En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Siyasette son üçlü: Bahçeli, Baykal ve Büyükanıt…



Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamaların ardından asker ile muhalefet partileri arasında garip bir tartışma başladı.

Büyükanıt basın toplantısında şunları söylemişti:

"Kendilerini vatansever diye tanımlayan kişilerin askerin harekâtını tatminsizlikleri nedeniyle farklı yöne çekerek olumsuz davranmalarını TSK olarak ibret ve dehşetle izliyoruz…"

Buna yanıt önce MHP'den geldi…

Bahçeli önceki gün meclis konuşmasında askere, "PKK'ya yönelik geniş çaplı bir imha planınız olmadığı ortada…" diyor ve ekliyordu:

“Kara harekâtının ABD'nin izin verdiği ölçüde yapıldığını gösteren işaretler var, TSK açıklamasındaki bazı ifadeler (ise) PKK'ya itibar kazandırıyor…"

CHP de Büyükanıt'ın sözlerini üzerine alınmakta ve tartışmaya dalmakta gecikmedi.

Baykal dün "Türkiye niye en başarılı döneminde iken harekata son verme kararı almıştır? Bu soru vicdanlarda ve kafalardadır. Herkes bu sorunun cevabını merak ediyor…" sözleriyle Bahçeli'ye benzer bir dil kullanıyor ve "benim görevim eğer oraya girdiysem o zaman orada işi bitirmek olmalıdır" diyerek Genelkurmay Başkanı'nı eleştiriyordu…

Bu, dikkat çekici bir tartışmadır.

Her şeyden önce MHP'nin ve CHP'nin "sonuna kadar devam, tek yol silah ve sürekli savaş" politikası dikkat çekicidir.

Bu iki siyasi partinin "operasyonun sona ermesini" iktidarın, ancak özellikle TSK'nın ABD'nin taleplerine boyun eğme olarak tanımlamaları daha da dikkat çekicidir.

Ama en dikkat çekici olanı "askerileşme"de ve "şahinlik"te "askerle yarış içine girmiş olmaları"dır.

Bu ülkede Genelkurmay Başkanları'nın bir siyasetçi edasıyla ya da siyaset karşısında tek aklı ve tek gücü temsil ediyormuşcasına siyasi partilerle polemiklere girme alışkanlıkları vardır.

Büyükanıt son toplantıda bu "askeri vesayetçi alışkanlık"tan "yeni örnekler" sergiledi.

Ne var ki buna şekli ve siyasi açıdan itiraz eden olmadı.

Tersine muhataplar ya da üzerine alınanlar askere siyasi laf yetiştirme, efelikte altta kalmama yarışına girdiler.

Siyasi iktidar yerine TSK'yı muhatap aldılar.

Öylesine ki, devlet kurumlarını ve askeri kollama ve korumada her daim ön saflarda yer almış iki malum lider TSK'nın operasyonu ABD'nin talimatıyla durdurduğunu söylemeye bile soyundular ve kendilerini aştılar…

Bu acıklı bir durumdur, aslında…

Askeri bir operasyon tartışmasının askeri karargâh ile siyasi partiler arasında yapılması demokratik gelenekler açısından acıklı bir durumdur.

Burada askere de düşen sivile de düşen pay ortadadır…

Ancak daha acıklısı, bu gelişmenin tüm çıplaklığıyla ulusalcı dalganın vardığı noktayı göstermesi, muhalefet partilerinin ulaştığı siyasetsizlik doruğunu ortaya koymasıdır.

Kürt sorununda savaş dışında belli ki söyleyecek başka sözleri yoktur ya da kalmamıştır, Bahçeli ve Baykal'ın…

Türkiye'nin Kürt sorunuyla ilgili olarak tartışmalarının askerileşmesi gerçekten üzücüdür ve umut kırıcıdır.

Derin bir siyasi ve toplumsal sorunun çözülmesi, silahların susması için muhalefetin resmi tezler ötesinde bir öneri ve projesi yoksa, bir ülke nasıl yol alabilir?

DTP eş başkanı Emine Ayna, "her ölüm Kürtler ve Türkler arasındaki mesafeyi artırıyor" demiş dün.

Tespit doğru; ne var ki mekanizma iki yönlü…

PKK militanlarının ölümü kadar her asker ölümü de bu mesafeyi besliyor…

Baykal, Bahçeli ve diğerleri bu mesafeyi nasıl kapatacaklar, lütfedip bir de bu soruya bir yanıt verseler…

yenişafak



Bu yazı 393 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,817 µs