En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Bu da bizim 'Büyük Ortadoğu' projemiz!



Genelde; Afro-Asya hattı, yani bizim coğrafya, yani orta kuşak, özelde; Afganistan, Irak, Filistin, Lübnan, Kuzey Irak, Kafkaslar, Balkanlar ve Orta Afrika, bugün olduğu gibi onlarca yıl daha dünyanın en sıcak tartışma alanları olacak. Gündelik yaşamımız, ekonomimiz, siyasi durumumuz, güvenlik kaygılarımız, dostluklarımız ve düşmanlıklarımız bu bölgelerde yaşanan krizlere, arayışlara bağımlı olacak. Soğuk Savaş sonrası öğrendiğimiz bütün kavramları, Irak'ın geleceğini, Kürt meselesini, mezhep krizini, etnik gerilimleri, rejim krizlerini, sokakların-ailelerin bölünmesini yine başkalarının önümüze sürdüğü kavramlarla, savaş veya barış projeleriyle tartışıyor olacağız.

Böyle devam ederse: Kendi zaaflarımızı, cehaletimizi, körlüğümüzü, ufuksuzluğumuzu başkalarının hesaplarıyla, planlarıyla, çıkarlarıyla birleştirip yanlış bir tarihin figüranları olmaya devam edeceğiz. Onlar için öleceğiz, onlar için aç kalacağız, onlar için dövüşeceğiz, onlar için yersiz-yurtsuz kalacağız. Kaynaklarımız onların olacak, rejimlerimizi onlar şekillendirecek, kimlerle yaşayacağımıza onlar karar verecek. Bizlerse özgürlük oyunu oynayacağız, bağımsız devlet oyunu oynayacağız, en büyük marifetimiz aralarında tercih yapmak olacak ve bununla övüneceğiz, bununla birbirimize efeleneceğiz, yakıp yıkacağız, birbirimize karşı ittifaklar kuracağız, cepheler açacağız.

Fazla geri gitmeyelim. Yüz yıldır bunlar olmuyor mu? Bir asırdır bu bölge, bizler, asırlarca birlikte yaşadığımız insanlara, şehirlere, ülkelere düşmanlıklar beslemedik mi? Yüz yıldır kafamızı kaldırıp, bize bu uğursuzluğu reva görenlere diklenebildik mi? Öfkemizi, kinimizi birbirimizden çıkarmadık mı? Bir yüz yıl daha böyle yaşamaya, birbirimizi boğazlamaya, aşağılamaya devam mı edeceğiz?

ABD'nin Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya ulaşan bölge projeleri var. Avrupa Birliği'nin Balkanlar'dan Ortadoğu'ya ulaşan bölge projeleri var. Fransa'nın, İngiltere'nin, Almanya'nın benzer gelecek projeleri var. Rusya'nın, Çin'in yaşadığımız bölgenin geleceği için planları var.

Peki bu topraklarda aynı evde, aynı sokakta, aynı şehirde yaşayanların, ülkelerin bir gelecek projesi var mı? Yoksa neden yok? Türkün, Arabın, Acemin, Kürdün, birbiriyle hesaplaşma dışında, yaşadıkları bölgenin özgürlüğü, refahı, barışı için geleceğe dönük kuşatıcı, birleştirici bir gelecek tasavvuru neden olmasın! Düne bakmak, bugünkü ortak renkleri görebilmek bunun için yeterliyken, başkalarının Ortadoğu'sunu inşa etmeye çalışmak, bunu yaparken de birbirimizi tüketmek geleceğimizi yok etmektir, bilmiyor muyuz..

Süleyman Şahin, kendi halinde bir gezgin. Bütün dünyanın paylaşım savaşı verdiği Ortadoğu'yu geziyor. Bir birey olarak bile neler yapılabileceğine dair güzel örnekler gösteriyor bize. Aslında bir çoğumuzun yaşadığı, bildiği ama bugüne ve geleceği taşıyamadığı gerçekler bunlar. Savaşın değil barışın inşa edilebileceği zenginliklerimiz, ortaklıklarımız..

“Halep'te Kale'de oturmuş çevreyi seyrederken karşılaştığım öğrenciler arasında bana İngilizce selam veren gencin Türkmen olduğunu ve Türkçe bilmediğini görünce içinde hissettiğim acıyı.. Bir başkasının utangaç bir eda ile yanıma gelip Türkçe özür dilemesini.. Şam'da gece yarısı Kasyun tepesinden yürüyerek aşağı indiğimde yolun beni götürdüğü Askeri Mezarlık ve Müze alanını.. Benimle kısmen Türkçe konuşan Suriyeli Kürt ve Türkçe konuşan Arap genç ile bir saatlik sohbeti.. Süleymaniye Camisi'nin avlusunda bulunan büfede anne tarafından Azeri baba tarafından Kürt olduğunu söyleyen genç ile Türkçe konuşmayı.. Hama'da nehir kenarında tarihi küçük caminin imamının Türk olduğumu duyunca, Arapça konuşmasında anladığım Osmanlı'ya rahmet ifadelerini,..

İran gezisinde Türkçe seyahat etmenin nasıl bir keyif olduğunu, Yazd şehrinde müzede görevli Kaşgar Türkü gencin benden Türkçe kitap istemesini.. 1999 Mart ayında, Öcalan yakalandıkta sonra Türkiye'den daha arabesk havayı Atina'da fark etmenin şaşkınlığını, bizlerden daha Ortadoğulu görünmelerini.. Clinton'ın Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkması ihtimalinden söz etmesine insanların gösterdiği kızgınlığı…

Şam'da Süleymaniye Camii bahçesinde kabri bulunan Sultanı Vahdettin Han'a fatiha okumak için oraya gittiğimde “gurbetin” ne demek olduğunu hissetmeyi… Size yıllarca farklı şekilde öğretilmiş birinin, kabrinin basit bir şekilde karşınıza çıkması ile başlayan tarih içinde yolculuk yapma ihtiyacını.. Bunlar ancak kendi rotamızı bulmamız ve kendi coğrafyamızı yaşayıp görmemiz halinde şahit olacaklarımız gerçek hayattan kesitler..

Daha fazla sayıda insanımızın Ortadoğu'yu gezmelerini teşvik etmemiz, bu ülkelerin gerek resmi kurumları gerekse sivil toplum örgütleri ile görüşürken karşılıklı seyahatleri artırıcı faaliyetlerde bulunulmasını salık vermemiz gerekiyor. Yirmili yaşlardaki gençlerimiz buraları gezdiği sürece ülkeler arası ilişkilerin gelişmesinin daha hızlı olacağı, kültürel alışveriş sürecinin hızlanacağı bir gerçek. Özellikle aydınlarımız, bölge gerçeklerini bizlere yansıtırken, bu kültürel yakınlığı da mutlaka aktarmalı…”

Süleyman Şahin gibi, bu bölgeleri gezen herkes aynı tespitleri yapacaktır. Yüzlerce yıllık ortaklıklarımız, zenginliklerimiz bu bölgeye yönelik bütün askeri, siyasi ve ekonomik projelerden daha güçlü. Bunu yapabildiğimiz ölçüde, aslında mezhepsel, etnik ve diğer farklılıklardan düşmanlık üretilemeyeceği, üretilmemesi gerektiği anlaşılacaktır. Madem, bir yüzyılı yalanlarla kaybettik, madem devletlerimiz veya rejimlerimiz farklılıklardan korkuyor o zaman biz bunu başaralım. Bundan daha büyük proje olur mu?

yenişafak



Bu yazı 569 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,534 µs