En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

‘Türkler’in gazını Türkler’e Cheney verecek?



Bu satırları kaleme aldığım sıralarda, Başkan Bush üzerindeki etkisi nedeniyle “ABD’nin en güçlü adamı” sayılan Dick Cheney (Richard B.Cheney) Ankara’ya yeni ayak basmıştı…

Günlük matbuatta ama özellikle iyibilgi.com’da, Cheney’in Türkiye’de konuşacaklarının detaylı analizlerini okumuş olmalısınız…

Benim için altı-yedi kalemlik konuların en önemlileri,  “İran” ve “Enerji” başlıkları.

Zira bu iki dosya-diğerlerinden farklı olarak-ABD’nin bölgedeki ve dünyadaki “varlığının” başarısı için başat gerekler.

ABD, uzun zamandır temel uluslararası ilişkiler okumalarından farklı olarak, Basra Körfezi ile Orta Asya havzasını aynı miğfer içinde değerlendiriyor.

Yani biri olmadan diğeri olmaz.

Bu nedenle, geniş bölgedeki enerji ve politik konuları bağımsız ele almak mümkün değil Amerika için.

Örnekleyelim; “Mr. Cheney”in çantasında, Türkiye-İran doğalgaz anlaşmasından duyulan rahatsızlık da var.. Ve bunu Ankara’daki muhataplarına söyleyecek.

Denklemi şöyle de kurabiliriz: “ABD bundan rahatsız çünkü İran’ı düşman görüyor!” 

Demek bölgede diplomatik/politik bir sorun varsa, enerji bunun silahı olarak kullanılabiliyor veya tersine, enerji ile ilgili gelişmeler politik koz niyetine oyuna sürülebiliyor.

İşin doğası bu...

                                                        *   *   *

Enerji (doğalgaz) silahını en “hızlı ve sert” çeken ülkelerden biri Rusya. Sadece şu an eli kolu bağlı  Avrupa’ya karşı değil, bahsettiğim miğferin tüm aktörlerine karşı da bu kartı açıyor Rusya.

Bu durumdan Avrupa zaten mutsuz ama ABD de eski kıtanın bu şekilde sıkıştırılmasından hoşnut değil.

Türkiye’yi de çemberin içine rahatlıkla ekleyebiliriz.

Anımsayacağınıza eminim.. Başbakan Erdoğan’ın meşhur 5 Kasım Beyaz Saray ziyareti sırasında, Ankara bir doğalgaz sıkıntısıyla boğuşmak durumunda kalmıştı.

“Hatlarda bakım yapıyoruz” diyerek gazı kesen Tahran'dı ama herkes biliyor ki perdenin ardında iri cüssesi ile Kremlin duruyordu.

                                                      *   *   *

Doğal olarak Moskova gaz üreticisi ülkeleri bir araya getirmeye de uğraşıyor. Bir tür “Doğal Gaz OPEC”i inşa etmeye çalışıyor.

Bu amaç için kullandığı kurum ise artık herkesin ismini ezberlediği “Gazprom”. Ancak bu oyunu, yani “tüm gaz üreticileri birleşin” sloganını atabilecek başka ülkeler de bulunuyormuş meğer.

Üstelik “aynı” coğrafyada!

Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan, bu büyük coğrafyanın önemli gaz üreticileri. Esasen Rusya bu ülkelerin bazılarından aldığı gazı-üzerine hallice kâr koyarak-AB’ye pazarlıyor.

İşte geçtiğimiz günlerde-necip Türk basını zaten uyudu-fazla kimsenin fark etmediği bir gelişme yaşandı bu ülkeler ve Rusya arasında.

Özbekistan “Uzbekneft-gaz”, Kazakistan’ın “Kazmunaigaz” ve Türkmenistan’ın  “Türkmengaz”  devlet şirketleri biraraya gelerek, beklenmedik bir karar aldılar.

Yeniçağ Gazetesi’nden İrfan Ülkü’nün köşesinden duyurduğu karara göre; “Önümüzdeki yıldan başlamak üzere Gazprom aracılığıyla Avrupa’ya satılan gazlarının fiyat ayarlamalarını Moskova’nın Gazprom’u değil, bu firmalar birlikte yapacak”!

Moskova’nın ve Gazprom’un uğradığı şoku siz düşünün. Saçları kafalarından fırlamış olmalı.

Bu üç satırlık karar, en yalın ifade ile, bölgedeki enerji ve bağlı politik taşların yerinden çıkması demek.

Bir kere karar, Rusya’nın bu ülkelerden alıp, ikiye katlayarak Avrupa’ya sattığı doğalgazın fiyatını düşürecek anlamına geliyor.

İkincisi, karar, bu ülkelerin Rusya’ya ve Gazprom’a, “beğenmiyorsan biz satarız” efelenmesi olarak da okunabilir.

Ne var ki uluslararası politik cephelerdeki izdüşümleri daha önemli bu kararın.

                                                 *   *   *

Mâlum, Kremlin “Nabucco Projesi”ne başından beri muhalif.

AB, Orta Asya cumhuriyetleri, ABD ve Türkiye ise projeyi destekliyor. Bu üçlü gövde gösterisinden sonra anlışıyor ki Nabucco ilerleyecek.

Acaba bu üç ülkeyi bu kadar keskin bir manevraya kim ikna etti?

Size Rusya’nın Gazprom ağzıyla ve Cheney Ankara’ya gelmeden iki gün önce yaptığı açıklamayı aktarayım…

Bakın dengeler nasıl oynamış…

Sabah’tan Hacer Gemici’nin Gazprom Sözcüsü Sergey Kupriyanov’la yaptığı söyleşinin ilk sözü şu; “Her türlü doğalgaz krizinde Türkiye bize güvensin!”

Ne güzel değil mi?

Gerçi meslektaşımız üç ülkenin aldığı kararı gündeme hiç getirmemiş ama röportajın başka önemli satırları bulunuyor.

2007 yılında Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Orta Asya ülkelerini ziyaret ederek, doğalgaz konusunda ortak bir platform ya da açık ismiyle bir tür birlik kurmak yolunda girişimlerde bulunmuş, hatta bu yolda ciddi anlaşmalar imzalamıştı.

Rusya'da iktidar hakimiyetinin parçası olan Gazprom şimdi ne diyor; “Doğalgaz piyasasında OPEC benzeri bir yapılanma konusuna gelince, bu tür bir yapının oluşturulmasına doğalgaz piyasasının özellikleri engel oluşturuyor. Doğalgazı tankere ya da varile dolduramazsınız.”

Bir yılda gelinen nokta ne kadar farklı değil mi?

Moskova zaviyesinden anlaşılıyor ki, bu birlik kararı ve Nabucco Projesi Rusları ürkütmüş. Bu yüzden Ankara ile enerji ilişkilerini sıcak tutmak istedikleri belli;

“Türk piyasasına doğalgaz sevkiyatının azalması olasılığından duyulan korkuya gelince, bu kaygılar tamamen yersiz. Gazprom daha önce birçok kez güvenilir bir tedarikçi olduğunu gösterdi. Türk tüketicileri, olası kriz durumlarında yine Gazprom'a güvenebilecekleri konusunda temin ederim.

Ama aynı teminatı konu Nabucco olunca veremiyor Rusya; “Nabucco'ya gelince, tüm tahminler Avrupa ülkelerinin doğalgaz talebinde ciddi oranda artış öngördüğünden biz bu projeyi rakip olarak görmüyoruz. Ancak, Nabucco arz için gerekli kaynaklara sahip olduğu gibi bir izlenim bırakmıyor.”

Rusya kibarca diyor ki, sadece bize bağlanın, doğalgazı bizden alın, içinizde rahat olsun.

                                                     *   *   *

Ve evet Cheney Türkiye’ye geliyor. Çantasında İran’la ile yapılan doğalgaz anlaşmasına duyduğu huzursuzluğun notları da var…

Ankara’nın Tahran'la gaz ilişkisini kesmesini isteyebilir mi dersiniz? Zira kesersek, gazı nereden alacağımız, hatta “hattı” bile belli.

Türkiye’nin enerji tedarik yollarındaki çeşitliliği eskiden beri ihmal etmesinin riski ortadan kalkmış değil.

Şimdi bir yenisi ile karşılaşabiliriz. "Dünyanın enerji vanası olma" iddiası güzel ama bu seferde bir başka tekelin kucağına düşmemek gerek.

Ne dersiniz? Bu üç ülkeyi, ortak gaz kararına iten nedenleri, konjonktürü kim, nasıl oluşturdu acaba?

“Mr.Cheney”in Türkiye’ye gelişi ertelenmişti! Aslında 15 Mart civarı burada olacaktı.

O ziyaretin girizgahına denk düşen bir İngiliz anketinin sonuçlarını hatırlatmak isterim.

BBC'nin yaptırdığı uluslararası kamuoyu yoklamasında, İran'ın nükleer programını durdurmak için ‘askeri harekât yapılması veya yaptırım uygulanmasına verilen desteğin en hızlı arttığı ülke’nin Türkiye olduğu ortaya çıkmıştı.”

Üç ülkeyi ortak gaz kararına iten konjonktürü oluşturanlar, bu anketi yaptıranlarla aynı olmasın?

KİŞİSEL NOT: Köşe yazımı yenilediğimde, iyibilgi’nin sürmanşetinde sanırım bir tür “çağrı” olan, “Bu sefer kaybetmeyelim. Unutmayalım! Vazgeçmeyelim! Direnelim!” başlıklı metin vardı. Bu metne, “haber vermekle yükümlü basın organlarının ‘siyasi manifestolar’ yayınlamaması gerektiği” fikrinde olduğum için katılmıyorum. Gazeteci ve yazarların görevinin; kamuoyuna “tarafsız” haber sunmak, bilgilendirmek ve fark edilmeyenleri yorumlamak olduğunu düşünürüm. Bu “saf” gazetecilik anlayışım nedeniyle “direniş daveti”ne katılamayacağım.



Bu yazı 2,245 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,180 µs