En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

İstanbul'da baronlar toplantısı mı yapıldı?



ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin büyük merakla beklenen ziyareti gerçekleşti. Bu ziyareti çok mu abarttık acaba diye düşünüyorum. Günlerdir Ortadoğu'da dolaşan Cheney, Suudiler'le petrol fiyatlarını indirmeyi, Filistin/İsrail'de “barış”ı mı görüştü? Ziyaretlerinin son durağı Türkiye'de neler konuşulduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilere bakılırsa biz bu işi abarttık!

Afganistan konusunda tam mutabakat ama asker gönderilmeyecek. PKK'ya karşı işbirliği aynen devam edecek. Ve haberlerin sonunda; “Cheney Türkiye'den hayal kırıklığı içinde ayrıldı, istediklerini alamadı” notu dikkat çekici. Zaten S. Arabistan da İran'a karşı destek alamamıştı!

Önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın açıklamasına dikkat çekelim: İlk açıklamasında “Afganistan'a bir tane bile Türk askeri gönderilmeyecek” demişti. Cheney'nin bölgede turladığı günlerde bu sözünün arkasında olduğunu bir kez daha söyledi. ABD Başkan Yardımcısı Ankara'da iken, hassasiyet gösterip ABD Büyükelçiliği'nde görüşmedi ancak “Afganistan'a asker göndermek TSK'nın değil devletin kararı” dedi. Biraz kafamız karıştı.

Tam mutabakat ile asker göndermeme arasındaki belirsizliği henüz bilemiyoruz. Merak da ediyoruz. Ancak şu an beni ilgilendiren konular sadece bunlar değil. Görüşmelerin neden bu kadar sessiz geçtiği dikkatimi çekiyor. Mesela Başkan yardımcısı Ankara'daki bilinen görüşmelerinin dışında kimlerle görüştü? Ankara'dan İstanbul'a sadece turistik ziyaret, tarihi mekanları görmek için mi geldi?

“Cheney, İstanbul'da kimlerle görüştü” sorusunun cevabı belki de bu ziyaretin en merak edilen konusu. Siyasi görüşmelerin dışında hangi çevrelerle bir araya geldi ve neler konuşuldu? Buralarda, “Filistin barışı”nı konuşacak halleri olmadığına göre, Türk siyasi hayatını etkileyecek müzakereler olmuş olabilir mi? Yazıyı yazmadan önce sadece benim değil, başkalarının da bu sorunun cevabını merak ettiğini gördüm.

Benimki sadece bir merak. Cheney'nin temsilcilerinden biri olduğu o ideolojik kadronun Türkiye'ye bakışını az çok biliyoruz. “Yeni yetme aydınlar”ıyla birkaç yıldır bazı gazete ve dergilerde ne ağır ithamlarda bulunduklarını da biliyoruz. O zaman bu ziyareti sadece Ankara'daki görüşmeler ve sadece medyaya sızan bilgilerle algılamak bana pek yeterli gelmiyor. Öyle olsaydı ziyaretin hiçbir önemi olmazdı. Ortadoğu'daki turlarından yorulduğu için bu ülkeye nefes almak için, nezaket ziyareti için gelmiş olurdu. Ya da İstanbul'a karısına halı almak için geldiğini düşünürdük.

Özellikle 2002 yılındaki ziyaretinden sonra bölgemizde bir ülkenin işgal edildiğini, Türkiye'de siyasi tansiyonun yükseldiğini hatırlayınca bu kadar saf olmamak gerektiğini düşünmemek elde değil.

İstanbul gündemi sır gibi saklanan, resmini dahi çekme imkanı bulunamayan Cheney kadar kızı Elizabeth Cheney'nin temasları da soru işaretleriyle dolu. Ankara'da ne tür temaslarda bulunduğu, İstanbul'da kimlerle görüştüğü önemli. Çünkü o babası'nın kızı ve Ortadoğu'daki ABD stratejilerinin belirgin figürlerinden biri.

2002'de bu köşede onunla ilgili şu notu aktarmıştım: “ABD ve İsrail'in 'Filistin'i yeniden yapılandırma planı' Ortadoğu projesinin ilk aşaması. Elizabeth Cheney'nin de içinde bulunduğu bir ekip, gelecekte Filistin'in kimlerin yöneteceğini belirlemek için çalışıyor. ABD ve İsrail'e yakın olmayan hiç kimse yönetimde yer alamayacak. Bütün adaylar Cheney'nin kızının da içinde bulunduğu komisyonun onayını almak zorunda.” Öyle de oldu. Bu projenin uygulanması için Şeyh Ahmed Yasin'in füzelerle parçalanması, Arafat'ın zehirlenmesi, Filistin'in iç savaşa sürüklenmesi gerekti.

2005 yılında ABD Dışişleri'nde Ortadoğu bölümünün iki numaralı ismi oldu. O tarihteki notum şu oldu: “ABD'nin ve Batı'nın yaşadığımız bölgeye yönelik tasarrufları güvenlik boyutunu aştı. Teolojik bir tartışma/müdahale söz konusu. Batı, İslam dünyasına yeni bir medeniyet projesi dayatıyor. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Koordinatörü olan Elizabeth Cheney, aslında bu yeni medeniyet tasarımının sözcülüğünü yapıyor. Filistin'de rejim değişikliği projesinin merkezinde o vardı. Irak işgalinden hemen önce sahnede yine o oldu. Suriye'ye yönelik müdahale senaryolarının merkezinde de o var. Ama asıl görevi, güvenlik kuruluşlarından sivil toplum örgütlerine, 'think-tank'lerden ABD'nin uluslararası 'yardım' organizasyonlarına, demokrasi projelerinden “İslam'ın reforme edilmesi”ne yönelik çalışmaları koordine etmek.”

Elizabeth, bölgedeki rejim değişikliklerinin koordinatörlüğünü yapıyordu. Suriye muhalefetini bile bir araya toplamayı başardı. İşgalden önce Bağdat yönetimiyle pazarlıkları yürütenler arasında o vardı. Ne acıdır ki, o Ürdün'de bu pazarlıkları yaparken Türk medyası Elizabeth'in savaşı önlemek, canlı kalkan olmak için bölgeye gittiğini yazabiliyordu.

Babasının görüşmeleri, İstanbul'daki programı ne kadar önemliyse, onun görüşmeleri de işte bu yüzden o kadar önemli.

“Nerde bu adam, kızı nerde” sorularını sormak ve cevabını aramak önümüzü görebilmek için zorunlu. Bundan sonra iç politikada olabilecekleri dikkatle izleyeceğiz. Ankara'daki görüşmeleri değil İstanbul'daki trafiği merak ediyoruz…


yenişafak



Bu yazı 1,388 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,907 µs