En Sıcak Konular

Tamer Korkmaz


Tamer Korkmaz
0 0 0000

Farkları şu: Baykal ''Erol Taş''tır; Koç da ''Önder Somer''



Yarın, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 23 Nisan nedeniyle Çankaya Köşkü'nde liderlere vereceği yemeği boykot ediyor!

CHP sözcüleri, boykotu “Zorunlu haller dışında Cumhurbaşkanı ile bir temasımız olmayacak” diye izah etmeye çalışıyorlar…

Tatmin edici olmaktan hayli uzak bir açıklama…

Deniz Bey, bir süre önce Köşk'te Cumhurbaşkanı ile buluşmuş; ancak bu görüşmeyi “önemli konular konuşmadık, sadece hoşbeş ettik, mantı falan yedik” diyerek hafife almış, güya görüşme olmaktan bile çıkarıvermişti!

Köşk kaynakları ise Baykal'ın sözlerine şaşırmış ve itiraz etmişlerdi.

***

Baykal, şimdi ne yapıyor?

Çok önemli bir günde “milli egemenliğimize” en büyük vurguyu yaptığımız 23 Nisan bayramımızda; tutuyor, Çankaya Köşkü'ne çıkmıyor...

Böylelikle “Biz aslında Cumhurbaşkanı'nı takmıyoruz, tanımıyoruz” demeye getiriyor…

Abdullah Gül, milli egemenliğin zirvesi olan TBMM tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır.

Baykal'ın bu tavrı; milli egemenlik kavramıyla da, milli irade mefhumu ile de gerçek anlamda bir bağının kalmadığının göstergesidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde demokratik işleyişi akamete uğratmak için elinden geleni yapanlara; “uzlaşma arıyoruz” kisvesi altında, “rejim krizine oynayan” tavırlarıyla büyük destek vermişti, CHP lideri…

Yaşadık, gördük: Hiçbiri amaçlarına ulaşamadılar…

Baykal'ın “uzlaşma” dediği hadise “AKP dışından” hatta “Meclis dışından” bir cumhurbaşkanıydı…

Böyle bir talep, gerçekte “uzlaşma” değil; “iyi saatte olsunlar” takımının vesayeti altına girmek, “anti demokratik süreçlere” yeniden yelken açmak demekti…

Ankara'nın “uzlaşma” tuzağına düşerek geriye dönmesi sözkonusu dahi olamazdı: Olmadı da…

Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, “milli irade” ile ciddi sorunu olan Baykal'ı çok rahatsız etmişti…

CHP lideri şimdilerde “boykot” takılıyor: Bu hasmane tavır; devletin milletiyle barışma adımını, milli egemenliği, nihayetinde milleti boykot etmektir.

***

Baykal'ın CHP'sinde hafta sonu kurultay var…

Kurultay, CHP'nin “Tam Yol İsmet İnönü” yörüngesinde gitmeyi sürdüreceğinin bir kez daha ilan edilmesi manasına gelecek…

Yani, “Durmak yok; Statükoculuğa devam…”

CHP'nin tabanı ve örgütü değişmediği müddetçe daha çok kurultaylar gelir, geçer…

***

Baykal'ın “kolay rakipleri” arasında öne çıkan isim Haluk Koç…

Haluk Bey'in sarf ettiği “CHP halkla el sıkışmalı” veya “CHP darbe günlüklerine karşı çıkmalıydı” gibi cümleler kulağa hoş geliyor, olabilir…

Ancak söyledikleri dikkatle incelendiğinde ya da “Savaşta ne yapmıştın baba?” tarzındaki bir muhabbette; Haluk Koç'un da neticede Baykal'la aynı kapıya çıktığını görmek hiç de zor değildir…

“Laiklik uygulamalarından doğan sorunlar” bahsinde “dindar kesimin yıllar yılı yaşadıklarından zerre kadar söz etmeyen” bir Haluk Koç var, mesela…

Ayrıca, “CHP üst yönetiminin 27 Nisan e-muhtırasına karşı çıkmasını isterdim” diyor, Haluk Bey: O esnada kendisi genel başkanlık koltuğunda oturuyor olsaydı, “sanal muhtıra”ya hiçbir itirazının olmayacağını kendisi de gayet iyi biliyor!

***

Koç, “367, ilk kez CHP PM'sinde Şahin Mengü tarafından dile getirildiğinde Baykal'ın bunu çok tutarlı bulmadığını, ancak sonradan Kanadoğlu ortaya attığında CHP'nin 367'yi savunmaya başladığını” dünkü Milliyet'te anlatıyor!

367 başvurusunu yapan Haluk Bey'in ta kendisi:

“Anayasa Mahkemesi'ne yetmişe yakın defa gitmişler, çoğunda da Koç gitmiş” ama “bu gidişlerden hiç birinde aklına yatmayan bir husus olmamış” Haluk Bey'in…

Yani, “367 Hurafesi” ile bir sorunu olmamış!

***

“Deniz Bey'le Haluk Bey arasındaki fark” ne mi?

Baykal, Erol Taş rolünde; Haluk Koç ise Önder Somer!

Bütün fark bu…

yenişafak



Bu yazı 1,812 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Eylül 2012 Otuz beşe bakla
    • 24 Ağustos 2012 Arkadakiler
    • 17 Ağustos 2012 ''Düğme''li olsun!
    • 10 Ağustos 2012 Kumpas
    • 3 Ağustos 2012 Yıldızın parladığı o sahne
    • 20 Temmuz 2012 Steril
    • 6 Temmuz 2012 Bir ıslık da biz çalalım!
    • 3 Temmuz 2012 Hava sahamıza giren Wall Street J'eti
    • 5 Haziran 2012 Hayal Teknesi!
    • 15 Mayıs 2012 Büyük Satranç Sahnesi!
    • 8 Mayıs 2012 Hükümete ''Tomahawk'' atmışlardı!
    • 4 Mayıs 2012 Gözlerimiz tamamen kapalı!
    • 24 Nisan 2012 ''ABD Karışmadı'' Yalanı
    • 10 Nisan 2012 Kime, ne lazımmış?
    • 6 Nisan 2012 Şapkanın Altındakiler
    • 20 Mart 2012 Hokus, pokus...
    • 6 Mart 2012 Kafasını koparalım, diyorlardı!
    • 28 Şubat 2012 28 Şubat'ın Balans Ayarları!
    • 17 Şubat 2012 Anahtar
    • 14 Şubat 2012 Hedef tahtası

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,781 µs