En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

'Dağlıca baskını'nın gösterdiği zaaf



Taraf gazetesinin, belgesini yayınlayarak gündeme getirdiği iddia tek kelimeyle dehşet verici bir skandal. Belge, 21 Ekim 2008'de vuku bulan ve 13 askerimizin şehit olmasına yol açan Dağlıca baskınının dokuz gün öncesinden Genelkurmayca bütün detaylarıyla bilindiğini gösteriyor.
Aklınıza gelebilecek bütün detaylar: Baskının hangi istikametten geleceği, istihbaratını kimin aldığı, baskında hangi PKK militanlarının görev alacağı ve tam olarak ne zaman gerçekleşeceği Van Jandarma Asayiş Komutanlığı tarafından ilgili ve yetkili bütün birimlere duyuruluyor. Bu istihbaratın doğal sonucu, baskına gelenlerin basılması gerekir. Tersine 13 askerimiz, herkesin önceden bildiği bu baskın sonucunda göz göre göre ölüme gidiyor.

Hemen sormamız gereken soru şu: Bu olay, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde meydana gelen istisnaî bir olay mı; yoksa bünyesel bir zaafa mı işaret ediyor. Yani, bir tabur komutanının görevini ihmalinden mi kaynaklanıyor; yoksa Ordu'nun iç yapısındaki eş güdüm, komuta ve iletişim sorunlarına mı işaret ediyor? Kısaca bu skandal bireysel bir ihmalin eseri mi; yoksa örgütsel ve yapısal bir zaafı mı gösteriyor?

Terörle mücadele konusunda, emekli askerlerin sonradan giriştiği özeleştiriler, günümüzde de yanlış giden bazı şeylerin işareti olarak görülebilir. Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı'nın önceki yıl, Eğirdir Dağ Komando Birliği'ni denetlemeleri esnasında söyledikleri sözler mevcut yapıya ilişkin bir eleştiri olarak yorumlanmıştı. Eğitimi yeterli olmayan er ve yedek subayların terörle mücadelede görev almalarının yanlışlığı tartışılmıştı. Nihayet Güneydoğu'da görev yapan komando birliklerinin profesyonel askerlerden oluşturulması kararı, acaba ne kadar geç alınmış bir karardı?

Sorun sadece terörle mücadele sorunu değil. Dış güvenliğimizden sorumlu TSK'nın ciddi bir iç güvenlik ve denetim sorunu olduğunu gösteren işaretler çoğalıyor. Kirli çamaşırlar bir bir ortaya dökülüyor. Bizler sadece, siyasî değeri olan gizli belgeleri okuyoruz. Ya ordunun kendi aslî görevlerine dair belge ve bilgiler ne durumda? Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasiden önce bir savunma sorunu ile karşı karşıya olduğu doğru mu?

Ordular, üstlendikleri sorumlulukları bürokratik bir örgütlenme içinde yerine getirirler. Kırtasiyecilik ve verimsizlik anlamındaki bürokrasinin en ileri düzeye çıktığı kurumlar, askerî kurumlardır. Parkinson'un bürokratik örgütlenmelerin akıl dışı yapısını ele aldığı ironik kitabı, Parkinson Kanunu, ABD Deniz Kuvvetleri üzerine yapılan ciddi araştırmalara dayanmaktadır. Bürokratik örgütlenmeler değişmeye dirençlidir. Bu yüzden bütün örgütsel değişimler, dışarıdan gelen baskılarla gerçekleşir. Türkiye'nin önemli gündem maddelerinden birinin "Dış Güvenlik Reformu" olması gerekiyor. Ordumuz hâlâ, Soğuk Savaş yıllarına özgü hiyerarşik ve uzmanlığa dayalı örgütlenmeyi sürdürüyor. Dünya orduları uzun zaman önce operatif yapılanmaya geçmiş durumdalar. Genelkurmay bünyesinde bu yapısal değişimin hazırlıkları, uzun zamandır yapılıyor; ancak bir türlü gerçekleşemiyor.

Siyaset üzerindeki askerî vesayetin, ordunun aslî sorumlulukları üzerindeki tahripkar etkisi üzerinde de durulmalı. Toplumu ve siyaseti tanzim etmeyi aslî görevi addeden bir ordunun savaşma kapasitesi ve toplumun savunma refleksi üzerinde olumsuz bir etkisi olması kaçınılmaz. Soğuk Savaş döneminden kalma, gayri nizamî savaş yapılanmasını, siyasî hayatı tanzim etmek için kullanmayı sürdüren bir ordunun, dış güvenlikle ilgili aslî sorumlulukları konusunda açık vermesi kaçınılmaz.

Dağlıca baskını için gündeme getirilen iddiaların sadece iç soruşturma ile geçiştirilmemesi, TBMM Millî Savunma Komisyonu'nun da konuyu ele alması lâzım. Ordu üzerindeki demokratik-parlamenter denetimin, sadece demokrasinin korunması amacı taşımadığını görmeliyiz. Dış denetim, askerlik gibi mutlaka hesap ve kitaba dayanması gereken bir alanı, mantıklı bir zeminde tutmak için de gerekli.

Ordumuz elbette kahraman; ama örgütsel yapısında zaaf işaretleri görülmüyor mu?

zaman



Bu yazı 543 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,839 µs