En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

Patinaj ve bıkkınlık



Son bir hafta içinde epeydir görmediğim çok sayıda insanla konuştum. Hepsi de Can Paker'in deyimi ile "Türkiye'nin gelecekteki partisi"nin doğal üyesi olan insanlar...
 

Daha önceki karşılaşmalarımızda, genellikle şöyle olurdu: Sohbetin ilk yarısı "Ne var ne yok"la; görüşemediğimiz süre içinde hayatımızda olup bitenleri birbirimize aktarmakla geçer, ikinci yarıda mutlaka o kaçınılmaz soru, "ne olacak bu memleketin hali" sorusu gündeme gelir; politik tartışmalara geçilirdi. Dikkatimi çekti; bu defa öyle olmadı. Sohbetlerimizin geleneksel ikinci bölümü pek açılmadı. Yıllardır politikayı yakından izleyen, eleştiren, taraf olan, analiz yapan bu insanlar artık bu "kısırdöngü" den bıkmış gibiler.

Ne takip etmek, ne de üzerine konuşmak içlerinden gelmiyor. Son kapatma davası, epeydir biriken bıkkınlığı susma noktasına getiren bir etki yaratmış. Her şeyin nafile olduğu gibi bir duygu gelmiş üzerlerine. Konuşsak ne olacak, tartışsak ne olacak, hatta yeniden sandığa gidip oy versek ne olacak...

İşte sonunda bir savcı çıkıp bir iddianameyle her şeyi altüst etmiyor mu... havasındalar. Sadece kapatma davası değil, Türkiye'nin yakın geçmişte sıcak bir biçimde gündeminde olan her konunun can sıkıcı bir kısır döngüye girmiş olmasının etkisi var bu bıkkınlık halinde. Türban meselesinde siyasetin bittiği noktadayız. Artık söylenebilecek yeni bir söz kalmadı. İşin kötüsü yapacak bir şey de kalmadı. Hükümet üstüne düşeni yaptı; Meclis üstüne düşeni yaptı; ama çözüm olmadı. Türban konusu şu anda hiçbir zaman olmadığı kadar belirsiz ve askıda... Ve tabii insanlar hayalkırıklığı içinde: Artık neyi tartışacak, neyi konuşacağız? Kürt meselesinde de aynı patinajı yaşıyoruz. Karşılıklı aynı argümanlar tekrarlanıyor; aynı itirazlar yapılıyor, ama bir ilerleme yok. Ne tartışmalarda bir derinleşme; ne icraatta yeni bir ufuk, yeni bir yaklaşım...

Sonuç; bu patinaj karşısında duyulan bıkkınlık ve uzaklaşma; "ne haliniz varsa görün" tavrı... Benim görebildiğim, militan kesimler dışında büyük çoğunluğun şu aralar böyle bir ruh hali içinde olduğu. Bu bıkkınlık ve ilgisizlik halinin en kötü taraflarından biri de nedir biliyor musunuz?

Haklı- haksız ayrımı yapmaya bile üşenir hale getirir insanları. Çoğu insan sebebi umursamaz olur; zaten gelişmeleri yeterince izlemez olduğundan sebep-sonuç ilişkilerinin ucunu da kaçırır; sadece sonuca sinirlenir. Kendini tümüyle olayın dışına çekip; herkesten aynı şekilde uzaklaşarak, herkese aynı şekilde kızarak siyaset sınıfını kendi aralarında didişmek üzere baş başa bırakır. Tabii, toplumdaki bu ruh hali her zaman mağdurun değil, mağdur edenin; haklının değil haksızın işine yarar. O yüzden de geniş kitlenin hakemlikten çekilmesinden en fazla haklı olanların korkması gerekir.
 
bugün



Bu yazı 525 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,678 µs