En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

ABD, bizim orduyu Bağdat’a çağırıyor?



Kibirli davranıp, “ben size söylemiştim” demek kadar itici bir durum yok… Ama yazının insicamı mahkum ediyor.

25 Aralık 2007 günü, “İyi düşünün: ABD’yi affetmeye hazır mısınız?” başlığıyla yazdığım köşe yazısını, “Taraflar: ev sahibi statüsünde Irak, gerçek sahip olarak ABD, bir de uluslararası resmi bir kurul(uş)! Örgüt kime karşı silah bırakıyor? Türkiye’ye. O da masada!

Hadi, Ankara’nın terör örgütü ile masaya oturması gibi bir fantaziyi kaale almayalım.. Velev ki o ‘kuruluş’ Birleşmiş Milletler oldu..

Yani BM ‘gözlemci’ sıfatı ile Irak’a geldi.

Sonra?

Türkiye bir daha Kuzey Irak’a müdehale edebilir mi?

Bu işin uzantıları o kadar belalı ki.. Saymakla bitmez” diye bitirmişim.

Eksik olmasın, Sabah Gazetesi’nden Ferai Tınç, bugünkü (05.02.2008) köşesinde benim yazıyı tamamlıyor.

İlginç ve teferruatlı bilgiler var... İlgili bölümleri aktarayım;

“Tam 15 gündür AB'deki NATO Karargâhı'nda yoğun bir görüşme trafiği sürüyor…
Seçim sürecine giren ve 2008 Mayıs ayı itibarıyla Irak'tan asker çekmeye hazırlanan ABD, Irak'ı NATO ve Birleşmiş Milletler' in öncülüğünde oluşturulacak Askeri Güce devretme hazırlığı içinde.”

Üstelik değişikliğin “son adımları” atılıyor!

Anlaşılıyor ki ABD, Saddam’ı deviren savaşın hazırlık dönemlerinde “artık işlevi kalmadı” dediği BM’i şimdi Irak’a sürüyor.

“Hayırlısı” deyip, “Türban” türünden güncel meşgalelere dönmek mümkün.

Ben yapmayayım.

Zira bu işin çetrefili çok. Bir çok yeni alt okuma, sorun ve fırsat yaratacak gelişmeyi enine boyuna tartışmamak, körleşmek akıl kârı değil.

Böyle bir şey gerçekten olursa, hangi yeni durumlar ortaya çıkar sorusu kritik.

Birincisi şu, Ankara ne kadar bunu bekliyordu bilmiyorum ama ABD’nin bölgeden çekilmesi Ortadoğu’da bazı ülkelerin beklentisiydi.

Bunda biraz, “gün ola harman ola” veya “keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” hissiyatının varlığını da kabul etmeliyiz.

Türkiye’nin de özellike Irak’ın Kuzey’indeki yönetime bu bakışları attığını biliyoruz. “ABD buradan eninde sonunda gidecek, ama biz hep burada kalacağız” sözlerini anımsayın.

Ancak ABD’nin yerine NATO ya da BM’nin gelmesi maçı uzatıyor. Hem de öyle iki-üç dakika değil. Yıllarca.

Ferai  hanım bu zamanı 2015 olarak okumuş. Varsın öyle olsun. Oysa bir çok yerli ve yabancı kesim “Mayıs 2008” beklentisindeydi.

ABD iç dinamikleri ve yaklaşan Başkanlık seçimleri sonrası “Demokratlar gelecek” ümidi (bu ne demekse?) bu tarihe odaklamıştı herkesi.

Artık öyle olmadığı anlaşılıyor.

İkinci mesele şu.. BM-NATO varlığı ABD varlığı demek. Yani adamların gittiği falan yok. Çıkmayacaklarını zaten biliyorduk ama şimdi formül belli oldu.

Peki bu iyi mi kötü mü?

Tek başına iyi veya kötü demek mümkün değil. Konjonktüre, bölgesel ve küresel gelişmelere bakmak gerekiyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüşmekte bir “fayda” olmadığını söyledi.

Ancak siyasi iktidar açısından bir yarar olduğu anlaşılıyor. Bu yüzden Şubat ayında ziyaret bekleniyor.

Ankara’nın Bağdat ve Washington ile yaptığı yakın ve gelecek tarihli görüşmeleri de izlemek lazım.

Bu iki kuruluşun Irak’a gelmesi, Kuzey Irak, Kerkük, terör örgütü, ekonomi, petrol, Irak’ın normal yapıya dönmesi, İran, Suriye, Türkiye ve diğer ülkeler üzerinden yeni açılımlar getirecek.

Örneğin… Irak’ın “hakimiyeti” (!) bu kuruluşlara geçerse, biz terör sorununu kimle konuşacağız? ABD için bu muhatap zaten belli. "Bağdat ve Kuzey yönetimi ile görüşün" diyorlar.

Peki örneğin BM muhatap olacak mı? Olacaksa bu terör örgütünün uluslararasılaşması tehlikesini getirmeyecek mi? Örgütün “siyasallaşmasını” tehlike olarak görenler ne diyecek?

Değişikliği fırsat olarak görenler de çıkacaktır.

NATO’nun bölgeye malzeme naklinde Türkiye’yi merkez olarak kullanması Ankara’nın pozisyonunu güçlendirebilir.

ABD’nin çekilmesi, bir çok ülkenin BM ve NATO eliyle bölgeye gelişi Türkiye için pazar yaratabilir.

Ben, “ekonomik çıkar eksenli beklentileri temel alan” bakışları, “ulusal güvenlik” açısından her zaman iyi fikir olarak görmem.

Zira uzun vadeli değildir ve çok sayıda değişkene bağlıdır.

Bu yeni halin Türkiye’yi bölgenin ekonomik ve siyasi liderliğine götürebileceği önermesi mümkündür.

Ama düz okumadır. Hem gelişmeler hem de detaylar bu türden yüksek beklentileri çoğu zaman olumlamaz.

“Lehte” bir örnek vereyim…

"Irak’taki Sünni ve Şii gruplar, Bölgesel Kürt Yönetimi' nin önemli bir gelirini engelledi. Petrol Paylaşım Yasası'ndan Bölgesel Kürt Yönetimi'ne verilecek yüzde 17'lik payı durdurdu."

Bu karar bölgesel yönetimi çok sıkıştırır. “Sıkıştırmak” aslında “sürmek” demektir. Bölge yönetimini Türkiye’ye doğru itekliyorlar.

"Ankara ile uzlaşın" diyorlar. Ankara’ya da “artık bu sorunu aşın, ekonomik açıdan başat hale gelin, terör sorunu da arada çözülsün” mesajı otomatik olarak çıkıyor.

Soru şu; Herşey bu kadar iyi olabilir mi?

Ha bir de; Acaba bizi de BM veya NATO gücü içinde Bağdat’a davet ederler mi?

"Velev ki" ettiler, gider miyiz acaba?

"Velev ki" gitmeye karar verdik. Yine "Tezkere" gerekir mi acaba?



Bu yazı 2,044 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,143 µs