En Sıcak Konular

Ergun Babahan


Ergun Babahan
0 0 0000

Anayasa herkesi bağlar, yargıyı da



Anayasa'nın 138'inci maddesi çok net: "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."
Maddenin hükmü gayet açık. Genelge gönderememe, tavsiye ve telkinde bulunamama kapsamına çok açıktır ki, Yargıtay da dahildir.
Yargıtay dünkü bildirisiyle Anayasa'nın 138'inci maddesini açıkça ihlal etmiştir ve Anayasa Mahkemesi'ne, görülmekte olan iki davayla ilgili telkini aşan bir biçimde etkili olma yoluna gitmiştir.
Bu bildirinin 27 Nisan gecesi Genelkurmay sitesine konulan e-muhtıradan bir farkı yoktur.
O muhtıra Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararını etkilemeye yönelikti, bu bildiri de Anayasa değişikliğinin iptali ve AK Parti'nin kapatılmasını sağlamaya yönelik.
Bu, işin bir yönü.
Yargıtay bildirisinin diğer yönü ise, kullandığı dil bakımından yargının ne kadar siyasallaştığını göstermesi açısından ibret vesikası...
Yargıtay Başkanlar Kurulu, AB yetkilileri ile Avrupalı siyasetçilerin kapatma davasıyla ilgili açıklamalarına tepki gösteriyor.
Peki aynı Yargıtay başkanları dava açıldığında kanal kanal gezip partinin kapatılması gerektiğini söyleyen eski başsavcılara neden tepki göstermedi, diye sormak gerekmiyor mu?
Yargıtay açısından, partinin kapatılması yönünde beyan vermek yasal bir tutum ama aksi bir görüş söylemek mahkemeyi etkileme çabası oluyor.
Tarafsız bir yargı açısından hiçbir şekilde kabul edilemez bir tutum.
Yargıtay bununla da kalmıyor, kendi yetki alanını aşıp yasama yetkisine müdahalede bulunuyor.
TBMM'yi Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddelerinde yaptığı değişiklikten dolayı açıkça itham ediyor.
Türkiye'de Meclis'in çıkarttığı yasaların yargısal denetime tabi olduğunu biliyorduk, Yargıtay'ın son tavrı bu denetimin yasama yetkisinin kullanılmasından öncesine de yaygınlaştırılmaya çalışıldığını gösteriyor.
Yargıtay bildirisinin en çarpıcı bölümü ise görüşlerine dayanak olarak AB raporlarını göstermesi olmuştur.
Kapatma davasıyla ilgili görüşlerine tepki gösterilirken, kendi işine gelen yönde AB raporlarına atıfta bulunmaktan çekinmemişlerdir.
Ama aynı AB, Yargıtay bildirisini mürekkebi kurumadan sert bir dille eleştirmiş ve bu tutumu kınamıştır.
Yargıçlar kararlarıyla konuşur.
Her somut olayda önüne gelen meseleyi inceler ve bir sonuca varır.
Siz hiç Fransız Yargıtay'ının, Alman Yargıtayı'nın bildiri yayınladığını duydunuz mu?
Duymazsınız çünkü gelişmiş demokrasilerde yargı tarafsızdır.

Geç kalan karar
İstanbul Valiliği art arda gelen ölümlerden sonra, geçen hafta iki ölümün meydana geldiği bir tersaneyi kapattı.
Geç gelen ama yine de yerinde bir karar.
En azından devletin yurttaşlarının patır patır ölmesine seyirci kalmayacağını göstermesi açısından önemli.
İşyerinde yeterli önlemi almayan, ölenin ailesine biraz para ödeyerek olayı kapatan işvereni cezalandırdığı için önemli.
Tersane sahipleri Tuzla'nın ölüm tersanesi olarak anılmasından rahatsızsa, harekete geçip önlem almalı.
Onlar almıyorsa, devlet yurttaşının canını korumak için gerekeni yapmalı.
Hem işverenin, hem devletin yetkililerinin vurdumduymaz davranışı hem yürekleri yaralar, hem de toplumsal düzeni sarsar.
Çünkü devletin birinci görevi, yurttaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.
Tuzla'daki ölümler devletin bu görevini yerine getirmediğinin bir göstergesiydi.
İstanbul Valiliği'nin aldığı bu karar, devletin yurttaşının canına önem verdiğini göstermesi açısından önem taşıyor.
Vali Güler'i bu kararından dolayı kutluyoruz, benzer tüm olaylarda aynı tepkiyi göstermesini bekliyoruz.

sabah



Bu yazı 334 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Mayıs 2012 Adalet talebinden tahrik olan bir ordu! Astsubaylar direnin
    • 4 Nisan 2012 Benim darbecim insanlık suçu işlemez
    • 24 Mart 2012 Ergenekon ve psikolojik savaş
    • 14 Mart 2012 Kürt meselesinde tarihi uyarı
    • 7 Mart 2012 Türkiye, AB için neden önemli!
    • 4 Mart 2012 Medya nasıl kurtulur?
    • 3 Mart 2012 Medya eliyle hükümet devirmek de darbedir!
    • 19 Şubat 2012 Sayın Başbakan 3’üncü dönemler hep zor geçer!
    • 15 Şubat 2012 Washington’ın Türkiye’ye bakışı
    • 14 Şubat 2012 Gazetecinin suç işleme özgürlüğü
    • 7 Şubat 2012 Tencere dibin kara
    • 5 Şubat 2012 Sadece ordu yetmez devleti sıfırdan kurmalı
    • 22 Ocak 2012 Barlas, Özkök’ü neden uyarmıştı!
    • 3 Ocak 2012 Bu facia AK Parti için çok ciddi alarm
    • 13 Aralık 2011 Siyaset ve sadakat
    • 11 Aralık 2011 Bu iddianamede ciddi şike var!
    • 6 Aralık 2011 İşte kahramanınız Kozinoğlu!
    • 22 Kasım 2011 CHP, Dersim ve Ermeni kırımı!
    • 19 Kasım 2011 Atatürk milliyetçiliği ‘Ne Mutlu Türküm’ demektir
    • 15 Kasım 2011 Ulusalcılara bir iyi bir de kötü haber

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,236 µs