En Sıcak Konular

Ekrem Dumanlı


Ekrem Dumanlı
0 0 0000

Yazık oluyor



Korkulan oldu ve Borsa dün çöktü. Daha şimdiden hesaplanabilir zarar 20 milyar dolar.

Bunun bir de orta ve uzun vadede yol açacağı zarar var.
Çünkü siyaseten istikrarsız gözüken bir ülkede hiç kimse yarın sabah hangi anormal sürprizle karşılaşacağını kestiremez. Yatırımlar durur, piyasalarda belirsizlik hakim olur. Öyle bir ülke düşünün ki yüzde 50'ye yakın oy oranıyla iktidar olmuş bir parti kapatılmayla karşı karşıya. Böyle duruma maruz kalan bir hükümet uluslararası ilişkileri nasıl yönetir, ekonominin gelişmesini nasıl sağlar ve hepsinden önemlisi Türkiye'nin uğrayacağı zararı nasıl ortadan kaldırır?

27 Nisan bildirisi de cuma gecesi yapılmıştı. O güne saklanmasının nedeni ekonominin uğrayacağı zararı asgariye indirmekti. Asgarisi bile 8,2 milyar dolar kayba sebebiyet verdi. Durduk yerde her bir vatandaşın cebinden paralar uçup gitti, ekonominin dengesi altüst oldu. Bir sene içinde iki büyük siyasî müdahale ile karşı karşıya gelmek bu ülke için çok büyük bir risk anlamı taşıyor. Zaten dünya ekonomisi zor bir dönemden geçiyor. Vaktiyle Mümtaz Soysal'a "ekonomiyi mahvettin, özelleştirmeye izin vermedin" diyenlerden bir kısmı bugün bambaşka bir atmosferde yazı yazıyor...

"Falan partiye zarar versin de ne olursa olsun; isterse kıyamet kopsun" denemez. Hiç kimse böyle düşünemez. 16 milyondan daha fazla oy alan bir partiyi kapatmak için çok ciddi deliller, somut suçlamalar ortaya koymak lazım. Böyle bir durum yok. Kamuoyunda meselenin hukukî değil siyasî olduğuna dair şüpheler artıyor. Adalet mekanizmasının kendini tartışılır hale getirmesi de üzücü. Çünkü yargı "tam bağımsız ve tarafsız" kalmaya mecbur. Açık söylüyorum; bu iddianameye göre Türkiye'deki bütün partilerin kapatılması gerekir; CHP de buna dâhil... İnanmayan başörtüsü tartışmaları sırasında Baykal'ın yaptığı fıkhî açıklamalara bakabilir...

Üzülerek belirtmek zorundayım ki vatandaş şöyle düşünüyor: AK Parti'nin önünü tıkamak için son birkaç yıldır hamleler yapıldı. Milleti laik-antilaik şeklinde bölecek eylemlere başvuruldu. Çeteler başarılı olamadı. Genelkurmay web sitesinde yayınlanan 27 Nisan bildirisi ile bir başka engellemeye şahit olundu ve halk bu tavra sert tepkiler gösterdi. Şimdi yargı yoluyla yeni bir müdahale deneniyor.

Algı budur. Doğrudur, yanlıştır onu bilmem; ama algı budur. En çok yargı üzülmeli bu duruma; çünkü adalete gölge düşmesi, telafisi mümkün olmayan yanlışlara yol açar. Şimdiden kara kara düşünenler ve "Bu iş AK Parti'ye yarayacak, yine mağdur duruma düşmüş olacak" diyenler var. Mağduriyet, mahrumiyetle ortaya çıkıyor; durduk yerde oluşmuyor.

Bazı medya mensuplarının "Yargı süreci devam ediyor, neden eleştiri yapıyorsunuz?" türünden sözlerini hayretle ve ibretle izliyor halkımız. Aynı kalemlerin Şemdinli davasında bir savcıyı nasıl linç ettiğini, iddianamesi kabul edilen Ferhat Sarıkaya'nın meslekten nasıl ihraç edildiğini ve bu arada medyatik desteğin nasıl fütursuz bir şekilde ortaya konulduğunu hiç kimse unutmadı. Çifte standardın bile standardı olmalı. Rektör Yücel Aşkın davasında, medya tarafından hâkimlerin ve savcıların nasıl baskı altında tutulduğunu da unutmadı bu millet. Şimdi medya etiği havasına bürünerek tarafsızlık maskesi takmak, o yüzden, inandırıcı değil. İddianamede yer alan sözlerin önemli bir kısmı gazete köşe yazarlarının tartışa geldiği konular. Bu söylenenler suç unsuru olsaydı yüzlerce köşe yazarı da soluğu mahkemede alırdı. İşte bu kadar vahim ve anormal bir durumla karşı karşıyayız. Herkesin Türkiye'nin kayıplarını iyi düşünmesi, ona göre davranması şart! Kriz havası sürerse 2008'in faturası ağır olur. Önemli olan, bunu kimin ödeyeceği değil, çünkü bunu ödemeyen insan kalmayacak; en çok da sebep olanlar ve kışkırtanlar...

Ekrem Dumanlı / Zaman



Bu yazı 344 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 24 Eylül 2012 Ne gereği vardı?
    • 11 Haziran 2012 Cuntalarla nasıl mücadele edilecek?
    • 30 Nisan 2012 Şiddet!
    • 16 Nisan 2012 '28 Şubat'çılardan panik atak hamleleri
    • 10 Nisan 2012 Çin'den bakınca Türkiye'nin gücü
    • 9 Nisan 2012 Darbede tanıdığım dört subay
    • 2 Nisan 2012 Suriye İran... İşte çetin imtihan!
    • 26 Mart 2012 Terlik
    • 13 Şubat 2012 Aman dikkat!
    • 6 Şubat 2012 Bu yüzden mi susuyorsunuz?
    • 23 Ocak 2012 Hem Hrantçı hem Ergenekoncu olunabilir mi?
    • 16 Ocak 2012 Kaç kafatası bir manşet eder?
    • 9 Ocak 2012 Hesap vermek
    • 26 Aralık 2011 Çanlar Avrupa için çalarken
    • 19 Aralık 2011 Militan
    • 12 Aralık 2011 Maazallah!
    • 5 Aralık 2011 Global Ergenekon
    • 28 Kasım 2011 Dersim'den alnımızın akıyla çıkmak
    • 23 Kasım 2011 İngiltere'yi yeniden keşfetmek
    • 21 Kasım 2011 Dersim'in şifreleri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,497 µs