En Sıcak Konular

Emin Pazarcı


Emin Pazarcı
0 0 0000

Başbakan'ın acelesi



Geçtiğimiz salı günü TBMM'deydim. Ak Parti'nin pek çok önemli ismi ve bazı bakanlarla görüştüm. Hemen hepsi, "Bu sürecin sonu belli" cevabını verdi:
 
Öyle görünüyor ki, Anayasa Mahkemesi'nden Ak Parti hakkında kapatma kararı çıkacak. Bunun tersini savunan tek bir isim çıkmadı. İktidar Partisi'nin ağır topları, verilecek bu kararın da "hukuki" değil, "siyasi" olacağını görüşünde birleştiler. Durum ortada: Ak Partililer, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek bir kapatma kararına daha şimdiden hazırlar.

Anayasa Mahkemesi kapatma kararı verirse, Başbakan Erdoğan'ın da "siyasi yasaklılar" listesinde yer alacağı ortada. Erdoğan, 5 yıl süreyle bir siyasi partinin kurucusu, üyesi ve yöneticisi olamayacak. Erdoğan buna rağmen, savunma için Anayasa Mahkemesi'nden ek süre istemedi. Ak Parti, 98 sayfalık savunmasını Anayasa Mahkemesi'ne sundu. Başbakan acele ediyor...

Bir başka ifade ile bile bile kafasını giyotine uzatıyor! Neden acaba? Bu sorunun cevabı, yaklaşan yerel seçimlerde gizli. Türkiye, 2009 yılının mart ayında mahalli yöneticilerini seçmek için sandık başına gidecek. Dava sürecinin uzatılması halinde yerel seçimler de riske girecek. Ak Parti, süre uzatımı istemezse, dava Eylül ve Ekim aylarında sona erecek. Yeni partinin kurulması ve yerel seçimlere hazırlanması için 5-6 aylık bir süre kalacak. Eğer süre uzatılırsa, Ak Parti'nin yerini alacak partinin yerel seçimlere katılması riske girecek. Üstelik, sürenin uzatılması verilecek kararı da etkilemeyecek!

İşte bu yüzden, başta Başbakan olmak üzere Ak Parti kurmayları "Ne olacaksa bir an önce olsun ve ona göre yolumuzu çizelim" görüşünü kabul etmiş görünüyorlar. Anayasa değişikliğine gelince... Bu ihtimal, ağırlığını kaybetmiş durumda. Artık, Ak Parti'nin kapatılmasının Anayasa değişikliği ile önlenmesi planı eskisi kadar dillendirilmiyor. Bunun da iki sebebi var: Birincisi, Anayasa değişikliği için yapılacak referandumun Türkiye'yi gereceği ve sonuçta bu gerginliğin Ak Parti'ye zarar verebileceği düşünülüyor. Hatta, böyle bir adımın son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bile dillendiriliyor. İkincisi, yapılacak bir Anayasa değişikliğinin dava sürecini kesin olarak etkileyip etkilemeyeceği de net değil. Ak Parti, Anayasa değişikliğini şimdilik buzdolabında tutuyor.

En önemli problem de Başbakan Erdoğan hakkında gelebilecek olan bir siyasi yasak. Ak Parti kapatılırsa, Başbakan'a da 5 yıl süreli "siyasi yasak" gelecek. Böyle bir durumda, Erdoğan'ın dokunulmazlığı kalkacak. Yeni bir partinin "dışarıdaki lideri" konumunda olsa bile, dokunulmazlığı kalktığı için ciddi sıkıntılar yaşayabilecek. Bunu önlemenin tek yolu, Başbakan Erdoğan'ı "bağımsız milletvekili" sıfatı ile tekrar Parlamento'ya sokmak. Üstelik, bu operasyonu gerçekleştirmek için seçim süresinin sonunu beklemeye de gerek yok.

İki ihtimal var: Anayasa'ya göre, Parlamento'daki sandalye sayısının yüzde 5'inin boşalması durumunda milletvekili yenileme seçiminin yapılması gerekiyor. Ancak, bu kadar milletvekilliğini boşaltmak zor ve sıkıntılı bir işlem. Geriye ikinci ihtimal kalıyor: Bir seçim bölgesinin milletvekilliklerinin tamamen boşalması ve o ilin Meclis'te temsil kabiliyetinin kalmaması durumunda da 90 gün içinde ara seçim yapılıyor. Erdoğan'ı Parlamento'ya sokmanın en kolay yolu, iki milletvekili olan bir ilin istifalarla boşaltılıp ara seçime gidilmesi. Ak Parti'de şimdi bu hesaplar yapılıyor!

bugün



Bu yazı 353 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2008 Ermeniler, işgal ve yeni dönem
    • 5 Eylül 2008 Türkiye'deki dinlenme paranoyası
    • 1 Eylül 2008 Kadehle laiklik, genelevle sosyal güvenlik
    • 21 Temmuz 2008 50.000 YTL’ye 23 terörist
    • 4 Temmuz 2008 Darbeyi kimler yapacaktı?
    • 30 Haziran 2008 Başbakansız Türkiye
    • 23 Haziran 2008 Mucizenin delileri
    • 9 Haziran 2008 Kriz, kriz, kriz...
    • 2 Haziran 2008 Hem matrak hem vahim
    • 26 Mayıs 2008 Körler ve sağırlar
    • 2 Mayıs 2008 Başbakan'ın acelesi
    • 28 Nisan 2008 Baykal şimdilik kurtardı!
    • 14 Nisan 2008 PKK’da ''sevişme'' kriteri
    • 31 Mart 2008 Keşke çoban kadar olabilse
    • 10 Mart 2008 Üç kritik sebep
    • 27 Şubat 2008 Marksizm'den cihat çağrısına!
    • 21 Ocak 2008 Barzani'den Türkiye'ye tuzak
    • 16 Mayıs 2007 "Hayırlı evlat" Erkan Mumcu
    • 14 Mayıs 2007 Miting savaşları
    • 2 Nisan 2007 TSK’daki tavır değişikliği

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,673 µs