En Sıcak Konular

Ertuğrul Özkök


Ertuğrul Özkök
0 0 0000

'Bizim çocuklar' fena başladı



ESKİ bir öğretim üyesi olarak, YÖK’ten şikáyetçi arkadaşlarımın bugünlerde neler hissettiğini çok merak ediyorum.

Bir de, "YÖK yüzünden bilimsel özgürlüğün yok olduğuna, Türk üniversitelerinin bu nedenle bilimsel düzeyde geri kaldığına" samimi olarak inanan arkadaşlarımın şu anki haleti ruhiyelerini öğrenmeyi çok arzu ediyorum.

Acaba bugün itibarıyla Türk üniversitelerinin daha özgür, bilimsel açıdan daha ileri olduğunu düşünüyorlar mı?

Tabii bu insafsız bir soru.

Daha dün bir, bugün iki... Bu kişilerden böyle bir mucize beklemeye hakkımız var mı diyebilirsiniz.

Haklısınız, soruyu düzeltelim.

Acaba YÖK’e yapılan tayinlerden sonra ilerisi için böyle bir umutları var mı?

Fikrim yok diyorsanız, gelin biraz zihin egzersizi yapalım.

* * *

Yüzde 46.5 zaferinden sonra ilk tayin, YÖK Başkanı.

Bu arkadaş işe neyle başladı?

"Ben türban sorununu çözeceğim" beyanatıyla.

Sorunu bırakın çözmeyi, daha çözümsüz hale getirdi.

Yani yeni başkan işe "arızalı" başladı.

Ya ikincisi? Yani yardımcısı?

O, zaten geçmişten arızalı geliyor.

Türk kamuoyu onu, "Zina yapan cezalandırılsın" önerisiyle tanıdı.

O günlerde AKP’nin başına sadece içeride değil, dışarıda da büyük bela açmıştı.

Bir başkası, belli ki, El Ezher’e denklik vermek için özel olarak seçilmiş.

Her yeni gelen daha koltuğuna oturmadan, ilk işlerinin imam hatiplerin katsayı meselesini halletmek olduğunu gözümüze sokuyor.

Türban marazası yetmiyormuş gibi, başımıza bir de imam hatip meselesi sarılacağı şimdiden belli.

İşte, üniversiteyi "Erdoğan Teziç zihniyetinden kurtarmak" iddiasıyla yeni tayin edilenlerin "aile fotoğrafı" böyle.

Siz bu fotoğrafa bakıp, "Evet arkadaş, üniversite bugün daha özgür ve bilimsel seviyesi mutlaka yükselecek" diyebiliyor musunuz?

Ben onu diyemiyorum, ama şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum:

YÖK’te niyet iyi değildir.

Bu fotoğraftan özgürlük değil, ancak hükümetçe tayin edilmiş bir programa kayıtsız şartsız biat çıkar.

* * *

Sanmayın ki, YÖK’ün eski halinden çok memnundum.

Onlarla ilgili eleştirilerim de vardı.

Ama benim eleştirilerim zihniyetle ilgiliydi.

Oysa şimdi yapılan tayinlere bakılınca görüyorum ki, hükümetin eleştirileri zihniyetle değil, kişilerle ilgiliymiş.

Yani "O koltuklarda niye bizim çocuklar değil de onlarınkiler oturuyor" derdi.

Yoksa bile bile bu tayinler yapılır mıydı?

Başından beri AKP’ye karşı en köklü eleştirim işte bu noktadaydı.

AKP’nin doymak bilmeyen bir kadrolaşma iştahı var.

Her yere, her makama "bizim çocukları koyalım" telaşı, emin olunuz ki bir süre sonra AKP imajına çok zarar verecektir.

Onlar kaybedecek, ama ne yazık ki Türkiye de kaybedecektir.

* * *

Ben zoraki gazeteciyim.

Bu mesleğe akademik kariyerden geldim.

Öğretim üyesi mesleğini çok seviyordum.

Ne yazık ki, aldığım para geçinmemize yetmiyordu ve o nedenle giderek dışarıda iş yapmak zorunda kalıyordum.

Bunu da kendime yediremiyordum.

O sırada iyi bir teklif aldım ve ayrıldım.

Şimdi üniversitenin en tepesindeki bu kuruma baktığım zaman şunu görüyorum:

Yüzde 46.5’in getirdiği orantısız güç duygusu, ne yazık ki YÖK’ün itibarını da, onunla ilgili umutları da berbat ediyor.

hürriyet



Bu yazı 353 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ocak 2011 İslam’ın samimi sesi bu mektupta
    • 23 Eylül 2010 Hayır Ahmet, babanı sen öldürttün!
    • 2 Temmuz 2010 Halk avukatları silkeliyor
    • 1 Haziran 2010 Size sesleniyorum İsrailli dostlarım
    • 15 Mayıs 2010 O kitabı yeniden yayınlamak isterdim
    • 11 Şubat 2010 Postmodern faili meçhuller
    • 7 Ocak 2010 Eyvah, yine dil zaptiyeliği mi
    • 5 Ocak 2010 Önümüzdeki dönem yükselecek yazarlar
    • 3 Ocak 2010 Genel yayın yönetmeni nasıl gider
    • 9 Aralık 2009 Herkesin iki oy hakkı olmalı
    • 25 Kasım 2009 Ergenekon sanığı ile ortak hisler
    • 12 Kasım 2009 Bu da benim ilerleme raporum
    • 14 Ekim 2009 Kimse bana şunu sormadı
    • 1 Ekim 2009 Jurnalci gazetecilere yazıyorum
    • 16 Eylül 2009 Provokatör veya yoldaş
    • 11 Eylül 2009 Gazetecinin felaketi
    • 27 Ağustos 2009 Ben, gazeteci Ertuğrul Özkök
    • 28 Temmuz 2009 Cesur Türkler, cesur Kürtler
    • 16 Temmuz 2009 Manşet yapmamak doğru muydu
    • 8 Temmuz 2009 Kavgayı bitirmek için plan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,535 µs