’ın ABD Başkanı ile buluşması
    • 26 Eylül 2006 Bir bardak suda fırtına
    • 19 Eylül 2006 Tren kazası olur mu?
    • 16 Eylül 2006 11 Eylül ve global terör
    • 4 Eylül 2006 Duruluk
    • 2 Eylül 2006 Hayırlısı ile
    • 29 Ağustos 2006 Lübnan politikamız
    • 26 Ağustos 2006 Nükleer kulübe yeni bir ülke daha mı katılıyor?
    • 22 Ağustos 2006 Lübnan krizinden sonra Ortadoğu
    • 19 Ağustos 2006 Lübnan konusundaki değerlendirmede çok dikkat edilmeli
    • 15 Ağustos 2006 Gürültü zulmü
    • 8 Ağustos 2006 İslam Konferansı Örgütü ve Türkiye

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,639 µs