En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Güle güle ölmek



Ne kadar da tatlı söylüyor ve yazıyorlar... "AK Parti özeleştiri yapmalı" diyen de var, "Tayyip Erdoğan değişmeli" diye yazan da... 'Özeleştiri' sözcüğünü diline pelesenk eden CHP lideri Deniz Baykal; her punduna getirdiğinde Tayyip Erdoğan'ı değişime teşvik edenler de malum ve mahut kalemler...

İyi de, Tayyip Erdoğan politikaya adım attığı ilk günden buyana muazzam değişimler geçirdi; geçirdi ki, toplumun yarısı onun partisine oy vermekten çekinmedi son seçimde. Ak Parti'nin kendisi bir 'değişim ve dönüşüm' ürünü değil mi zaten?

Oysa hiç değişmeyen, 40 yıl önceki tavrından bir milim şaşmayan, büyükannesinin sakızını hâlâ ağzında çiğneyip duran, dünyanın gittiği istikamete aldırmamayı politik tavır sayanlar var aramızda. CHP lideri Deniz Baykal ile malum ve mahut kalemler gibi...

İşin şaşırtıcı yönü de bu zaten: Türkiye, ne çekiyorsa, onların ileri sürdüğü gibi, "Dediğim dedik, çaldığım düdük" tavrından çekiyor gerçekten; gelişmeye kapalı zihinler ile köhnemiş bakış açıları ideolojik körlük meydana getiriyor. Ancak müthiş inatçı ve muazzam kör olanların başkalarını inatçılık ve körlükle suçlamaları yok mu, işte insanı kahreden bu.

Deniz Baykal sözgelimi, tam 40 yıldır günlük politikanın içerisinde. 40 yıl önce neye karşıysa bugün de ona karşı olmakla övünüyor. Oysa 40 yıl içerisinde dünyada ve ülkemizde dengeler değişti, insanlar ve kurumlar bir yandan diğerine savruldular. 40 yıl önce neye karşıysan ona bugün de karşı olman, neye ve kime dostsan o dostlukları bugün de sürdürmen bir anlam taşıyor mu?

CHP 40 yıl önce de centilmenlik tanımayan bir üslubun sahibiydi, bugün de zarif bir kadın TBMM başkan vekili üzerinden yürüttüğü centilmenliğe aykırı davranışlarla yine karşımızda. İçtüzüğün gereklerine, teamüllere aldırmıyor, ideolojik gözlüklerle yaklaşıyor her konuya.

O günlerde bir sorun olmadığı için 40 yıl önce tavrını sormak kimsenin aklına gelmemiştir, ama 20 yıl önce artık bir sorundu ve kendisine sorulduğunda Deniz Baykal 'başörtüsü/türbana karşı' bir tavır almıştı o günlerde. Karşı tavrını bugün de sürdürüyor CHP lideri. Ara sıra, "Bu sorunu biz çözeriz" demeçleri verse de, 'çözüm' dediğinin baskıcı/yasakçı uygulamaların devamı olduğunu anlamak hiç de güç değil.

Başkasını özeleştiriye, değişmeye davet ederken insan durur da önce kendisine bakar.

"Tayyip Erdoğan değişmeli" diye yazan kalemlerin durumu da en az Deniz Baykal kadar garip. Tayyip Erdoğan ve onunla birlikte hareket eden arkadaşları, çoğu gözler önünde gerçekleşen hayli yoğun bir değişim sürecinden geçtiler. Esas değişmeyen onlar, kendileri. Hatta o kadar değişime ayak sürüyorlar ki, başkalarının değiştiğine de bir türlü inanmıyorlar. "Değişsin" diye dayattıklarına bakmayın, istedikleri değişime de yanaşsa Ak Parti, onlar bunu da "Değişmedi" diye ilân etmeye şimdiden hazırlar.

Daha da garibi şu: Bütün dünyada değişim prim yaparken bizim ülkemizde sürekli ayakta kalmanın en garanti yolu, değişime direnmek... CHP lideri 40 yıldır değişime direniyor ve ayakta, parti içi yarışmada yenilmiyor... Malum ve mahut kalemler arasında tek tük de olsa nüfus kâğıdı yeniler -genç ihtiyarlar- de var, ama çoğu 40 yılı aşkın kalem oynatan tipler onların da...

Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor, okurlar değişiyor, seçmenler değişiyor, doğa değişiyor, mekânlar değişiyor, bir tek onlar değişmiyor.

Değişmezlerse değişmesinler, sonuçta kimin ne olduğu ve ne yaptığı bizi fazla ilgilendirmiyor: Ayakta kalmaları, inatçı politikacılarla seçmenlerinin, değişime direnen kalemlerle patronlarının arasındaki bir ilişkinin sonucu nasıl olsa; ancak değişmemeyi ilke edinmişken, başkalarına dönüp de "Değiş" talebinde bulunmaları gerçekten gülünç kaçıyor.

Katıla katıla gülmekten bir hal olduk; durun artık!

yenişafak



Bu yazı 610 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,001 µs