En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Ruh akrabalığı



Türkler ile Kürtler arasında ruh akrabalığı olduğuna artık eminim. Bir çuval inciri berbat etmede bizlerin üstüne yok.

Celal Talabani'nin 'Irak Cumhurbaşkanı' sıfatıyla Türkiye'yi ziyareti, ABD'nin işgalci güç olarak bu bölgeye gelmesinden sonra gerçekleşen en önemli olaylardan biriydi; belki de en önemlisi... Bölgede bozulan dengeleri yeniden doğru bir zemine oturtmak için Türkiye'nin devreye girmesi gerekiyor; bunun için de 'Kürt' sınavında başarılı olması lâzım ülkemizin... Buna karşılık Irak'ın da Amerika'nın bölgeden çekilmesi sonrasında yaşanabilecek olumsuzlukları geçersiz kılmak için Türkiye'nin yardımına ihtiyacı var; Irak merkezi yönetimi ile kuzeyindeki Kürt yönetiminin de bu alanda 'PKK sınavı'ndan geçmesi gerekiyor.

Kara operasyonu akabinde ülkemize davet edilmesi Talabani'nin, Ankara'nın verdiği “Biz sınava hazırız” mesajıydı; davetin kabulü de Irak ve kuzeydeki yönetimin “Biz de” cevabı anlamına geliyordu. Oysa iki tarafın da başından sonuna iyi hazırlanmadığının ipuçlarıyla dolu geçti ziyaret.

Elinde o uyduruk bastonu taşıyacağına, Anıtkabir'e dik bir tavırla gidip anı defterine Türk-Kürt ayrımı yapılmaksızın yürütülen Milli Mücadele'ye atıfta bulunan, Atatürk'ün Irak'la iyi komşuluk ilişkilerine verdiği öneme dikkat çeken cümleler yazabilirdi Talabani. Bu arada ziyaretinin her aşamasında, Türkiye'nin başını ağrıtan terörü kınasa ne olurdu? Bunların hiçbirini yapmadı Celal Talabani...

Türkiye'nin de sınava hazır olmadığı pek çok bakımdan belli oldu. Konuğun onuruna verilen yemeklere askerler katılmadılar sözgelimi; gelişine 'iş ziyareti' adı takıldığı için... Aynı sebeple her devlet başkanını karşılayışta alışılmış top atışları da eksikti Talabani geldiğinde. Dostlar alış-verişte görsün türü birkaç kapkaç buluşma dışında 'jest' anlamına gelebilecek en ufak bir yeni açılım söz konusu olmadı.

“Önemli bir fırsat nasıl kaçırılır?” sorusuna cevap teşkil edecek bir biçimde başladı ve bitti Celal Talabani'nin 'Irak Cumhurbaşkanı' sıfatıyla yaptığı Türkiye ziyareti...

Hiç afra tafraya gerek yok, iki gözü olan herkes gerçeği görüyor: Kasım ayında yapılacak seçimden sonra ABD büyük ihtimalle askerlerini bu bölgeden çekecek. Bush'un partisinin adayı McCain seçilse çekilme birkaç ay gecikebilir, ama o kadar... Sonrasında Irak'la ve kuzeydeki Kürtler ile Türkiye başbaşa kalacak. Soru da bununla ilgili zaten: İkili ilişkiler 'hasmane' mi olacak, yoksa 'dostane' mi? Iraklılar ve Iraklı Kürtler kuzeye korkuyla mı bakacaklar? Türkiye Irak topraklarını 'düşman yuvası' mı görecek?

Öyle olacaksa, Türkiye PKK'dan daha büyük bir dertle karşı karşıya kalacak, Irak hiçbir zaman istikrara kavuşamayacak, kuzeyde yaşayan Kürtler ise mutluluk yüzü göremeyecekler demektir. Türkiye'nin, Irak'ın ve bu bölgenin böyle bir duruma tahammülü olacağını sanmıyorum.

Olması gereken, Türkiye ve Irak'ın güven içerisinde yakın dostluk bağları oluşturacakları, Irak'ın kuzeyinde yaşayan Kürtlerin de Türkiye'yi refah ve mutluluk kapısı görecekleri bir yeni ilişki düzenidir. Böyle bir yeni anlayışa ulaşmak için en ideal kanallardan birinin şu sırada Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Celal Talabani olduğuna hiç kuşku yok. Yazık olan, Talabani'nin bile kendisine düşen bu misyonu idrakten uzak oluşudur. İdrak edebilseydi, herhalde bu ziyarette bu denli yanlışı birbiri ardına yapmazdı.

Türkiye'nin deneyimi, devlet tecrübesi ve gücü bu ziyaretin daha başarılı geçmesini sağlayacak pek çok jeste müsaitti aslında; ancak kara operasyonu sonrası ortaya çıkan karmaşa tablosu buna geçit vermedi. Ne yapıp yapmalı, yakınlaşmayı daha fazla geciktirmemeli.

Anladık kardeşim, Türkler ve Kürtler olarak ruh akrabasıyız, ama bunu biraz da doğru olanı yapmada dayanışma sağlayarak dışa vursak ya!

yenişafak



Bu yazı 349 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,910 µs