En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Aferin Onur Öymen...



Hemen baştan söyleyeyim de arıza çıkmasın. Bu satırların yazarı, Türkiye’de ‘sosyal demokrat’ fikriyatın gelişmesi ve kurumsallaşmasını savunmakta, arzulamakta, hatta bu sonucu ‘hasretle’ beklemektedir.

İkincisi, bu ülkede, kendisini talepler temeline konuşlandırmış güçlü bir muhalefete ihtiyaç bulunduğuna inanmaktadır.

Hem parlamentodaki ‘iktidar-muhalefet dengesi’nin kurulması, hem de demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından.

Şunu söylemeye çalışıyorum:

Gözü kapalı bir muarız değilim.

CHP düşmanı da değilim.

Bu partinin yaptığı her şeye karşı ‘kafadan’ çıkan müzmin bir muhalif hiç değilim.

Hatta, denilebilirse, kendimi CHP programına daha yakın hissediyorum.

Ben de, CHP programında yazıldığı üzere, darbe anayasasının değiştirilmesini, darbecilerin yargılanmasını, darbe mamulü olan YÖK’ün tamamen ortadan kaldırılmasını, ‘hukuk devleti’nin egemen kılınmasını, farklılıkların çatışma nedeni sayılmamasını, gelir dağılımı adaletinin sağlanmasını, inanç ve fikir özgürlüğünü savunuyorum.

Fakat CHP, kendi programına ne kadar yakın, ne kadar sadık, orası tartışılır işte.

Darbe anayasasının değiştirilmesi mi gündeme gelecek?

Hemen CHP’yi darbecilerin yanında görüyoruz.

Darbe mamulü olan YÖK’ün statüsüyle ilgili bir düzenleme mi yapılacak?

Hemen CHP’yi ‘statüko artıkları’yla sarmaş dolaş görüyoruz.

Fikir ve inanç özgürlüğünün önündeki engeller mi kaldırılacak?

Hemen CHP’yi yasakçılara reverans yaparken görüyoruz.

İsmail Cem çok uyarmıştı ama, dinlemediler.

Diyordu ki rahmetli, ‘CHP kendi tabanını ihmal etti, dini hassasiyetleri yüksek olan sağ partiler bu boşluğu doldurdu. ‘İnsan hakları ve demokrasi duyarlılığı’ gibi konular üzerindeki solun tekeli 90’lı yıllardan itibaren kırılmaya başladı. Sol, kendi özü olan ‘emek’ten uzaklaşarak ‘devlet solculuğu’, ‘seçkincilik’ ve ‘bürokratik solculuk’ gibi sapmalar yaşamaya başladı. Değişimin değil statükonun temsilcisi haline geldi, devletle gereğinden fazla uyumlu göründü. Laikliğin özgürlükçü, çağdaş, demokrat yorumu yerine dışlayıcı, baskıcı ve yasakçı yorumunu sahiplendi.’

Haksız mıdır?

CHP, sadece, sosyolojik tabanını kaybetmedi...

Demokrasinin (yani temsil mekanizmasının) bir parçası olmaktan da çıktı.

İster iktidarda olsun, isterse muhalefette, kendisine her zaman ‘temsil mekanizması’nın üzerinde bir konum biçti ve lüzumu halinde temsil mekanizmasını devreden çıkaran güçlerin ortağı, şeriki, hatta patronu gibi davrandı. Bkz. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan müdahaleleri ve Abdurrahman Yalçınkaya’nın hazırladığı iddianame karşısındaki tavrı...

Konuyu, CHP Genel Başkan Yardımcısı muhterem Onur Öymen’in bir beyanatına bağlamak istiyorum ama, bir türlü bağlanmıyor gördüğünüz gibi.

Muhterem, ABD’deki ‘McClatchy grubu’ndaki gazetelerde yer alan demecinde, türbanı Alman Nazilerinin ‘kahverengi üniforması’ ve İtalyan faşistlerinin ‘kara gömleği’ne benzetmiş

Çok iyi yapmış.

Kendisine ‘aferin’ diyoruz.

Bugüne kadar bağımsız hiçbir seçimi kazanamamışlardı, iktidar umutlarını darbelere ve silahlı-silahsız bürokrasinin yaratacağı oldubittilere bağlamışlardı, demek ki bundan sonra da hiçbir seçimi kazanamayacaklar.

Gerçekten aferin...

 
star



Bu yazı 515 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,761 µs