En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Meclis sesini yükseltti; gerisi gelmeli



Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra siyasi parti sözcüleri sıcağı sıcağına konuştu, tepkilerini duygusal dozda dile getirdiler.
En yetkili ağızlardan gelecek derli toplu mesajlar için gözler grup toplantılarına çevrilmişti. Herkesin ne yapacağını merakla beklediği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan grup toplantısına kadar sessiz kalmayı yeğlemişti.

Acaba AK Parti'nin Anayasa Mahkemesi'ne dönük tepkisel politikası bir eylem planına dönüşecek miydi? Dün sabah Meclis'e bu soruya cevap bulabilmek, siyasetin nabzının ne yönde attığını öğrenebilmek için gittik. İlk grup toplantısını MHP yaptı: Bahçeli, "Yeni bir dönemin başlangıcındayız. Türkiye rejim bunalımı ile karşı karşıya" dedi ve herkesi eleştirdi. Buna Mahkeme'nin kararını 'malumun ilanı' diyen komutanlar da dahil.

MHP lideri sözlerini "Sorunlara çözüm aranacak yegâne yer Yüce Meclis'tir." cümlesiyle bağladı. Bahçeli'nin söyledikleri retorik olarak güzel. Çözümün adresi olarak gösterdiği Meclis de doğru tespit. Mesele bunları söylemek değil somut çözüm projeleri önermek. Daha önemlisi çözümün tarafı olmak. Ülkenin bu noktaya gelmesinde MHP'nin de payı var. Geri durarak, sadece konuşarak, bütün sorumluluğu iktidarın omuzlarına yükleyerek kendisini kurtaramaz. 'MHP, AK Parti'ye tuzak mı kurdu?' sorusu sadece Ankara'da değil Anadolu'da da sıkça sorulmaya başlandı. Ancak çözüme yapacağı katkıyla bu soruları bertaraf edebilir. Bu zor süreçten ülkenin çıkması için MHP'nin izleyeceği politika hayati önemi haiz.

Tabii MHP'den önce AK Parti'nin ne yapacağı önemli. Başbakan Erdoğan 4 günlük suskunluğun arkasından kürsüye geldi. Toplantıya ilgi olağanüstüydü. Daha sözünün başında lafı dolandırmadan doğrudan konuya girdi. Anayasa Mahkemesi'nin kararına tepkisini "İstiklalimizin sembolü olan bu Meclis bugüne kadar hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi kabul etmedi, bundan böyle de kabul etmeyecektir." diyerek ortaya koydu. Anayasa'dan bölümler okuyarak Mahkeme'nin son kararıyla yetkisini aştığını söyledi. "Milletimiz devleti yönetenlerden adalet istiyor, demokrasi istiyor." dedi. Erdoğan, CHP'nin uzun süredir yargı ile yasamayı çatıştırmak istediğine özellikle dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi'nin kararına geniş yer ayırdığı konuşması bir demokrasi ve siyaset manifestosu niteliğinde. Tepki var, öfke yok, çok sert de değil, makul üslup ve muhtevada. Kırıp dökmeden sistemi rayına oturtmayı amaçlıyor, kurumları anayasal sınırlarına çekmeye çalışıyor. Meclis'in, siyasetin mevzi kaybetmemesi için bulunduğu noktadan geri adım atmamaya da özen gösteriyor. Konuşmanın bütününü dinlediğimde Erdoğan'ın daha önce söylediği 'diklenmeden, dik durmak' sözünü hatırladım. Dünkü konuşmasını bu çerçeveye oturtabiliriz. Erdoğan'ın da cümleleri güzel, tespitleri yerinde... Söz olarak çok da anlamlı. Ancak bir 'eylem planı' içermiyor. Tamam, 'Meclis vesayeti, hiçbir gölgeyi kabul etmez, etmeyecek'. Peki bunu nasıl ortaya koyacak? Bir vesayet ve koyu gölge anlamına gelen Anayasa Mahkemesi'nin kararına karşı ne yapacak? Asıl soru bu. Erdoğan'ın sözlerinden bir cevap çıkarabilmek, eylem planının işaretini görebilmek mümkün değil.

Belli ki MHP de AK Parti de stratejisini Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın bu hafta içinde gerçekleştirmesi beklenen liderler zirvesine saklıyor. İki partinin lideri de Mahkeme'nin kararının doğrudan Meclis'in iradesini hedeflediğine inanıyor. Bu açıdan bakıldığında çözüme dönük eylem planının Toptan'ın zirvesinde ele alınması makul görünüyor. Bu arada 'CHP'nin grup toplantısından ne çıktı?' diye sorabilirsiniz, anamuhalefet partisi çözüm yerine sorunu daha da köpürtmekle meşgul. Bildiğiniz gibi yani.

Sözün özü dün grup toplantılarında güzel, süslü cümleler vardı, eylem planı için ise Meclis Başkanı'nın zirvesini beklemek gerekiyor. AK Parti'nin Meclis'in tatile girmemesi yönünde aldığı karar bu süreci eylemsizlikle geçirmeyeceğinin işareti.

zaman



Bu yazı 443 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,961 µs