En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

O yemekte ne konuşulmadı



Başbakan’ın şeref konuğu olduğu Cumartesi akşamı toplantısından hiç bahsetmeyecektim. Çünkü daha en başında davet sahibi hepimize yemeğin off the-record olduğunu hatırlatmıştı. Diğer benzerlerinde olduğu gibi o yemekte de konuşulanların yazılmaması gayet doğaldı.

Davetliler arasında Başbakan’ın bulunması da gerekmez... Biz gazeteciler yazılmamak kaydıyla davet edildiğimiz birçok toplantıya katılırız, söz verdiğimiz gibi de konuşulanları yazmayız. Yazılmamak kaydıyla kabul edilen bir davette konuşulanları yazmak ayıptır, mesleki ahlaksızlıktır. Katılmadığı 5 saatlik bir yemeğin içinde bölük pörçük duyduklarını ‘ifşaat’ gibi yazmak nedir, varın siz düşünün...

Yemekle ilgili olarak yazılanlar, konuşulanlar hem meslek etiği açısından hem de Türkiye’nin son döneminde yaşanan olayların kamuoyuna yansıyışının nasıl bir kurgunun ve zihin yapısının eseri olduğunu anlamak açısından ürkütücüdür. Başbakan’ın sözlerinin bile dramatik biçimde çarpıtıldığı bir sistemde, medyaya yakalanan sıradan insanların nasıl bir çaresizlikle karşı karşıya olduklarını bir kez daha hissettirecek kadar...

Yine de ne konuşulduğunu yazacak değilim. Ama, o akşam konuşulduğu iddia edilen ve orada bulunan herkesi ilzam eden sözlere bir çift laf etmek gerekiyor.

Her şeyi konuştuk... Sadece gazeteci davetliler değil, diğer konuklar da; hepimiz Başbakan Erdoğan’a akıllarındaki her şeyi sorduk. Kapatma davasına yönelik stratejiyi, anayasa değişikliği meselesini, AB’yi, 1 Mayıs’ı ve Sabah-atv satışını...

İtiraf edeyim, o akşamki sohbet Başbakan’la bugüne kadar yapılanların belki de en sorgulayıcılarından birisiydi. Erdoğan’ın görüşlerine katılmadığını keskin ifadelerle dile getirenler de oldu. Aldığı cevaptan tatmin olmadığını söyleyenler de. Yani, kimse kimseye çanak tutmadı.

Kıyaslayacak olursak... Köşelerinde o toplantıdan sızdırdıkları yanlış bilgilerle ‘araştırmacı gazetecilik’ gösterisine girişilenlerle beraber de Başbakan’la çok söyleşi yaptım. O söyleşilerde Erdoğan’a söyledikleri sempati cümlelerini bilen birisi olarak söyleyeyim, Cumartesi akşamı kimse Başbakan’a güzelleme yapmadı. Herkes, konuşmanın seyrine göre genelde köşelerinde yazdıkları fikirleri Başbakan’a aktardı. Erdoğan da konuları kendi açısından cevapladı.

Toplantıyla ilgili yayınlanan haberleri okuyunca başka bir yemekte olduğumu zannettim. Bazıları hiç konuşulmadı, bazıları da başı ve sonu alınmamış sadece ortası yazılan, yani bağlamından koparılan cümleler. O cümleler de konuşmada kastedilen anlamla uzaktan yakından ilgisizdir.

Bunların başında da Sabah-atv satışıyla ilgili olduğu iddia edilen ve Başbakan’ın ‘Satışa müdahale etseydim daha ucuza sattırırdım’ cümlesi vardır. Böyle bir cümle sarfedilmedi. Aksine Erdoğan, Başbakan olarak kendisinin devletin ne kadar çok kazanacağına, devlet kasasına ne kadar para gireceğine baktığını söyledi. İhaleye müdahale edildiğine dair söylentilere de en keskin ifadelerle tepki gösterdi. Bu kadar açık...

Medya artık tehlikeli bir silah haline gelmiştir. AK Parti hakkındaki kapatma davasının iddianamesinde delil olarak dosyaya konulan malzemelerin tamamının gazete haberi olduğu dikkate alınırsa bu silahın ne denli öldürücü olduğu daha iyi anlaşılır. Üstelik de o haberlerin yarıya yakınının ertesi gün tekzip edildiği ortadayken...

Başbakan’la yemeğin medyaya yansıma biçimi, yöntemi ve hatta adını koyalım ‘amacı’ yeni dosyalara malzeme hazırlamaktır. O toplantıya çağrılmamasını sorun eden bir gazetecinin köşesinde yazdıklarına nasıl itimat edilebilir? ‘Yemeğe direkt katılmayan bir kişi’den alınan bilgiyle yapılan araştırmacı gazeteciliğin tek maksadı olabilir; iddianın doğru olup olmadığı önemli değil kayda geçsin yeter.

Yemeğe direkt katılmayanlardan bile beslenebilen bir medyadan söz ediyoruz. Başka söze gerek var mı?

 
star



Bu yazı 364 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,071 µs