En Sıcak Konular

Uğur Dolgun



Uğur Dolgun
0 0 0000

19 Mayıs’ta İngiltere Kraliçe’sinin ziyaretini değerlendirmek



Son günlerin en çok konuşulan gündem maddelerinden biri, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ile eşi Prens Philip'in Bursa'da kusursuz ağırlanması için protokoldekilere asalet dersi verilmesi ve Cumhurbaşkanı Gül’ün bu ziyaret nedeniyle ilk kez smokin giyip papyon takmak ve kadeh kaldırmak suretiyle gerçekleştirdiği jestler oldu…

Gerçi sayın cumhurbaşkanına bu konudaki hassasiyetinden ötürü yöneltilecek eleştiriler bir noktada haksızlık olacaktır. Çünkü bu tür ziyaretler ve diplomatik ilişkiler açısından en iyi ve en doğru olan teamül, kuşkusuz her şeyin protokol gereği -yani olması gerektiği gibi- gerçekleşmesidir.

Bunu, en iyi Sayın Gül bilir.

Geçmişte -Dışişleri Bakanı olduğu hükümet döneminde- resmi ziyaret amacıyla gidilen Libya’daki bedevi çadırında Kaddafi’nin ülkesine yönelik sözlü saldırıları karşısında, onurlu ve sorumlu bir devlet adamı olarak düştüğü durumu gösteren fotoğraflarda açıkça görülen kahrolmuş hali hala belleklerdedir…
 
Bu açıdan ziyaret, –30 bakire kızdan oluşan koruma ordusunu yanında götüren ve Paris’in ortasına içinde develerin de yer aldığı bir çadır kurdurtan bedevi liderle karşılaştırılması söz konusu bile olmayacak biçimde– muasır medeniyet seviyesine uygun düşen bir protokol anlayışı içinde gerçekleşmiştir.

Fakat yine de, sadece Kraliçe’ye lütfedilen bu jestlerin çok şık kaçmadığını da vurgulamak gerekir. Keşke, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında ve ulusal kutlamalarda da aynı hassasiyet gösterilebilseydi.

***

İşin bir diğer yönü, aynı coğrafyada yer alan iki lider arasındaki zihniyet farkı…

Burada görülen ayrışma, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla vücut bulan toplumsal düzene yönelik vizyon anlayışı içinde saklı.

Atatürk’ün tasarladığı ve hayata geçirdiği “muasır medeniyet” seviyesi, tek başına salt Batılı veya salt Doğulu zihniyet tasarımlarından oluşan kültürel kodlar ile karakteristikleri dışlar ve yerli ve ulusal unsurların sentezi üzerinde yükselir.

Referansını -Batı toplumlarının şekillenmesinde başlıca etken olan- milliyetçilik, demokrasi, çağdaşlık, laiklik ve sınıflı toplum gibi sosyo-ekonomik yapısallıklardan alsa da, özünde anti-emperyalist bir ruh taşır.

Birçok noktada pragmatist ve idealist siyaset felsefelerinin iç içe geçerek harmanlandığı bu zihniyet, ne körü körüne Batı taklitçiliğine işaret eder ne de ortodoks nitelikteki dini bir yapılanmaya.

Burada billurlaşan ve Türkiye milliyetçiliği şeklinde kendini gösteren anlayış; ortak dil, kültür, geçmiş, bayrak ve vatan gibi değerlerin tüm vatandaşları kapsamasıdır.
Ülke insanının, emperyalist güçlere karşı koymak ve vatanına sahip çıkmak yoluyla yeşerttiği bir milli birlikteliktir söz konusu olan…

Bu bağlamda, Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak paydası, anti-emperyalist duruş ile milli birlik ve beraberlik anlayışlarıdır.

Burada özellikle öne çıkan, ulusal bağımsızlığını ilan eden ve kendine güveni tam olan yeni bir devletin kendisine yönelik özsaygısıdır.

Atatürk’ün büyüklüğü de, ülkesine göz diken emperyalist Batı devletlerine karşı silahlı direniş gösteren Ortadoğu coğrafyasındaki ilk ulusal lider olmasında yatmaktadır.

***

İşte tüm bunlardan dolayı, Kraliçe’nin ziyareti sırasında sırıtan ve hoş kaçmayan temel sorun, protokolün uygulanmasından değil şahsa özel bir hal almasından kaynaklanmaktadır…



Bu yazı 702 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2008 Asabı bozuk bir adamın portresi…
    • 18 Eylül 2008 Basını bekleyen tehlike?
    • 11 Eylül 2008 Yetenek önemli tabii!
    • 8 Eylül 2008 Başbakan tarihi gerçekleri de göz önüne almalı
    • 2 Eylül 2008 Biri hepimizi gözetliyor…
    • 25 Ağustos 2008 Büyükşehirlerdeki aşiretler ve terör!
    • 16 Ağustos 2008 Kontrolsüz güç!
    • 7 Ağustos 2008 Alın size Ergenekon yazısı…
    • 28 Temmuz 2008 32 kısım tekmili birden…
    • 11 Temmuz 2008 Gündemi tatil sonrasında okumak (ya da okuyamamak…)
    • 23 Haziran 2008 Tatil düşleri…
    • 16 Haziran 2008 Önümüzdeki yerel ve genel seçimlerin sonucu zaten belli…
    • 11 Haziran 2008 Giderek DP’leşen AKP’yi kim kurtaracak?
    • 6 Haziran 2008 Ya istiklal ya…
    • 3 Haziran 2008 Peki, ya sonuç?
    • 27 Mayıs 2008 Aileden Sorumlu Devlet Bakanı nerede?
    • 19 Mayıs 2008 19 Mayıs’ta İngiltere Kraliçe’sinin ziyaretini değerlendirmek
    • 15 Mayıs 2008 Magandalardan lahmacun cinayeti…
    • 10 Mayıs 2008 “Dindar” değil “dinci” olunca…
    • 6 Mayıs 2008 Siyasi istikrar…

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,447 µs