En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Ne hafıza ama!



Mesleğimizin medar-ı iftiharı, ülkemizin en büyük pop sosyologu infial halinde; "İnsan ülkesini yurtdışına şikâyet eder mi hiç?" diye isyanları oynuyor... Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel asla böyle bir şey yapmamış, başlarına geleni sineye çekmişler...

Evet, aynen bunları yazıyor.

Tezini güçlendirmek için kişisel tanıklığa da başvuruyor: "12 Eylül askeri müdahalesinin ertesindeki günleri çok iyi hatırlıyorum. / O günlerde rahmetli Bülent Ecevit'in yanındaydım. / Arayış Dergisi'ni çıkarıyorduk. / Ecevit ve Demirel, askeri yönetim tarafından hapse atılmış, partileri kapatılmıştı. / Avrupa Konseyi'nden çok sayıda insan Türkiye'ye gelip gidiyordu. / O günün gazetelerine bakın. / Ne Demirel'den, ne Ecevit'ten, ne de onların yakınındaki insanlardan, Avrupa'ya gidip, 'Türkiye'yi Konsey'den atın, aleyhte bildiri yayınlayın' gibi bir istekte bulunduğunu gördüm."

Daha önce de Ecevit'in Arayış dergisinde çalıştığını anlatmıştı, "Doğrudur herhalde" diye üzerinde kuşkuyla durmamıştım. Yukarıdaki satırları okuyunca, itiraf edeyim, bu konuda da içime bir kurt düştü.

Bülent Ecevit 12 Eylül döneminde pasaportu iade edilir edilmez yurtdışına çıkmış, katıldığı her platformda askeri darbeye karşı konuşmuştu. Yabancı basına verdiği beyanatlar yüzünden kısa süreli bir cezaevi macerası olduğunu da mı hatırlamıyor dergisinde çalışan arkadaş?

Bu nasıl hafıza Allah aşkına?

Hele Süleyman Demirel, o herhalde pop sosyologumuzun kendisi adına girdiği iddiaya kahkahalarla gülüyordur. Güniz Sokak'taki evinde günlerini geçirirken, anlattıklarının yabancı basında çıkması için ne kadar gayret sarf ettiğinin yakın tanıkları çoktur. Sonunda Edward Mortimer ortaya çıktı da, Demirel muradına erdi.

Askeri yönetim Edward Mortimer imzalı Türkiye'ye ilişkin haberlerden başını almaz olmuştu o günlerde ve haberlerin kaynağını aradı aradı, ama bulamadı. Bazısı belgeli aleyhte haberler Türkiye'nin dış ilişkilerine büyük sekte vurmaktaydı. Sonradan dost olduğum Mortimer Türkiye konulu haberlerine kaynaklık eden bütün bilgileri Süleyman Demirel'den ve onun görevlendirdiği insanlardan almaktaydı.

Edward Mortimer o dönemin en ünlü gazetecilerindendi. İngiliz'di ve Financial Times gazetesinde çalışırdı. 1982'de çıkan 'Faith and Power: The Politics of Islam' (İnanç ve İktidar: İslâm'ın Politikası) kitabının araştırmaları sırasında Türkiye'ye gelmiş, o arada Güniz Sokak'ta Demirel'le tanışmıştı.

Daha sonraları gazeteciliği bırakıp uluslararası diplomat olan Mortimer'in hayat çizgisinin değişmesinde de Türkiye'nin rolü vardır. O yıllarda gide gele ikinci adresi haline getirdiği Türkiye'de İngiliz Büyükelçiliği'nde çalışan, sonradan ülkesini Ankara'da büyükelçi olarak da temsil etmiş Sir Kieran Prendergast ile tanışıklığıdır bunun sebebi... Sir Kieran 1997'de Birleşmiş Milletler genel sekreter yardımcısı olduğunda, Türkiye'de tanışıp iyi dost olduğu Edward Mortimer'i de yanına aldı. Genel sekreterin iletişim danışmanı olarak...

Pop sosyologumuz ne diyor: "Ayıptır, yazıktır, ülkemiz yurtdışında şikâyet konusu yapılmaz" değil mi? Bu sözlerine de Ecevit ile Demirel'i tanık gösteriyor, ha? İyi de, bu iki politikacının hayatı, içeride ve dışarıda müttefik arayarak Türkiye'de darbeler döneminin sona ermesi için çalışmakla geçmedi mi?

O "Geçmedi" diyor, ben ise "Geçti" diyorum. İsterse bir de Oktay Ekşi'ye sorsun...

Askerî yönetimin etkilerinin hissedildiği günlerde, Süleyman Demirel ortaya çıkma denemeleri yaparken, ülkemizde IPI (International Press Institute – Uluslararası Basın Enstitüsü) toplantısı yapılmıştı.

Toplantının Türkiye'de yapılmasının sebebini de gazetesinin başyazarı Oktay Bey'e sorabilir pop sosyologumuz. IPI yıllık toplantısını askeri darbeyle kesintiye uğramış demokrasiye destek vermek üzere Türkiye'de yapmıştı. Demirel, özel davetli sıfatıyla toplantının kapalı oturumlarından birinde konuştu ve darbe karşıtı görüşlerini ülkemize gelmiş yüzlerce yabancı gazeteciye aktardı.

Her biri Türkiye'den ülkelerine döndüklerinde Demirel'den öğrendiklerini gazetelerinde yazdılar...

Oktay Ekşi'yi tanık göstermemin sebebi IPI ile yakın ilgisi ve İstanbul'da yapılan toplantının hazırlık komitesinde bulunması sebebiyledir.

Kayd-ı hayat şartıyla gazete yönetmeni olduğu bilinen pop sosyologumuz, gazetesine attığı "İran'ı değil, AB'yi göster" çarpıtılmış manşetinin Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesi Joost Lagendijk'ın Washington'daki ATC toplantısında yaptığı konuşmanın özünü yansıttığını da iddia ediyor...

Ne diyeyim, daha uzun yıllar Hürriyet'in başında kalır umarım.

yenişafak



Bu yazı 797 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,277 µs