En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Osman Paksüt'ün ilişkileri



Gün geçmiyor ki yeni bir şok haberle karşılaşmayalım. Haberin ne olduğunu anlamaya çalışırken, arka planını çözmeye çabalarken yenisi patlıyor. Biri bitmeden, diğeri başlıyor adeta.
Olağanüstü hareketli bir sürece girdiğimiz kesin. Başkent'te nefes almanın bile zorlaştığı günler yine. Bunaltıcı, boğucu hava egemen Ankara'ya. Bu havayı soluyan herkes şikâyetçi halinden, memnun olan yok.

Dosyalar açılıyor, iddialar havada uçuşuyor. Belli ki her biri bir planın, bir stratejinin ürünü. Son bomba Taraf Gazetesi'nden... Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, kısa süre sonra Genelkurmay başkanı olmasına kesin gözüyle bakılan Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile buluşmuş. AK Parti'ye açılan kapatma davasından tam 10 gün önce. Bu bir iddia değil, gerçek, taraflar doğruladı çünkü.

Olayın iki boyutu var, yorumcular durduğu yere göre birine yöneliyor, diğerini es geçiyor. Kanaatimce 'demek ki izleniyormuş, takip ediliyormuş' denilerek geçiştirilemeyecek bir olay bu. O ayrı boyutu. Ayrıca konuşulmalı. Şu gerçek ki Ankara'da hiçbir şey sır olarak kalmıyor. Dün olduğu gibi bugün de öyle. Önce dedikodusu başlıyor, sonra gerçek yüzünü gösteriyor. Söylentilerin, dedikoduların en yoğun olduğu dönemdeyiz. Neler konuşulmuyor ki, kulağımıza neler çarpmıyor ki... Doğruların olduğu kadar kirli bilgilerin de dolaşımda olduğu bir süreç bu.

Değerli dostum Enis Berberoğlu yazdı, buluşma haberini üç gün önce Hürriyet duymuş, araştırmış, Paksüt'e sormuşlar; 'Hayır, görüşmedim, istihbaratınız doğru değil' demiş. Paksüt önce niye yalanladı, sonra niye doğruladı? Bir muamma. Çelişki dikkat çekici. Bu arada Berberoğlu'nun gündemin insanları cephelere ayırdığı bir süreçte 'filan zarar görür, falanın işine yarar' hesabı yapmayarak gerçeği örtmemesini, olduğu gibi sütununa taşımasını takdir etmemek mümkün değil.

Başbuğ ve Paksüt açıklamalarında, 1 saat 15 dakika süren görüşmenin sadece Kuzey Irak gelişmeleri ve kara harekâtı ile sınırlı olduğunu söylüyor. Gündemdeki diğer konuları hiç konuşmamışlar. Mümkün mü? Onlar öyle diyorsa bize inanmak düşer ama içimiz de rahat değil. Bir kurt düştü bir kere. Nasıl düşmesin ki... Gazetenin haberine göre görüşmeyi gizleme çabası da söz konusu, dışarıya sızmaması için tedbir alınmış, Başbuğ'un bulunduğu kat boşaltılmış, kameralar karartılmış. Buluşma eğer olağan ve sıradan ise niye gizlensin? Görüşmenin içeriği çok masum da olsa, sadece iki dostun buluşmasından ibaret de olsa her türlü soru işareti akla gelecek. TSK'nın iki numaralı ismi ile Yüksek Mahkeme'nin iki numaralı ismi gizlice niye buluşur? Henüz 367 kararının üzerindeki gölge silinmemişken... Kim ne derse desin bu kararın oluşmasında bazı dinamiklerin etkili olduğuna ilişkin halk arasında yaygın kanaat var.

Başbuğ ve Paksüt'ün açıklamalarına inanmaya çalışıyorum ama Kuzey Irak bahanesi bana pek tatmin edici gelmiyor, zihnimdeki kuşku bulutları dağılmıyor. Şu sorular hep sorulacak: Başörtüsü dosyası hiç gündeme gelmedi mi? Bununla irtibatlı olarak AK Parti'yi kapatma davası konuşulmadı mı? Üzücü, ancak Anayasa Mahkemesi'nin bundan sonra vereceği kararlarda bu buluşmanın hatırlanmaması mümkün değil. Spekülasyonlar yapılacak, abuk sabuk da olsa derin senaryolar yazılacak, komplo teorileri üretilecek. Bunların önü alınamayacak.

İlginçtir, Osman Paksüt bir süredir hukukçuluğuyla değil, ilişkileriyle ve başka konularla kamuoyunun gündeminde. Her defasında Yüksek Mahkeme'yi tartışmaların odağına çekiyor. Tartışılan sadece Paksüt değil, onun üzerinden Mahkeme ve kararları. İlişkileriyle AK Parti davası hakkında rengini de belli etti. Tarafsızlığını yitirdiği söylenebilir. Hukuku rahatlatmak, soru işaretlerini bertaraf etmek için acaba istifayı düşünmez mi? Yoksa Anayasa Mahkemesi'nin kararları farklı yönlere çekilecek, gölgelenecek...

zaman



Bu yazı 409 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,566 µs