En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Bu çok büyük ve çok kritik bir hesaplaşma



Dün, Türkiye'nin siyasi tarihinde kalın çizgilerle yer edinecek bir olay daha gerçekleşti. Cumhuriyet tarihi iç iktidar çatışmaların tarihi olsa da, her ne kadar bu tarihi kanıksamış olsak da, Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu siyasi krizin tahmin edilenden daha derin olduğuna inanmış olsak da dün sabahki gelişmeler Ergenekon operasyonunun boyutunun ne kadar geniş olduğunu, olabileceğini ortaya koydu.

Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı operasyonlarından biri yapılıyor. Gözaltına alınması, tutuklanması tahmin bile edilemeyen kişiler gözaltına alınıyor, bir çoğu tutuklanıyor. İki eski kuvvet komutanı ilk kez bu şekilde gözaltına alınabiliyor. Jandarma eski istihbarat başkanı, bir eski milletvekili aranıyor. Gariptir, bilinen iktidar aygıtları, bu kişilerin gözaltına alınmasına karşı ciddi bir reaksiyon göstermiyor.

Böyle olunca da, bütün Türkiye merakla iddianameyi bekliyor. İçinde ne olacak? Köklü iddialar, somut deliller, Türkiye için büyük tehdit oluşturabilecek eylemlerle ilgili bilgiler mi olacak? Olmalı… Çünkü, operasyonun büyüklüğüne, gözaltına alınanların kimliklerine bakınca iddianamede gerçekten hepimizi ürkütecek bilgilerin olacağı kanaati oluştu.

Açıklamalara bakılırsa bu hafta sonu iddianame tamamlanacak. Son gözaltılar da tamamlanması için gerekli son hazırlıkları yapmak içindi. Öyleyse, operasyon burada şimdilik sona eriyor. Bundan sonra yargılama sürecinde gerekli olursa ek iddianameler olabilecek, olayla bağlantılı kişilere ulaşılacak. Yine öyleyse, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon Ergenekon'un en tepesinde bulunuyor ya da oraya kadar ulaşılabiliyor mu diyeceğiz?

Bir tarafta, ülkenin iktidar partisine yönelik şok edici bir kapatma davası. Operasyon bu davanın savcısının sözlü iddianamesini vereceği gün gerçekleşiyor. Diğer tarafta Başbakan Tayyip Erdoğan ile Orgeneral İlker Başbuğ arasındaki görüşmede, gözaltıların konuşulduğu iddiası. Hurşit Tolon'un askeri lojmanlardan alınması bu iddiaları gündeme taşıdı. Yasal olarak, askeri suçlar dışında bu mümkün. Ancak Milli Savunma Bakanı'nın “bütün izinler alındı” sözü, “Genelkurmay Başkanı'nın haberi var” ve “görüşmede operasyonların konuşulduğu” iddiası, Ergenekoncu olarak suçlananlardan kurtulmak isteyen birçok çevrenin olduğu iddiasını da barındırıyor.

Dünden aklımda kalacak notlar arasında Başbakan'ın şu sözleri de var: “Tahammül edilemeyen AK Parti değildir, demokrasidir, halkın iradesi, duygu ve düşüncesidir. Türkiye'nin gelişmekten, demokratikleşmekten başka bir yolu yoktur. Bize düşen, Türkiye'nin kalp atışlarını durdurmak isteyenlerin senaryolarını boşa çıkarmaktır. Türk siyasetinde kayıtdışı siyasete yer yoktur.”

Bu cümleler çok şey anlatıyor. “Erdoğan-Başbuğ görüşmesi”yle ilgili iddialarla birleştirilince, olayın AK Parti dışında boyutları olduğu, bu kişilerin sanıldığı gibi bazı çevrelerin koruması altında olmadığı veya gözden çıkarıldığı, gerçek boyutlarıyla bir çeteleşme olduğu, bu oluşumun Türkiye'ye ciddi zarar verecek eylemler tasarladığı düşüncelerini güçlendiriyor. Öyleyse gerçekten “kayıtdışı” bir müdahale, kalkışma hazırlıkları mı var? Ya da bu bir “önleyici operasyon” mu? Bir darbe girişimi mi engellendi? O zaman şu soruları tekrar sormak lazım:

“Ulusalcı” olarak anılan çevrelere yönelik geniş bir tasfiye süreci mi başlatıldı? Bugüne kadar cesaret edilemeyen, emniyetin ve yargının diz çöktüremediği, “milli iradenin üstünde”, “vatanseverlik tekeli”ni eline tutan, devlet iktidarından himaye gördüğü iddia edilen dokunulmaz bir yapı mı dağıtılıyor? Yoksa suç işlemiş, cinayetlere karışmış, çeteleşmiş, birbiriyle bağlantılı karanlık olayların içinde yer alan ama bütün bunları “ülke çıkarları” zırhı altında yapan tamamen güvenlik önlemleriyle sınırlı bir çalışma mı?

O zaman operasyonun, azmettiricileri köşeye sıkıştırma ile birlikte asıl bundan sonra olabileceklerin önüne geçme amacı taşıdığı gerçeği çıkıyor ortaya. Önüne geçilen ne? İşte bunu bilmiyoruz. Suikastler mi, bombalı saldırılar mı, silah stokları mı, iç istikrarı sarsacak, toplumsal hezeyan uyandıracak ve sokağı harekete geçirecek eylemler mi? Ortada bir “önleyici operasyon” olduğu gerçek ama önlenen ne?

Bunun hükümete karşı olmakla sınırlı olmadığı ortada. Ulusalcılıkla, vatanla milletle ilgili olmadığı da. Bu ülkenin, devletinin kurulu düzenine, sistematik değişimine karşı durumdan vazife çıkarıp kendilerine iktidar bahşedenlerin tehlikeli, endişe verici, kaosa sürükleyici girişimlerinin önüne geçilmesi var ortada. Milleti ve ülkeyi hiçe sayan ama ikisini de kullananların, kendilerini devletin ve milletin sahibi sananların aymazlıkları…

Bir cunta mı çökertildi. Bir darbe mi önlendi? Ortada çok büyük, çok boyutlu bir hesaplaşma var! Bakalım ne göreceğiz.


yenişafak



Bu yazı 676 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,434 µs