En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Şer şebekesi



Son iki yıldır meydana gelen olayları anlamlandırmada kullandığım kavram 'bürokratik elit'.
Nedir bürokratik elit?
Kısaca tarif edersek: Devletteki çeşitli pozisyonlara, halk tarafından seçilerek değil, atanarak ya da atanmışlarca seçilerek gelen memurların kaymak tabakası.
Yani: Karar alabilen memurlar!
Genelkurmay ve Yargı bürokrasisi ( Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ) hemen aklımıza gelenler.
Ama bununla bitmiyor: Üniversite yönetimleri, özellikle de YÖK sisteminden geçerek üniversitelere rektör olarak atanmış kişiler de bürokratik elitin parçası.

Bu elite göre ideal düzen 1930'lu yıllarda yaşandı:
Cumhurbaşkanı Atatürk, Başbakan İnönü idi. Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, hükümetin doğal üyesiydi. Meclis'te tek parti vardı. İdeolojisi Kemalizm'di.
Bürokratik elitin " Altın Çağı ", dış şartların etkisiyle 1946 yılından itibaren inişe geçti, 1950'de de bitti.
Evet "Altın Çağ" sona erdi ama sözünü ettiğim zümrenin etkinliği sona ermedi. Devletin imkânlarını kullanarak, siyaseti şekillendirmeye devam ettiler.

Sosyal bilimlerin kavramları kapsayıcıdır. Genelleme yaparlar. Buna karşılık tek tek örnekleri açıklamada yetersiz kalabilirler.
Mesela bürokratik elit kavramı, Kemalist rektörlerin, icabında uzmanlıklarını bir yana atarak, siyasi davranışlar göstereceklerini varsayar.
Çünkü önemli olan o elitin bir parçası olarak hareket etmektir. Bu tavırlar kamuoyuna " rejimi " korumak olarak sunulur, halbuki yapılmakta olan "çıkarların" savunulmasıdır.
Peki bu savunma çabasının sınırları nedir? " Yok artık, bu kadarı da yapamayız " diyecekleri bir nokta var mıdır?
Hayır yoktur! Sadece döneme göre kullanılan araçlar değişir.
Mesela 1960 darbesinden sonra, İstanbul Üniversitesi'nin hukukçuları ve siyaset bilimcileri, koşa koşa Ankara'ya giderek cuntanın akıl hocalığını yapmıştı.
48 yıl önce hukukun ve siyaset bilimin kavramlarına takla attırarak darbeyi meşrulaştıran zihniyet, bugün de Meclis'in Yasama yetkisini engelliyor, halkın seçme özgürlüğünü buduyor.
Ancak şunu görmek gerek: Bu sadece bir zihniyet meselesi değil. Bürokratik elit bünyesindeki kişiler birebir ilişki içinde.
Mesela, emekli olduktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başına geçecek olan Org. Şener Eruygur, Jandarma Komutanıyken, 2003'te 'Cumhuriyet Çalışma Grubu' diye bir illegal teşkilat kuruyor.
Nihai hedefi darbe yapmak olan bu oluşuma, en az 15 üniversitenin rektörü de, " Gerekirse Kubilay oluruz " diyerek destek veriyor.


Özetle: Bürokratik elit neredeyse isim isim sayılabilecek kişilerden oluşan bir zümre.
Bu kişilerin faaliyetlerini izlerseniz, ortaya bir şebeke çıktığını görürsünüz.
İlişkiler ağının, aksamadan çalışarak zümrenin çıkarlarını koruması gerekiyor.
Bazı iyi niyetli aymazlar, " Türban yasası geçmeseydi, bunlar olmazdı " demekte.
Halbuki olanların türbanla bir ilişkisi yok! Türban bir bahane ! Uydurma bir gerekçe! O olmasaydı başka bir zımbırtıyı icat ederlerdi.
Asıl mesele, 1982 Anayasası'nın aşırı güç verdiği Cumhurbaşkanlığı makamına, " şebeke haricinden " bir kişinin oturması.
Onu, yani Abdullah Gül'ü aşağıya indirmeden ya da yetkilerini kuşa çevirmeden rahat edemezler.
Teori böyle diyor.

sabah



Bu yazı 598 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,357 µs