En Sıcak Konular

Emin Pazarcı


Emin Pazarcı
0 0 0000

Üç kritik sebep



Silahlı Kuvvetler'in Kuzey Irak'a düzenlediği kara harekatı biteli çok oldu. Ancak, yankıları bugün bile devam ediyor.

Askerin çekilmesinin arkasındaki sebepler günlerdir tartışılıyor. Çekilmeyi tamamen siyasi sebeplere bağlayanlar da var. Bu harekat elbette siyasi dengeler de dikkate alınarak planlandı. Ancak, perde arkasındaki gelişmelere bakılırsa, geri çekilme zamanının belirlenmesinde tamamen askeri gerekçeler etkili oldu. Geri çekilmenin arkasında üç kritik sebep yatıyor...

Birincisi, önceden belirlenen hedefler büyük ölçüde imha edildi. Karın erken erimesi ile birlikte, önceden öngörülemeyen gelişmeler yaşandı. Toprak altındaki mayınlar, bilinmeyen sebeplerle peş peşe patlamaya başladı. İkincisi, direnişi kesen PKK'lılar kendi aralarında çatışmalara girdiler. Üçüncüsü de kaçan teröristlerin bölgeye yayılmaları ile birlikte, Silahlı Kuvvetler siyasi bir tuzakla karşı karşıya kaldı. Operasyon alanı daha da genişleseydi, dünya çapında "sivil hedefler vuruluyor" yaygarası başlayacaktı.

Kuzey Irak'taki kara harekatı sırasında hava şartlarında çok büyük değişiklikler yaşandı. İlk günlerde, hissedilen sıcaklık eksi 18-20 dereceye düşmesine rağmen, hava açıktı. Ardından, asker iki gün boyunca yoğun tipiyle karşı karşıya kaldı. Operasyonun sonuna doğru da ani kar erimeleri ortaya çıktı. Karın erimesi ile birlikte hiç beklenmeyen gelişmelerle karşı karşıya kalındı...

PKK tarafından toprak altına yerleştirilen tam 4 adet mayın kendiliğinden ve bilinmeyen sebeplerden patladı. Patlamalar, muhtemelen eriyen karın uzaktan kumandalı mayın düzeneklerini kendiliğinden harekete geçirmesi sonucu ortaya çıktı. Bölgede biraz daha kalınsaydı, sıkıntı büyüyecekti... Durup dururken zayiat verme tehlikesi ortaya çıkacaktı.

Bu arada, önceden belirlenen hedefler zaten imha edilmişti. Alınan istihbarat bilgileri, hiç beklemedikleri bir anda baskına uğrayan PKK'lı teröristlerin birbirlerine düştüklerini ve yer yer silahlı çatışmalara girdiklerini ortaya koyuyordu. Bölgede daha fazla kalmanın anlamı yoktu. Bu gelişmeler, askerin Kuzey Irak topraklarından çekilme kararında etkili oldu.

Asker, Kuzey Irak'ta bir süre daha kalabilirdi. Operasyon alanını genişletip, daha fazla PKK'lı teröristi etkisiz hale getirebilirdi. Ancak, böyle bir karar beraberinde siyasi tehlikeleri de getirecekti. Kuzey Irak'taki kamplarda bulunan PKK'lı teröristlere aylar öncesinden "peşmerge kimlikleri" dağıtılmıştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yapacağı bir kara harekatı sırasında bu kimliklerin devreye sokulması planlanıyordu. Teröristler, çevre köylere yayılacaklardı. Operasyonun bu köylere kaydırılması durumunda, peşmerge kimlikleri kullanılacaktı. Dünya basınına, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sivil halka karşı bir katliama giriştiği haberleri yayılacaktı.

Ancak, hiç beklemedikleri anda bir baskın yemeleri ve ağır hava şartları, onlara bu imkanı vermedi. Sadece küçük gruplar kaçabildi. Eğer harekat kaçanları takip şeklinde devam etseydi, operasyon alanı büyüyecekti. Çevre köylerin de hedef alınması gerekecekti. Sonuçta, PKK tarafından planlanan tuzağa düşülmüş olacaktı! "Türk Ordusu sivil halka saldırıyor" propagandası ile dünyanın verdiği desteğin de tersine dönmesi tehlikesi ortaya çıkacaktı. Asker, bütün gelişme ve ihtimalleri masaya yatırdı... Kuzey Irak'ta daha fazla kalınmasının fayda getirmeyeceği ortaya çıktı. Birliklerin geri çekilmesi kararı verildi.

Harekatın ardından çokça sorulan bir soru var. Deniliyor ki: - Madem hedefte sadece 300 civarında terörist vardı, neden bu harekata 8-9 bin civarında asker katıldı? Çünkü, Mezi, Şivi, Keryaderi ve Zap'tan oluşan dört terör kampının cephe genişliği 130-140 kilometre civarında. Operasyona katılan askerimizin sadece 700-800'ü gayri nizami harp tekniklerini uygulayarak bu terör yuvalarını dağıttı. Diğer birlikler ise bölgeyi tutup yan emniyeti sağladı.
 
bugün



Bu yazı 264 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Eylül 2008 Ermeniler, işgal ve yeni dönem
    • 5 Eylül 2008 Türkiye'deki dinlenme paranoyası
    • 1 Eylül 2008 Kadehle laiklik, genelevle sosyal güvenlik
    • 21 Temmuz 2008 50.000 YTL’ye 23 terörist
    • 4 Temmuz 2008 Darbeyi kimler yapacaktı?
    • 30 Haziran 2008 Başbakansız Türkiye
    • 23 Haziran 2008 Mucizenin delileri
    • 9 Haziran 2008 Kriz, kriz, kriz...
    • 2 Haziran 2008 Hem matrak hem vahim
    • 26 Mayıs 2008 Körler ve sağırlar
    • 2 Mayıs 2008 Başbakan'ın acelesi
    • 28 Nisan 2008 Baykal şimdilik kurtardı!
    • 14 Nisan 2008 PKK’da ''sevişme'' kriteri
    • 31 Mart 2008 Keşke çoban kadar olabilse
    • 10 Mart 2008 Üç kritik sebep
    • 27 Şubat 2008 Marksizm'den cihat çağrısına!
    • 21 Ocak 2008 Barzani'den Türkiye'ye tuzak
    • 16 Mayıs 2007 "Hayırlı evlat" Erkan Mumcu
    • 14 Mayıs 2007 Miting savaşları
    • 2 Nisan 2007 TSK’daki tavır değişikliği

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,448 µs