En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bu Umut da umut vermiyor...



Nereden çıktığını bilmiyorum? Kimdir? Geçmişi ve müktesebatı nedir? Siyasi kavrayışı ‘genel başkanlık yükünü’ kaldırmaya yetecek midir? Daha da önemlisi, kronik muhalefet partisi CHP’ye ‘özlenen iktidar kapılarımı’ açabilecek midir?

Bilmiyoruz.

Daha doğrusu, sanmıyoruz.

İddialı yüz çizgilerine sahip.

Bakışlarından ve duruşundan ‘taşan hırsı’ hırsı görmek mümkün...

İşadamı olduğu söyleniyor.

Piyasadan geldiğine, ‘piyasa koşullarını’ bildiğine göre, illa ki memur takımından farklı olmalı.

Farklı mı?

Bunu da bilmiyoruz.

Dün bir internet sitesine girdim ve CHP Genel Başkanı adayı Umut Oran’ın demiş bulunduklarını okudum.

Her genel başkan adayı gibi, iddialı konuşuyor.

Partisini nasıl da başarıdan başarıya koşturacağını, nasıl da tek başına iktidara taşıyacağını anlatıyor. Fakat, Baykal’dan ve yarışmacı arkadaşı Haluk Koç’tan farklı bir şey söylemiyor.

Baykal’dan farkı, göründüğü gibi olması... Yani genç olması...

Hani Baykal, hafta sonu kurultayı için bir ‘imaj çalışması’ yaptırmış, hazırlattığı afişin altına ‘Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün’ yazdırmıştı ya.

Baykal göründüğü gibi değil. Artık yaşlı bir siyasetçi...

Olduğu gibi görünme konusunda da bazı sorunları var.

Fakat, ‘göründüğü gibi olmayı başaran’ Umut Oran bize ne söylüyor?

Hiçbir şey.

Tamam, genç ve aşırı heveskar bir politikacı olarak, selam çakması gereken yerlere, gerekli selamı özenle çakıyor, ‘Mustafa Kemal’in delegelerine ve onların sağduyularına güvendiğini’ söylüyor ama, bence buna fazla güvenmesin.

Onlar Mustafa Kemal’in delegeleri değil.

Deniz Baykal’ın delegeleri...

Hem, ‘Mustafa Kemal’in delegeleri’ de nereden çıktı?

CHP’li arkadaşlar bu anakronik zihin yapısını daha nereye kadar taşıyacaklar? Temsil mekanizmasının bir parçası olduklarını ne zaman hatırlayacaklar ve daha da önemlisi ‘sistemin sahibi’ gibi davranmaktan ne zaman vazgeçecekler?

Diyor ki Umut Oran kardeşimiz, ‘Ben Mustafa Kemal’in delegelerine, onların sağduyularına güveniyorum. Onların ömür boyu muhalefette kalarak laikliği, cumhuriyeti koruyamadıklarının, demokrasiyi savunamadıklarının, sosyal adaleti gerçekleştiremediklerinin, iş-aş yaratamadıklarının bilincinde olduklarını düşünüyorum. Ben iktidar alternatifi, umudu olarak yola çıktım. Mustafa Kemal’in delegelerinin de bu seçeneği doğru değerlendireceklerini düşünüyorum.’’

Ben de diyorum ki...

Toplum, ne zaman ‘toplum’ olmaya doğru adım atsa ve siyaseti yegane çözüm mercii olarak görse, karşısında ‘onları’ (bürokratik ve siyasi eliti, ‘Mustafa Kemal’in delegeleri’ diye gaz verilen bozkır politikacılarını) buluyor.

Onlar kimi zaman ulusalcı reflekslerle, kimi zaman laiklik histerisiyle, kimi zaman da ‘Cumhuriyet’in kazanımlarını koruyoruz’ bahanesiyle çıkıyorlar ortaya...

Her defasında ‘Bu memleket sahipsiz değil’ deyip, antidemokratik mekanizmalarını devreye sokuyorlar.

Pek de umut vermeyen Umut Oran’a tavsiyem şu:

Toplumda oluşmaya başlayan ‘toplum bilinci’ni özümseyip, toplumun kendine dönme çabalarını hazmeder, yani temsil mekanizmasının bir parçası olduğunu hatırlayıp her şeye rağmen siyaseti ‘tek meşru çözüm mercii’ kabul ederlerse, olur.

Aksi halde, iktidar miktidar yok...
 
star



Bu yazı 352 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,311 µs