En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

İhtilal hukuku



Anayasa Mahkemesi, başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik anayasa değişikliğini iptal etti.

Mahkemenin açıklaması malum:

"Anayasa değişikliği Anayasa'nın 2., 4., ve 148. maddeleri uyarınca iptal edilmiştir…"

Ne demektir bu?

148 maddeden başlayalım.

Madde şöyle:

"Anayasa Mahkemesi (…) anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Kanunların şekil bakımından denetlenmesi (…) Anayasa değişikliklerinde (…) teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır…"

Hukukçu olmaya gerek yok…

Söz konusu anayasa değişikliğinde teklif ve oylama çoğunluğu sorunu olmadığına göre, Anayasa Mahkemesi kendi yetki sınırlarını aşmıştır, dahası anayasanın 148. maddesini ihlal etmiştir.

Zira Anayasa Mahkemesi denetimi esas açısından yapmıştır…

Nitekim Anayasanın "Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti" olduğu belirtilen 2. Maddesi ile bu maddeyi değiştirilemez hükümler arasında sayan 4. Maddesine göre iptal kararı vermek, esas açısından yapılan bir denetime işaret eder…

Anayasa göre Anayasa Mahkemesi böyle bir işlem yapamaz, bu işleme gerekçe uyduramaz, bu konuda içtihad üretemez…

Geriye tartışacak ne kalıyor?

Karar siyasidir.

Karar "Anayasa Mahkemesi'nin kendisini TBMM'in yerine koyması, kurucu iktidar ilan etmesi anlamına gelmekte"dir.

Buna göre açıktır ki, bu ülkede Anayasa Mahkemesi'nin kabul etmeyeceği hiç bir anayasa değişikliği yapılamaz…

Bu düzeni istediğiniz gibi adlandırırsınız ama buna demokrasi adını veremezsiniz…

Yasamanın hacir altında olduğu bir düzen olsa olsa bir vesayet düzeni, bir yargıçlar hükümetidir…

Denetlemek ve uygulamakla yükümlü yargı kurumu kanun benim, kanunu ben koyarım derse,

Demokrasinin en temel ilkesini, kuvvetler ayrımı ilkesini alt üst eder.

Olan bu…

Olan ve düzen buysa, yargıç bizzat kanunun yerine geçiyorsa, yarın ne olacağını, AK Parti'nin kapatılma davasının adil bir şekilde görülüp görülmeyeceğini de tartışmaya gerek yoktur…

Gerek bu köşede gerek başka yerlerde onlarca kez tekrar edildi…

Türkiye "yargısal bir darbe süreci" yaşıyor.

Yaşanan değişim sürecine, yasama faaliyetine, siyasi alana yönelik imha edici ve gayri meşru girişimler hukuk ve yargısal kurumlar üzerinden meşrulaştırılarak adeta bir ihtilal hukuku mantığı üzerinden yürütülüyor.

Bu işe girişenlerin amacı açık bir şekilde "vesayetçi devlet modeli"ni korumaktır.

"Devletin siyaset üzerinde tahakküm ve denetim kurduğu bir anlayışı ihya etmek"tir.

Bu çerçevede yargı açık ve keyfi bir biçimde devlet ideolojisini koruma işini üstlenmiş, verdiği muhtıralar sonuçsuz kalan ve meşruiyeti azalan askerin bile önüne geçmiştir.

Bir kast sistemi, demokrasiyi ayrıcalık düzeni sanan, bir yaşam biçimi ve insan tipinin hükümranlığı sanan anlayış bir adım öne geçti…

Evet, Türkiye ters ilişkilerin ülkesidir…

Siyasi yetersizlik, yozlaşma, ideolojik takıntı, toplumu kutuplaştırma, demokrasi karşıtlığı gibi unsurların hemen hepsini temsil eden güçler, aynı unsurlara dayanarak başkalarından hesap soruyorlar.

Ülkeyi krize sokuyor, ancak o başkalarını krizin sorumlusu haline getiriyorlar.

Demokrasi kurallarını temsil edenler, demokrasinin altını oydukları iddiasıyla bu rejim güçlerinin nobran eylemleriyle karşı karşıya kalıyorlar.

Geçen bir adım öne geçti ama daha atılacak adım çok…

Ve bu yeni değil…

Türkiye buna rağmen, bunlara rağmen, bu zihniyete rağmen yol alıyor ve alacak…

Yeni Şafak



Bu yazı 283 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,153 µs