En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Kapatma davası ve Kıbrıs davası



LEFKOŞE (Kıbrıs Türk ve Rum kesimleri)- Parti kapatma davasının yalnızca bizleri, bir parça Avrupalılar'ı, biraz da Amerikalılar'ı ilgilendirdiğini düşünenler yanlıştalar; öyle anlaşılıyor ki, Kıbrıs'ta yaşayanlar için belki bizden daha hayati bir önem taşıyor Ak Parti'nin kapatılma davası; sadece Türk tarafında yaşayanlar için değil, Rumlar için de...

'Dünyanın ikiye parçalanmış tek başkenti' diye anılıyor Lefkoşe; gerçekten de tam ortasından iki parçaya ayrılmış durumda. Sonuçta küçücük bir ada, ama tam iki tane devlet var üzerinde; birbirine kuşkuyla bakan iki halk, ayrı idari yapılar altında hayatlarını sürdürüyorlar. Aradaki güven uçurumu çok derin; sadece Birleşmiş Milletler'e ait barış gücü askerleri yetmiyor, Türk tarafında 30 binin üzerinde anavatandan getirilmiş asker de görev yapıyor.

İki tarafın öncelikleri ve konuya yaklaşımları ne kadar farklı olursa olsun, gerçek ortada: Bölünmüşlük Türk tarafı için de, Rumlar açısından da sürdürülemez sıkıntılara yol açıyor. Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti markasıyla Avrupa Birliği üyesi halinde geldiler, ama parçalanmış bir adada Türkiye'nin gölgesi üzerlerinde yaşamak zorundalar; Türkler güvenlikli bir hayata nihayet kavuşmuş durumdalar, ama dünyadan tecrit edilmişlik işlerini olağanüstü zorlaştırıyor.

Daha da önemlisi, dolaylı ilgili olduğu Kıbrıs yüzünden Türkiye'nin AB üyeliğinin önüne tonlarca engel çıkartılıyor; kendisi AB üyesi olduğu için Rum yönetimi koyduğu rezervler ve vetolarla AB yolunu isterse Türkiye'ye kapatabilecek mekanizmalara sahip...

Buna rağmen, Filistin'den sonra dünyayı en fazla meşgul etmiş sorun olduğu bilinen Kıbrıs için çözüm şansı hiç bugünkü kadar belirgin olmamıştı. 1977 yılından buyana yapılan zirveler, hazırlanan yol haritaları, çözüm planları hep boşa çıktı; BM Genel Sekreteri'nin adını verdiği 'Annan Planı' bile, Rum tarafı referandumla reddettiği için, uzun ömürlü olamadı. Rumlar da direnişlerinin kendi aleyhlerine çalıştığını farkedip 'Hayır' sözcüğünden başka bir cevap bilmeyen Papadopulos'u devlet başkanlığından edip 'çözüm yanlısı' bilinen AKEL'in adayı Dimitris Hristofyas'ı o makama seçtiler...

Kıbrıslı Türkler'in 'sol' kökenli ve 'çözüm yanlısı' Mehmet Ali Talat'ı ile aynı frekansta olduğu bilinen Hristofyas Kıbrıslı Rumlar adına masaya oturmaya çok yanaştı; çözüm fazla uzak görünmüyor, ama bu defa iki taraf da Ankara'daki toz dumandan ne yapacağını bilmez haldeler...

İki gün üst üste Lefkoşe'nin Türk ve Rum taraflarındaki cumhurbaşkanlığı köşklerinde kendileriyle ayrı ayrı görüşme fırsatı bulduğumuz Talat ve Hristofyas, kısa süre içerisinde alınan mesafeyi anlatırken coşkuluydular. Teknik komiteler ve çalışma grupları hiç sorunsuz kurulabilmiş, çalışma esaslarını belirlemek de güç olmamış. Bazı grupların çalışmalarından derhal sonuç alınmaya da başlanmış. Pürüzlü noktalar hala ortadan kalkmış görünmüyor, bazısına henüz dokunulmamış da zaten; ancak iki lider on gün içerisinde biraraya gelecekler ve Haziran sonuna doğru da ilk aşama bitecek...

Bitecek de, nasıl bitecek?

Türk tarafı her şeye rağmen '2009'dan önce sonuç alabiliriz' beklentisinde. Rum tarafı o kadar umutlu olmasa da, alınan mesafenin geçmişte boş çıkmış başka denemelerden hayli ileride olduğunu onlar da söylüyor. Rum Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'den gelen bir grup gazeteciyi kabul edip kendi ifadesiyle 'samimi' bir biçimde görüşlerini aktarması bile, Kıbrıs sorunu tarihinde başlı başına bir yenilik...

Ya şu cümleleri Hristofyas'ın: 'Seçilmemden sonraki ilk basın toplantısında, halkıma, bakın dedim, ben Girneliyim, ama doğduğum kent Türk yönetimi altında olacak... Çözüme ulaşabilmek için 1974 sonrasında adaya gelip yerleşmiş Türk vatandaşlarından 50 bininin burada kalabileceğini de ben söyledim. Biz Türkiye'nin AB süreci önünde engel olmak istemiyoruz. Tersine, AB üyesi olmanızı istiyoruz.'

Bunlar evvelce hiç duyulmamış sözler... Bu tür sözleri Ankara'daki hükümetin demokratik açılımlarına bakarak ve çözüm konusunda iyi niyetli olduğuna inanarak attığını söylüyor Hristofyas. Ak Parti'nin kapatılma tehdidi altına düşmesi onu tavrı üzerinde yeniden düşünmeye ve tereddüde sevk etmişe benziyor. Yakın zamana kadar koruduğu, Kıbrıslı Türkleri heyecanlandıran coşkusunu hayli yitirmiş...

Parti kapatma davası Kıbrıs davasını da tehdit ediyor, görüyorsunuz...

yenişafak



Bu yazı 604 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,822 µs