En Sıcak Konular

Emin Pazarcı


Emin Pazarcı
0 0 0000

Türkiye'deki dinlenme paranoyası



Telefon dinlemeleri, yıllardır Türkiye gündemindeki yerini koruyan bir konu.
 
Pek çok insan, telefonlarının dinlendiğinden kuşkulanıyor. Özellikle de teknik takip sonucu gerçekleştirilen son operasyonların gündemde olduğu şu günlerde herkes birbirine soruyor:

- Acaba benim telefonum da dinleniyor mu? Peki gerçek ne?

Türkiye'de telefonlar nasıl dinleniyor? Kimlerin telefonu dinleniyor? Bu telefon dinlemelerini, kimler nasıl yapıyor?

Bu soruları, telefon dinlemeleri ile ilgili son kontrol noktasında bulunan Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer'e sorduk...

Acarer, halk arasında konuşulanlardan çok farklı bir cevap verdi. "Bu iş bir paranoya haline dönüşmeye başladı" dedi:

- Türkiye'de dinleme konusu çok abartılıyor.

Acarer'e ilk sorumuz, "Siz telefon dinlemelerinin neresindesiniz?" oldu.

"Doğrudan bu işin içindeyiz demek de doğru değil, dolaylı olduğunu söylemek de" cevabını verdi:

- Türkiye'de kanunla kurulmuş üç resmi birim var. Emniyet İstihbarat, MİT ve Jandarma İstihbarat. Dinlemeyi yapan yerler bunlar. Tabi bunu da "İstediğin şekilde, istediğini ve canın nasıl istiyorsa öyle dinle" şeklinde yapmıyorlar. Kanuna ve mevzuata uygun bir şekilde dinliyorlar. Peki kanun ve mevzuat dışına çıkılması mümkün mü? Bu kuruluşlar, hakim kararı olmadan da dinleme yapabilirler mi?

Alt yapıları, fişi takıp, istedikleri kişiyi dinlemek için yeterli mi? Acarer'in cevabı:

- Eskiden evet. Bizim bünyemizde kurulan İletişim Başkanlığı ile ilgili kanun çıkmadan bu kısmen yapılabilirdi. Ama o zaman da kanunun kendilerine tanıdığı sınırlar içinde telefon görüşmeleri isteniyordu. Acarer, bugün için böyle bir uygulamanın mümkün olmadığını söyledi:

- Fişi tak, istediğini dinle diye bir işlem o zaman da yoktu, bugün de yok. Eskiden de dinlenecek kişi hangi GSM abonesiyle, kayıtlar o abonenin operatöründen isteniyordu. Bugün ise bütün işlemler Telekomünikasyon Kurumu'nun kontrolünde yürütülüyor.

Dinleme işlemlerinin nasıl yürütüldüğüne gelince... Önce ilgili savcılık tarafından mahkemeye başvurulup, karar alınıyor. Bu karar, kurumun İletişim Başkanlığı'na gönderiliyor. Orada son kontroller yapılıyor. Kararların usulüne uygun olarak alınıp alınmadığına bakılıyor. Ardından da İletişim Başkanlığı tarafından gerekli bağlantılar yapılıyor. Tabii, dinlemeler telefonun başına bir adam oturtulması şeklinde yapılmıyor. Telefon görüşmeleri, kayıt altına alınıp, ilgili birimlere gönderiliyor. Acarer'in söylediği çok açık ve net:

- Mahkeme kararı olmadan Türkiye'de dinlenme yapılamaz. Bunun tek bir istisnası var. Çok acil durumlarda mahkeme kararı olmadan da görüşmeler kayıt altına alınabiliyor. Ancak, bu kayıtların ilgililere verilmesi için 24 saat içinde mahkeme kararının gelmesi gerekiyor. Aksi halde kayıtlar imha ediliyor. Peki, kanunla görevlendirilen kuruluşların dışında da Türkiye'de telefon dinlemesi yapılabilir mi?

Acarer'e göre, özellikle cep telefonlarında bu mümkün değil. Bu işlem ancak ilgili GSM operatörlerinde yapılabilir. Ancak kanun öyle cezalar getirmiş ki, bunu göze alabilecek GSM operatörü bulmak çok zor. Yine Acarer'in verdiği bilgiye göre, kişinin ses karakteri veya bir kelime kodlanarak dinleme yapılması da mümkün değil. Türkiye'deki kural açık ve net:

Kimin telefonu dinlenecekse, o kişi ile ilgili mahkeme kararı gerekiyor. "Uzaydan dinleniyoruz" gibi iddiaları "komik" bulan Acarer, Türkiye'de kaç kişinin dinlendiğini bilmediğini söylüyor. Belki de bu konuda rakam vermek istemiyor. Ancak, üzerine basa basa şunu söylüyor:

- Kendimin bile dinlenip dinlenmediğimi bilmiyorum. İhtiyaç duyarlarsa beni de dinlesinler, korkmuyorum.

bugün



Bu yazı 191 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2008 Ermeniler, işgal ve yeni dönem
    • 5 Eylül 2008 Türkiye'deki dinlenme paranoyası
    • 1 Eylül 2008 Kadehle laiklik, genelevle sosyal güvenlik
    • 21 Temmuz 2008 50.000 YTL’ye 23 terörist
    • 4 Temmuz 2008 Darbeyi kimler yapacaktı?
    • 30 Haziran 2008 Başbakansız Türkiye
    • 23 Haziran 2008 Mucizenin delileri
    • 9 Haziran 2008 Kriz, kriz, kriz...
    • 2 Haziran 2008 Hem matrak hem vahim
    • 26 Mayıs 2008 Körler ve sağırlar
    • 2 Mayıs 2008 Başbakan'ın acelesi
    • 28 Nisan 2008 Baykal şimdilik kurtardı!
    • 14 Nisan 2008 PKK’da ''sevişme'' kriteri
    • 31 Mart 2008 Keşke çoban kadar olabilse
    • 10 Mart 2008 Üç kritik sebep
    • 27 Şubat 2008 Marksizm'den cihat çağrısına!
    • 21 Ocak 2008 Barzani'den Türkiye'ye tuzak
    • 16 Mayıs 2007 "Hayırlı evlat" Erkan Mumcu
    • 14 Mayıs 2007 Miting savaşları
    • 2 Nisan 2007 TSK’daki tavır değişikliği

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,756 µs