En Sıcak Konular

Emin Pazarcı


Emin Pazarcı
0 0 0000

Kriz, kriz, kriz...



Anayasa Mahkemesi, 1980 öncesinde yapılan değişiklikleri içerik açısından da denetleyebiliyordu. Bu durum, o dönemde ciddi rahatsızlıklar doğurmuştu.
 
1982 Anayasası'nda durum gözden geçirildi. Anayasa Mahkemesi'nin yetki alanı daraltıldı. 148. Madde'ye, mahkemenin Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleyip, denetleyebileceği hükmü konuldu.

Anayasa Mahkemesi, bu Anayasa hükmüne rağmen yetkisini genişletti! Türbanla ilgili kararında esasa da bakmaya yetkili olduğuna hükmetti.

Sonuç ortada:

Türban kararı ile birlikte, Türkiye gergin bir ortamın içine girdi. Basından ve siyasilerden Anayasa Mahkemesi'ne son derece ağır eleştiriler yöneldi. Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'yı çiğnediğine dair manşetler atıldı. Gidişatın demokrasimiz açısından kaygı verici olduğu yorumları yapıldı. Yetmedi, Anayasa Mahkemesi üyelerinin yargılanmalarını isteyenler bile çıktı.

Yıllardır çözülemeyen türban konusu, bu defa çözümsüz bir kriz halini aldı! Tartışmalar daha da alevlendi.

Öyle görünüyor ki, bu tartışma devam edip gidecek...

Gidecek ama Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar değişmeyecek. Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın tespiti son derece yerinde. Babacan, beğensek de beğenmesek de Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan başka çare bulunmadığını söylüyor.

Durum ortada. Türkiye'de bir başörtüsü sorunu var. Ancak bu sorunun çözümü için artık atılabilecek herhangi bir adım yok.


Anayasa Mahkemesi hiçbir dönemde bu kadar tartışmalı bir konuma gelmemişti. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında salt çoğunlukla ilgili olarak verdiği karar büyük tepki topladı. Sosyal güvenlikle ilgili düzenlemeleri iptali sırasında Anayasa'nın eşitlik ilkesine uymadığı eleştirileri yapıldı.

Tabii bütün bunlar sonucu değiştirmedi...

Siyaset müessesesi, her iki kararı da uygulamak zorunda kaldı.

Şimdi, mahkemenin önünde çok önemli bir dosya daha var. Anayasa Mahkemesi, önümüzdeki aylarda AK Parti'nin kapatılıp kapatılmayacağına karar verecek. Başbakan, "AK Parti kapatılamaz" diyor ama ortaya çıkan psikolojik hava tam tersi.

Başbakan'ın en yakınındaki isimler bile partilerinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacağına inanıyor. Üstelik, türbanla ilgili olarak alınan son kararın ardından kapatılma kararı çıkmasını bekleyenlerin sayısı iyice arttı.

Asıl krizin büyüğünü AK Parti'nin kapatılması halinde yaşayacağız...

Davanın açılması ile birlikte ağır aksak yürüyen bürokrasi iyice kilitlenecek. Piyasalar allak bullak olacak. Son günlerde kıpırdayan fiyatlar, daha da yükselişe geçecek. Enflasyon canavarı yine kendini gösterecek.


AK Parti kapatılır ve Başbakan'a da siyasi yasak gelirse, olacaklar belli. Hükümet düşecek, yeni hükümet arayışları başlayacak. Siyasette son derece önemli dalgalanmalar yaşanacak.

Senaryolar muhtelif ancak hangisinin uygulamaya konulacağı belli değil.

Şu anda baş rol aktörleri dahil kimse önünü göremiyor. Çünkü evdeki hesabın çarşıya uymaması ihtimali yüksek.

Masa başlarında hesaplar yapılıyor. Ara seçimden erken seçime kadar giden pek çok ihtimal üzerinde çalışılıyor. AK Parti'nin yeni bir parti ismiyle yola devam etmesinin yanı sıra, siyasette yeni oluşumların da devreye gireceği konuşuluyor.

Üstelik, yine kimsenin yapacağı bir şey yok!..

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar kesin. Beğensek de beğenmesek de uygulamak zorundayız.

Tablo açık ve net olarak ortada. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar, uzun bir süredir krizleri de beraberinde getiriyor. Türkiye'yi krizden çıkarma sorumluluğu ise sivil siyasete düşüyor!

bugün



Bu yazı 256 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2008 Ermeniler, işgal ve yeni dönem
    • 5 Eylül 2008 Türkiye'deki dinlenme paranoyası
    • 1 Eylül 2008 Kadehle laiklik, genelevle sosyal güvenlik
    • 21 Temmuz 2008 50.000 YTL’ye 23 terörist
    • 4 Temmuz 2008 Darbeyi kimler yapacaktı?
    • 30 Haziran 2008 Başbakansız Türkiye
    • 23 Haziran 2008 Mucizenin delileri
    • 9 Haziran 2008 Kriz, kriz, kriz...
    • 2 Haziran 2008 Hem matrak hem vahim
    • 26 Mayıs 2008 Körler ve sağırlar
    • 2 Mayıs 2008 Başbakan'ın acelesi
    • 28 Nisan 2008 Baykal şimdilik kurtardı!
    • 14 Nisan 2008 PKK’da ''sevişme'' kriteri
    • 31 Mart 2008 Keşke çoban kadar olabilse
    • 10 Mart 2008 Üç kritik sebep
    • 27 Şubat 2008 Marksizm'den cihat çağrısına!
    • 21 Ocak 2008 Barzani'den Türkiye'ye tuzak
    • 16 Mayıs 2007 "Hayırlı evlat" Erkan Mumcu
    • 14 Mayıs 2007 Miting savaşları
    • 2 Nisan 2007 TSK’daki tavır değişikliği

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,960 µs