En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Kaostan çıkış: AK Parti'yle devam



Ülke dün akşam üstü saatlerinde rahat bir soluk aldı. AK Parti kapatılmadı.

Türkiye bir kez daha bir "sandık sonucunun mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması felaketi"ni yaşamadı. Siyasi ve toplumsal nitelikli değişim süreci kesintiye uğramadı. "Açık toplum anlayışı" ile "militarist bir düzen arayışı" arasındaki mücadelede "demokrasi cephesi" zemin kaybetmedi.

Korkulan olmayacak…

Erken seçim, yeni siyasi arayışlar, siyasi dizayn girişimleri, siyasi yasakları aşma gayretleriyle dolu bir Türkiye tablosuyla karşı karşıya kalınmayacak...

Ülke ideolojik nedenlerle ekonomik, sosyal ve siyasal kaosa sürüklenmeyecek...

Zor bir eşikten geçtik…

Siyasi normalleşme sürecinin kapısını açtık…

Ülkeyi kuşatan "iki hayati dava"dan birincisinin demokrasi istikametinde sonuçlanması, "yargısal darbe sürecinin atlatılması", Türkiye'nin siyasi hayatına kopuş olmadan ve kaldığı yerden devam edecek olması tek kelimeyle "sevindirici"dir.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin, devletten gelen "kapat sinyali"ne istenilen tepkiyi vermemesi de, ülkenin demokratik gelişmesi açısından önemlidir…

Sonuç olarak bugün itibariyle ülke demokrasisi "derin yaşam soluğu" almış, yarına ilişkin "yargı-siyaset ilişkisi"ni değiştirebilecek kimi ilkesel girişim umutları doğmuştur.

Bununla birlikte, ülkenin "bu demokrasi sınavı"ndan çok parlak bir sonuçla çıktığını söylemek de kolay değildir…

Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden 10'u siyasi iktidarın, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olduğu kararını vermiştir. Bu 10 üyeden 4'ü partinin kapatılmadan cezalandırılmasını istemiş, 6'sı ise partinin kapatılması yönünde oy kullanmıştır.

Bizce bu bile "demokrasinin ruhu" açısından üzüntü vericidir…

Kanun hükmü açık. Kanun koyucu demokrasi ilkesine uygun olarak parti kapatmaları zorlaştırmıştır. Nitelikli çoğunluk olmadan, Anayasa Mahkemesi yargıçlarının çoğunluğun bir fazlası kapatılma istikametinde oy kullanmadan siyasi bir partiyi kapatmak mümkün değildir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararın (kimilerinin yapmaya çalıştığı gibi) meşruiyet açısından tartışılacak hiç yanı bulunmamatadır.

Ancak gönül isterdi ki, bu dava oy birliğiyle reddedilsin, olmadı üyelerin çoğunluğu Ak Parti'yi laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak görmesin…

Orta not aldık bu sınavdan…

Değil mi ki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç kararın bu oy dağlımıyla ortaya çıkmasının AK Parti'ye ciddi bir ihtar olduğunu söylüyordu.

Bizce bu bile "demokrasi" açısından düşündürücüdür…

Dün akşamüstü saatlerinde televizyon kanallarında onlarca gazeteci, kulislerde yüzlerce milletvekili, yabancı diplomat, iş ve evlerinde milyonlarca vatandaş Anayasa Mahkemesi'nden gelecek kararı bekliyordu.

Siyasi iktidar partisi, bundan 1 yıl önce yüzde 47 oy alarak iktidara gelmiş ülkenin en büyük partisi hakkında verilecek kararı bekliyordu.

Kararı 11 yargıç verecekti…

Bu durumun, bu bekleyişin demokrasi açısından ne ifade ettiği ortadadır…

Siyaset ve siyasi partilerin politikaları hakkında siyasi hükümleri toplumun değil, üyelerinin "rejim temsilcisi" bir cumhurbaşkanı tarafından atandığı bir mahkemenin verdiği bir düzen, "Türk demokrasinin kırık dökük hali"nin en açık örneğidir.

Bu ülkenin siyasi öyküsünün bir bölümü Anaya Mahkemesi'nin kapattığı siyasi partilerden, bir siyasi mezarlıkta yatmaktadır…

Devletin istemediği, beğenmediği sandık sonuçlarının darbeler ve mahkemeler yoluyla tashih edileceği günler bitsin artık…

Karar bu istikamette tüm ülkeye hayırlı olsun…

Yıllardır bu oluyor…

Hemen tüm Kürt partileri, 1995 bu yana RP ve FP olmak üzere İslami kesimden doğan muhafazakar siyasi partiler durmaksın kapatılıyor.

yenişafak



Bu yazı 507 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,186 µs