En Sıcak Konular

Emin Pazarcı


Emin Pazarcı
0 0 0000

Mucizenin delileri



İspanya'nın Marca Gazetesi, cuma akşamı kazandığımız muhteşem zaferle ilgili olarak ilginç bir başlık atmış:
 

"Mucizeye hepsi katılıyor, hepsi deli!" Gerçekten de maçın bir-iki yıldızı yoktu. Milli takım oyuncularımızın tamamı canını dişine taktı, Viyana'da yeni bir mucize yarattı. Öyle ki, tam "öldü, bitti" denildiği anda Anka Kuşu misali küllerinden yeniden doğdu.

Bu mucizenin büyüklüğünü anlayabilmek için Avrupa medyasına bir göz atmak yeterli. Kimi "çılgın" diyor, kimi "hacıyatmaz" benzetmesinde bulunuyor, kimisi de "Sırada Almanya var" yorumunu yapıyor. "Mucize'nin delilerinden" bütün Avrupa korkuyor! O gece "delilik" bütün Türkiye'yi sardı. Neredeyse bütün Türkiye sabaha kadar ayaktaydı. Milletçe gurur veren muhteşem bir tablo yaşadık. Ancak, içimizden öyle deliler çıktı ki, övünemedik. Tam tersine çileden çıktık.

Cuma akşamı, Kanal 7'deki İskele Sancak Programı'na katılacaktım. Maçın uzatmalarını ve penaltılarını Balgat'taki Ankara stüdyosunda izledim. Maç biter bitmez, ortalık savaş alanına döndü. Önce, pompalı tüfekler devreye girdi, peş peşe patlamaya başladı. Dışarı çıktığımda 9'luk ve 7,65'lik her türlü silah sesinden örnekler vardı. Silahı eline alan camını açtı, evinin balkonuna çıktı. Kanal 7'nin Ankara Bürosu HADEP Genel Merkezi ile karşı karşıya.

Partinin önünde de azımsanmayacak sayıda polis var. Ancak, kimse polisi dinlemedi. Bütün çevreden gökyüzüne doğru kıvılcımlar yağdı. Bir başka mahallede oturan muhabirlerimizden Cemal Doğan, "Açıkçası korktum" dedi: - Evde camın önüne gidemedim, duvara yaslanıp silah seslerinin dinmesini bekledim. Sabah da işe gelirken yerde mermi kovanları ile karşılaştım. Uzak semtlerde oturanlar ise, "Siz asıl bizim oraları görmeliydiniz" diye araya girdiler:

- 12 Eylül 1980 öncesinde bile bu kadar silah sesi duymadık. Saatlerce ateş edildi, yüzlerce mermi yakıldı. Gazetelere baktığımızda, başka şehirlerde de durumun farklı olmadığını gördük. Durum ortada, Türkiye tam bir silah deposu haline gelmiş. Vatandaş alabildiğine silahlanmış. Tabancadan vazgeçtik, Başkent Ankara'nın göbeğindeki evler bile pompalı tüfeklerle dolu. Bir de belinde tabanca, evinde tüfek olduğu halde ateş etmeyen insanları üzerine koyun. Varın gerisini siz düşünün!

Son derece ürkütücü bir tablo ile karşı karşıyayız. Sevindik sevinmesine de, bu milli başarı Türkiye açısından tehlikeli ve rahatsız edici bir gerçeği de ortaya çıkardı. Bizim insanımız nerede ve hangi şartlarda yaşarsa yaşasın, silahtan vazgeçmiyor. Onlarca polisin bulunduğu yerlerde bile silahı bir güvence olarak tutuyor ve yanından ayırmıyor. Evlerimiz tam bir silah deposu. Türkiye gibi kutuplaşmaların sürekli olarak kaşındığı bir ülkede böylesine bir silahlanma oldukça rahatsız edici!

Biz yine dönelim Türk Milli Takımı'nın zaferine...

Çarşamba günü İsviçre'de Almanya ile oynuyoruz. Yarı finalde de aynı başarıyı gösterip Almanlar'ı devirirsek, asıl gümbürtü o zaman kopacak! Bütün Türkiye ayağa kalkacak. Gece boyunca caddeler ve sokaklar insan seli ile dolacak. Tabii, yine silahlar devreye girecek. Şimdiden tedbir almaya ihtiyaç var. Tedbir alalım ki, dışarıda vurup içeride de kendi kendimizi vurmayalım! Sevinç gösterilerinde alışık olduğumuz o acılı manzaraları yaşamayalım. Kendi kendimizin kanını dökmeyelim! Baksanıza, Hırvatistan galibiyeti tam 23 kişinin yaralanmasına yol açmış. Bir kişi de dövülerek öldürülmüş. Artık bu ilkelliğe bir son verelim...

Zaferlerimizi medeni bir şekilde adam gibi kutlamayı öğrenelim!

bugün



Bu yazı 373 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2008 Ermeniler, işgal ve yeni dönem
    • 5 Eylül 2008 Türkiye'deki dinlenme paranoyası
    • 1 Eylül 2008 Kadehle laiklik, genelevle sosyal güvenlik
    • 21 Temmuz 2008 50.000 YTL’ye 23 terörist
    • 4 Temmuz 2008 Darbeyi kimler yapacaktı?
    • 30 Haziran 2008 Başbakansız Türkiye
    • 23 Haziran 2008 Mucizenin delileri
    • 9 Haziran 2008 Kriz, kriz, kriz...
    • 2 Haziran 2008 Hem matrak hem vahim
    • 26 Mayıs 2008 Körler ve sağırlar
    • 2 Mayıs 2008 Başbakan'ın acelesi
    • 28 Nisan 2008 Baykal şimdilik kurtardı!
    • 14 Nisan 2008 PKK’da ''sevişme'' kriteri
    • 31 Mart 2008 Keşke çoban kadar olabilse
    • 10 Mart 2008 Üç kritik sebep
    • 27 Şubat 2008 Marksizm'den cihat çağrısına!
    • 21 Ocak 2008 Barzani'den Türkiye'ye tuzak
    • 16 Mayıs 2007 "Hayırlı evlat" Erkan Mumcu
    • 14 Mayıs 2007 Miting savaşları
    • 2 Nisan 2007 TSK’daki tavır değişikliği

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,686 µs