En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

YARSAV Başkanı askere alınacak mı?



Askerlik en önemli vatandaşlık görevlerimizden. Bazı vazifelerden azade olunması mümkünken askerliğin hiç istisnası yok. En azından biz öyle biliyoruz.
Ciddi sağlık sorunları olanlar bile muaf tutulmak için iğnenin deliğinden geçiyor. Yerel askerî doktorlar sorumluluk üstlenmekten çekindiklerinden bazen sakatları bile 'git, geri göndersinler' mantığı ile silâhaltına alabiliyor. Hepimizin çevresinde sayabileceği bu tür örnekler vardır. Milli Savunma Bakanlığı da devletin kararlılığını vurgulayıcı davranışlar sergilemeye çalışır. En bariz örneğini DYP'li eski devlet bakanı Bahattin Şeker örneğinde yaşamıştık. Bedelli askerlik yapan Şeker, evrakta sahtecilik yaptığı iddiasıyla yeniden kışlanın yolunu tutmuştu. Hem de milletvekilliği mazbatası iptal edilerek ve ilerleyen yaşına rağmen bu muameleye tabi tutulmuştu. Yakın zamanda bir siyasi partinin genel başkanı aynı akıbeti yaşadı. DTP lideri Nurettin Demirtaş, sahte çürük raporu veren bir çeteden aldığı raporla muafiyet kazandığı gerekçesiyle apar topar askere alındı. Halen askerliği devam ediyor.

İki örnekte de bazı siyasi mülahazaların devreye girdiği, askere alma işleminin bir tür cezalandırma anlamı taşıdığı ileri sürüldü. Bilhassa muhataplar kendilerini böyle savundu. Ancak sonuç değişmedi, devlet 'vatani görev' konusundaki hassasiyetini en üst düzeyde sergilemiş oldu. Dün Yeni Şafak gazetesi, daha çarpıcı bir örneği gündeme taşıdı. İddialar, Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun çürük raporunun 'çürük' olduğu yönünde. Eminağaoğlu, aynı zamanda Yargıtay'da savcı olarak çalışıyor; yani Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın yardımcılarından. En önemli üst mahkemelerden birinde kritik görevde bulunmasının yanında, yargı camiasını temsil iddiasındaki tek özel kuruluşun başkanı olması, suçlamaları dikkate almamızı gerektiriyor.

Gazete, Eminağaoğlu'nun raporundaki karalamaları, tarih çelişkilerini ve sonucun heyet denetiminden geçmeyişini eleştiri konusu yapıyor. Eminağaoğlu ise eleştirileri cevaplamak yerine klasik Türk bürokratı nakaratını tekrarlıyor: Mahkemede hesaplaşırız. Kamu vicdanının en yetkili mahkeme olduğunu ve asıl orada aklanmak gerektiğini anladığımız gün demokrasinin oturduğuna inanacağız. Normal bir demokratik ülkede suçlanan kişi, raporlarıyla birlikte basının önüne çıkar ve kendini savunur. YARSAV Başkanı, Anka ajansına yaptığı açıklamada, Milli Savunma Bakanlığı'nı dava edeceğini belirtiyor. Savcı Eminağaoğlu, "Sadece askerî hastane ve askerlik şubesinde bulunan raporun hukuka aykırı şekilde belirli basın kuruluşlarında yer alması kişilik haklarıma ve özel hayatıma saldırıdır." sözleriyle herhalde 'askerliğe elverişlidir' raporunu kastediyor. Zira çürük raporunun başta Adalet Bakanlığı olmak üzere birçok mercide bulunduğunu kendisi söylüyor. Eminağaoğlu, Zaman muhabirine konuşurken ilginç bir cümle kuruyor. İlk muayenede ve çürükten 15 gün önce verilen sağlam raporundan haberi olmadığını savunan YARSAV Başkanı, "Gıyabımda kim, ne rapor vermiş, nereden bileyim." diyor. Sağlam raporunu gıyabınızda, çürük raporunu elinize vermiyorlar. Kişi her ikisinden de bilgi sahibi yapılıyor. Çelişkili ifadeler kafa karıştırıyor. Eminağaoğlu ile ilgili mahkemeler ne karar verir bilemiyoruz, ama bu savunmayla kamu vicdanında aklanması çok kolay olmayacak.

Milli Savunma Bakanlığı'nın bu konuda ne yapacağını açıkçası merak ediyorum. Bakanlık, gerekli incelemeleri yapıp elde ettiği bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak zorunda. Milletvekilini, bakanı, genel başkanı koltuğundan kaldırıp kışlaya gönderen irade, bu iddiaları görmezden gelirse bundan önceki ve sonraki bütün kararları tartışmalı hale gelir. YARSAV Başkanı askerlik yapmayacaksa, inandırıcı sebeplerini bilme hakkımız var.

zaman



Bu yazı 394 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,672 µs