En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Kısır gündemi geride bırakmak için...



Başbakan Tayyip Erdoğan'ın hükümetinde yer alanlar Cumhuriyet tarihinin en uzun süreyle koltuğunu koruyan bakanları rekoruna sahipler; çoğu aynı koltukta altıncı yılını doldurmak üzere... Hükümetlerin istikrarsızlığını, eski liderlerin sıkça bakan değiştirme alışkanlığını göz önünde tuttuğunuzda, siyasilerin bakanlık ömrü fazla uzun olmuyor bizde...

Hükümette yer alanların icraatlarına baktığımızda çoğunun o makamı hak ettiğini söyleyebiliriz. Geceli-gündüzlü çalışıyor, hizmeti aksatmamaya çaba gösteriyor bu insanlar. Çoğunun parayla-pulla bir ilişkisi yok, görevini kötüye kullandığından söz edilecek bakan bulmak zor. Beceriksizleri, yetersizleri, kifayetsizleri herhalde vardır, ancak genel çalışkanlık tablosu içerisinde onlar da pek fark edilmiyor.

Bu gidişle Ak Parti'nin iktidardaki ömrü bir 20 yıl daha sürse aynı bakanlar koltuklarda o kadar süreyle oturabilirler.

Tayyip Erdoğan'ın çok gerekmedikçe bakan değiştirmeme uygulaması ilginç bir yöntem. Ancak kendinden önce aynı makamda oturanların, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve haleflerinin, bazen durduk yerde bakan değiştirmelerinin de bir mantığı vardı. Hükümetlerde yeni yüz sadece taze kan anlamına gelmiyor, aynı zamanda milletvekillerini de şevk ve gayrete getiriyor. Her an bakan olabileceği duygusu milletvekilini her an tetikte olmaya sevk ediyor. Aynı kişinin aynı koltukta uzun süre oturması işini daha iyi yapması sonucunu doğurabiliyor tabii; ancak bakanın hemen altındaki konumlarda kötü alışkanlıklara da yol açabiliyor bu durum.

Zaman zaman gerçekleştirilen koltuk değişikliği daha cevval bir bürokrasi oluşmasına da yarayabiliyor.

Sözün kısası şu: Uzun süre aynı koltukta bakan tutma kadar, belki biraz daha fazla, koltuk sahiplerini değiştirme de yararlı olabiliyor.

Ak Parti'nin giyotinden kurtulması, ramak kalmışken kapatılma tehdidi altında çıkması herkesin üzerinde ferahlama ve rahatlama etkisi yaptı. Ak Parti (ve muhtemelen ülke açısından) bir 'milât' bile sayılabilir Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar. Bir dönüm noktası olduğu kesin. Böyle kritik ortamları başka sürprizler ve yeni başlangıçlarla değerlendirmekte yarar var.

Her şeyden önce 'eskinin devamı' olmadığı hissini etrafa vermekte yarar bulunuyor.

Bunun için Bakanlar Kurulu'nun baştan ayağa değişmesine lüzum yok; birkaç yeni yüzün bakan olarak devreye sokulması bile o hissi etrafa verebilir. Değişikliğin liyakatsizlik veya beceriksizlikle ilgisi olmadığı bilineceği için, hizmetlerinden başka alanda yararlanılacak eski bakanların da bu tasarrufa fazla itiraz etmemeleri beklenir.

Yalnızca yeni vitrine değil, vitrinin süslü olmasına da ihtiyaç var. Şimdiye kadar akla gelmemiş ses getirecek projelere ve daha da önemlisi 'yeni bir Türkiye' beklentisini besleyecek çaplı büyük bir atılıma olan ihtiyaçtır. Nedenini anlayamadığımız bir biçimde ertelenen 'sıfır kilometre anayasa' çalışmalarına yeni bir hız verilebilir sözgelimi. Daha özgür insanların daha demokratik bir ortamda yaşadığı daha müreffeh bir Türkiye idealini yeniden canlandırmalı Ak Parti...

Yeni yüz ve yeni heyecan ülkeyi kıstırıldığı dar tartışma gündeminden uzaklaştıracaktır. Aksi halde Ak Parti'nin kapısına kilit vurmayla sonuçlanabilecek yargılama süreci sırasında bol bol karşımıza çıkan 'lâiklik odağı olma' geyiğinden kolayca kurtulamayız.

“Ak Parti bundan sonra ne yapmalı?” diye soruluyor ya, bu sorunun tek cevabı var: Ülkeyi bugünkü ortamdan hızla uzaklaştırmak... Yeni yüzler ve yeni projelerle...




Bu yazı 544 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,633 µs