En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum



ÜLKEMİZDE ne zaman "dini bir kabarış" başgösterse...

Ve ne zaman bu kabarışa karşı "laik bir direniş" devreye girse...

Hiç şaşmıyor! Hiç sekmiyor!

Hemen İran’daki molla rejiminden mustarip ve müşteki "Beyaz İranlı"nın teki, bir biçimde bizim matbuata sızıyor ya da sızdırılıyor.

Muhabbet hep aynı:

"Biz gafil avlandık... Dincilerin gelişini anlayamadık... Yavaş yavaş geldiler... İktidarı ele geçirdiler... Biz ettik siz etmeyin... Dincileri siz tepeleyin, onlar sizi tepelemeden... Bizim durumumuz size örnek olsun..."

Aşağı yukarı bunları söylüyorlar...

Türbana göz açtırmak istemeyen, "AKP çoktan kapatılmalıydı" fetvasını yayınlamaktan müthiş bir zevk duyan, imam hatipli görünce öcü görmüş gibi korkan bizdeki "uyanık laikçiler" de...

Bu "Biz gafil avlandık / Aman siz gafil avlanmayın" nasihatini acayip ciddiye alıyorlar.

Yaptıkları aşırı çıkışların meşruiyet belgesini bulmuş olmanın kıvancıyla, "Beyaz İranlı"nın müthiş ifşaatını alıyorlar ellerine ve hepimizin suratına dayıyorlar...

"İşte biz bu yüzden bunlara göz açtırmıyoruz... Siz uyumaya devam edin bakalım" diye efeleniyorlar...

Bazı emekli büyükelçi eşleri de, Allah hizmetlerini daim kılsın, bu yönde hiç de yabana atılamayacak türden hizmetler sunuyorlar.

Ancak...

Gelin görün ki...

"Pişmiş aşa su katmak" gibi habis alışkanlıklar edinen benim gibi bir adam, tabii ki "Beyaz İranlı"dan "Beyaz Türk"e yönelen bu "Al gülüm / Ver gülüm" ilişkisinin balonunu patlatmadan duramaz.

Maddeler halinde patlatalım o zaman:

* * *

BİR Ey "Türkiye, İran oluverecek" diye hop oturup hop kalkanlar! Korkmayın... Burası İran olmaz... Çünkü bizim buraların sosyal dokusu, tarihi, siyaseti, insan yapısı ile İran denilen memleketin sosyal dokusu, tarihi, siyaseti, insan yapısı arasında Hira Dağı kadar büyük fark vardır.

İKİ Ey üç vakte kadar İran olacağımıza kendilerini ikna edenler... Burası bin yıl geçse İran olmaz... Çünkü bizim buraların itikadı ile İran denilen memleketin itikadı arasındaki fark, en az Tanrı Dağı kadardır... İran denilen memleketi anlamak için "velayet-i fakih" kavramından haberdar olmak gerekir... "Kayıp İmam" olgusundan biraz çakmak gerekir... Biraz Ali Şeriati okumak gerekir... Humeyni’nin yaşamı üzerinde biraz durmak gerekir... Şia mezhebindeki "adanmışlık" meselesini çözmek gerekir... "Her gün aşura / Her yer Kerbela" sloganının neyi ifade ettiği üzerinde az buçuk düşünmek gerekir...

ÜÇ Bizim buralardaki "tepeden inme darbe geleneği"nin kökeninde ne var bilmiyoruz ama İran’da ortaya çıkan "İslam Devrimi"nin kaynağını biraz biliyoruz: İslam devrimi için bir monark gerekir ki bizde yok... İslam devrimi için "Hüseyni kıyam" şuuru gerekir ki bizde bırakın bu şuuru, bu tabir bile bilinmez... İslam devrimi için kayıtsız şartsız itaat edilecek ruhani lider gerekir ki bizde bırakın itaati ruhani lider bile yok... İslam devrimi için ayaklanma ihtiyacı gerekir ki bizde devletin ihale kaymağını yiyen İslamcıların bırakın ayaklanmayı kafayı kaldıracak mecali yok...

DÖRT Bizim buralarda "imam" dendiğinde "namaz kıldırma memuru" akla gelir... İran denilen memlekette ise "imam" denilince, kendisine itaat edilmesi İslam’ın emri sayılan "önder" akla gelir... Yani "iki imam" arasındaki fark, Ağrı Dağı kadardır...

* * *

Peki...

Türkiye için tehlike yok mu?

Olmaz olur mu? Tabii ki var...

Dışarıda "küresel güçlerle uyumlu", içeride ise "mahallenin namusunu kafaya takmış" bir Türkiye tehlikesi var...

Türkiye, İran olmaz ama bu türden bir "kábus ülkesi" olabilir...

Yani dışarıda "sorun çıkarmayan", içeride ise "biraz ve sakıncasız İslamcılık" yapan bir ülke...

Asıl tehlike budur!

O halde gelin, şu ikide bir matbuatımıza sızan ya da sızdırılan rejiminden mustarip ve müşteki "Beyaz İranlı"ya, "Birader git işine! Ne sen bana benzersin, ne ben sana... Git kendini fazla kullandırtmadan" diyelim...

BİR DUMUR DETAYI

VAKİT yazarı Hüseyin Üzmez’in dünkü köşe yazısından öğreniyoruz:

Adnan Hoca’nın talebelerinden Altuğ adlı bir genç, Vakit yazarı Hüseyin Üzmez’i telefonla aramış...

"Hüseyin Abi" demiş, "Emin Abi seni arıyor".

Altuğ’un "Emin Abi" dediği kişi Emin Çölaşan...

Şimdi gelin olayın üzerinden sindirerek gidelim:

Laikliğin yıkılmaz kalesi Emin Çölaşan, laiklik karşıtı etkinliklerin bir numaralı odağı haline gelen Vakit Gazetesi’nin yazarlarından Hüseyin Üzmez ile temas kurmak istiyor...

Ulaşamayınca...

Aracı olarak Adnan Hoca’nın bir numaralı talebesi Altuğ’u arıyor...

Altuğ da bu aracılık görevini bihakkın yerine getiriyor.

Ve böylece Çölaşan, Üzmez ile görüşebiliyor.

Ne dersiniz?

Dumur detayı gibi değil mi?

Ya da şöyle soralım:

Türkiye gerçekten de tuhaf bir ülke değil mi?

hurriyet



Bu yazı 289 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,783 µs