En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Her gördüğün pijamalıyı baban sanma



Geçtiğimiz günlerde uzun süre istihbarat subayı olarak çalıştıktan sonra emekli olan bir albay, ziyaretime geldi. Önemli konularda bilgi vereceğini söylemeden önce kısık sesle şöyle dedi: ‘Dikkatli olun, sizi dinliyorlar.’

Güldüm, ‘Gizlimiz saklımız yok, istedikleri kadar dinleyebilirler’ dedimse de konuğum tedirgindi. Mümkünse başka bir odada görüşme talebinde bulundu. Star binasının kuytusunda bir odaya yönelirken ‘Cep telefonlarını da bırakın’ demesin mi? Şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışırken bir başka talep daha geldi: ‘Odada bilgisayar da olmasın...’

Açıkçası çok ürktüm. Görüşmeden vazgeçecektim. Kendi halime bırakmadılar. Onca eziyete katlandım ama muhabbetten bir şey çıkmadı. Sadece çantasından çıkardığı üniformalı fotoğraflardan subay olduğunu teyit ettim.

Çok zaman geçmeden emekli askerlerle sıkı ilişkileri olan bir başka konukla benzer bir hadise yaşadım. Odaya girer girmez daha önce hazırladığı yazılı bir metni ‘sus’ işareti yaparak bana gösterdi: ‘Sadece sizin değil tüm binanın telefonları elektrik sistemi üzerinden dinleniyor. Dikkatli olun.’

Yine önemsemedim.

O günlerde bir gazeteci ziyaretçim oldu. Yemek ve çay sohbetinden sonra yanımdan ayrıldı. Sonradan öğrendim, yanımdan ayrıldıktan kısa süre sonra o arkadaşın cep telefonu çalmış. Arayan Tuncay Özkan: ‘Az önce Şamil Tayyar’ın yanındaymışsın. Orada ne işin var, anlat bakayım?’

Bu örnekler, yaşadıklarımın sadece bir kaçı. Bu durumda ne yapmam ya da kimleri suçlamam gerekiyor? Görüştüğüm şahıslar paranoyak olabilir mi? Veya Özkan’ın gazeteci arkadaşı araması tesadüf olamaz mı?

Fantastik dörtlü

Cevaplardan önce şu tespiti yapmalıyım. Türkiye’de dinleme teknolojisine sahip 4 kurum var: Genelkurmay, MİT, Jandarma ve Emniyet. Bir nevi fantastik dörtlü. Bunlar güç birliği yaparsa, darbe dahil Türkiye’ye çok rahatlıkla istikamet verebilirler. Geçmişte istihbarat dünyasının dominant faktörü MİT idi. Şimdi gücünü üç kurumla paylaşıyor.

İstihbarat dünyasındaki bu yeni süreç, sıfır hata ile sonuç alınabilmesi için kurumsal mutabakatı zorunlu kılıyor. Bugün için böyle güçlü bir mutabakattan söz etmek mümkün değildir. Diğer üçüne göre, burada oyun bozan emniyettir. MİT de pasif durumdadır.

2002-2007 yılları arasında çetelerle mücadelede emniyetin üstlendiği rolü ve üstün başarılarını dikkate alırsanız, fantastik dörtlü arasındaki uyumsuzluğun rejimin bekası açısından iyi olduğunu da söyleyebiliriz.

Vereceğim şu örnek bile emniyet istihbarat başarısını fazlasıyla anlatacaktır; Tespit edebildiğimiz kadarıyla Başbakan Erdoğan emniyet istihbarat sayesinde tam 12 kez suikast girişiminden kurtuldu. Eğer emniyet istihbarat olmasaydı, Türkiye bugün çok farklı bir noktada olabilirdi.

Ama her şeye rağmen, eğer hukukun üstünlüğünü savunuyorsanız bir siyasetçinin mahkeme kararı olmaksızın telefonlarının veya bulunduğu ortamın dinlenmesini mazur gösteremezsiniz. Hem suçtur hem gayri ahlakidir.

Eğer gerçekten bir dinleme varsa... Gerçeğin bulunması için devlet erkini kullanan herkes sürece pozitif katkı sunmalıdır. Bu çerçevede hükümetin CHP’ye ‘ortak komisyon’ önerisi oldukça makuldür.

Paranoyak olduk

Ancak her gördüğümüz pijamalıyı da babamız saymak doğru değildir. Geçen yıl ATO Başkanı Sinan Aygün’ün bazı oda yöneticileriyle yaptığı sohbetin perde arkasını yazmıştım. Anlatan, katılımcılardan biriydi. Ertesi gün Sinan Bey, ‘Burada böcek var, bizi dinliyorlar’ demiş. Daha sonra kendisiyle oturup bu mevzuu konuştuğumda hatırlattım bu sözünü. Güldü, ‘Espri yapmıştım’ dedi.

Sinan Bey espri yapmıştı belki ama memleketin ruh halini yansıtması bakımından önemlidir. Çünkü, son dönemde dinlendiğini düşünenlerin sayısında ciddi artış var. Çoğu kişi telefonları veya bilgisayarları kapalıyken bile dinlendiğini, çalışma odasının lazerle kayda alındığını söylüyor, yanından geçen her dobloya şüpheyle bakıyor.

Bu paranoyak ruh iklimini bir an önce terk etmemiz gerekiyor. Ama çözümü, hükümeti aşan bir boyuttadır. Çünkü sadece emniyet üzerinde kurulacak baskıyla bu sorundan kurtulamayız.

Maalesef sadece emniyet hedef haline getirilmektedir. Bu da hukuk dışı ve gayri ahlaki dinleme skandallarını önleme çabasından ziyade 28 Şubat sürecinde olduğu gibi hükümeti yıpratmaya yönelik bir psikolojik harekat fikrini güçlendirmektedir.

Son sözüm ‘Haydi Şamil kardeş’ diyen Ahmet Hakan’a. Yaşça küçüğümsün ama derin işlerde benden daha mahir olduğunu biliyorum...

star



Bu yazı 703 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,651 µs