En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Organize’de iki saat



GEÇEN gün akşamüzeri...

Şu bizim "tehdit" meselesiyle ilgili ifade vermek üzere...

Vatan’daki Emniyet Müdürlüğü binasının en korunaklı ve en gizemli bölümü olan Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne gittim.

Erbabının kısaca "Organize" dediği bu bölüm, İstanbul Emniyeti’nin en etkin birimlerindendir.

Buradaki polisler, mafya ve çete yapılanmalarına karşı mücadele veriyorlar.

Son zamanlarda mafya yapılanmalarının hayli darbe aldığı ve yeni çetelerin türeyemediği gerçeğini göz önünde bulundurursak...

Bu birimin üzerine düşen görevi iyi yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ancak...

"Organize"nin son günlerdeki asıl şöhreti, İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek gibi namlı isimleri "Ergenekon soruşturması" kapsamında ağırlamasıyla ortaya çıktı.

Ben de o namlı kişilerin geçtiği koridorlardan geçtim, onları sorgulayan polislerle görüştüm.

* * *

İtiraf ediyorum:

Karanlık, dumanlı, resmiyetin ve hiyerarşinin bas bas bağırdığı bir yerle karşılaşacağımı düşünürken...

Gayet temiz, düzenli, aydınlık ve teknolojik bir yerle karşılaştım.

Sivil kıyafetli polis memurları, dış görünüşleri ve genel tutumlarıyla Amerikan polisiye filmlerinden fırlamış gibiydiler.

Her girdiğimiz odada sehpaların üzerindeki tabaklarda bulunan, Çorumlu bir polis memurunun memleketinden arkadaşlarına getirdiği leblebileri saymazsak.

"New York Polis Departmanı" ile bizim "Organize" arasında pek bir fark yok gibi.

Gerçi "küpeli" polislere rastlamadım ama ben de İlhan Selçuk gibi uzun saçlı, keçi sakallı polisler gördüm.

İlhan Selçuk, sorgu işleriyle en son 12 Mart’ta karşılaştığından...

Polisin bilgisayar kullandığı bilgisini hafiften şaşırarak ve överek aktarmıştı.

Bu gözlemi ben de yaptım ama şaşırmadım.

Çünkü artık mahalle karakollarında bile bilgisayar kullanıldığına rastlıyorum.

* * *

İlhan Selçuk’un "Organize"ye dair izlenimlerinde ilginç bir anekdot da yer alıyordu.

Bir polis memuru, gözaltındaki İlhan Selçuk’a, "Size İlhan Abi diyebilir miyim?" diye sormuş.

Bu anekdot, "Organize"deki genç polisler arasında epey mavra konusu olmuş anladığım kadarıyla.

Çünkü...

Koridorda karşılaştığım polislerden biri, bu mavra konusuna hafiften gönderme yapmak amacıyla, esprili bir şekilde "Size Ahmet Abi diyebilir miyim?" diye sordu, sonra da hınzır bir şekilde güldü.

Ben de fırsattan istifade karşı soruyu patlattım:

"Size İlhan Abi diyebilir miyim diye soran hanginizdi?"

Cevap espriliydi:

"Vallahi araştırmalarımız sürüyor ama henüz tespit edemedik."

* * *

İstanbul Organize Suçlarla Şube Müdürü Mutlu Ekizoğlu, dinamik, aydın, güler yüzlü, kararlı ve işine hákim bir polis müdürü.

Gazetecilik için "Bir temas ve mesafe sanatıdır" derler ya...

Sanırım bu tanım, polislik mesleği için de geçerli.

Mutlu Ekizoğlu da mesafeyi koruyarak teması gerçekleştirme konusunda hakkı teslim edilmesi gereken bir polis.

Ancak...

Mutlu Bey’in kafaya taktığı bir sorun var.

Yılmaz Erdoğan’ın meşhur "Organize İşler" adlı filminden sonra...

Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nin adını doğru dürüst söyleyebilenlerin sayısında hayli azalma olmuş.

Herkes bu birime "Organize İşler" diyormuş.

Hatta bazen yetkililer bile bu dil sürçmesi sorununu yaşıyormuş.

Konuşmamız sırasında bir ara ben de "Organize Suçlar" diyeceğime yanlışlıkla "Organize İşler" demeyeyim mi?

Mutlu Bey gülümsedi ve "İşte kastettiğim buydu" dedi.

hurriyet



Bu yazı 928 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,892 µs