En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi



Üniversiteler ayakta. Rektörler bir araya gelerek veya tek başlarına habire açıklama yapıyorlar. İşin özüne dönük, çözüm yanlısı tek bir mütalaa gelmiyor anlı-şanlı profesörlerden; varsa yoksa 'rejim' kaygısı... Çoğu, siyasilerin çözüm arayışını, “Rejime karşı planlı eylem” olarak görüyor. Bir rektör de, “Bu girişim” demiş, “Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırıdır.”

“Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi” ile başörtüsü arasında kurulan ilişkiyi çok ilginç buldum.

“Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi” üniversitelerde okumak isteyen genç kızların önüne engel çıkarmayı mı öngörür? Yasağı kaldırmak için girişimde bulunan partilerin arkasında yaklaşık yüzde 60'lık bir halk desteği var; Meclis'te de dörtte üçe yakın bir sandalye varlığı; Cumhuriyet bu durumda demokrasiyle sorunlu mu oluyor? Yoksa demek istenen Cumhuriyet'in din konusuna ters baktığı mıdır?

Bunlardan hangisi?

Yukarıdaki önkabullerden hiçbirinin doğru olmadığını biliyoruz. İstenseydi en radikal değişiklikler gerçekleştirilirken kadınların kıyafetiyle ilgili bir düzenleme de yapılabilirdi Cumhuriyet kurulurken; bu yapılmadı. Onun yerine, kadınların toplumsal hayatta yerlerini almalarını sağlayacak tedbirlere başvuruldu. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi budur. Kadınların eğitimlerine özel önem verilmiş, üniversitelere girebilmeleri için 'pozitif ayrımcılık' dâhil her türlü teşvik yapılmıştır. Cumhuriyet'in ilk döneminde düzenlenen hemen bütün etkinlikler, biraz yakından baktığınızda, kadınların eve hapsolmasına karşı birer tedbirdir.

Cumhuriyet'in kadın konusundaki kurucu felsefesi, bazılarının iddia ettiği gibi, kadına yasak uygulamak değil, onu toplumsal hayata kazandırmaktır.

Üniversitelerde sürdürülen 'başörtüsü yasağı' ile yapılanın tam tersi yani. Yasak, okumak isteyen kızların önünü kesiyor ve onların toplumsal hayat içerisinde yer almalarını engelliyor. Yasağın muhatabı olan ve ancak o haliyle okumak isteyen kızlar için tek yol, ya baba evinde kalmak, ya da hayırlısıyla baş göz olup evinin kadının olmaktır.

Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi kadın için bunları mı öngörmektedir?

Unutulan bir ayrıntıyı hatırlatmanın tam zamanı: Atatürk, Cumhuriyet'in ilk yıllarında iki temel İslâmî metni dönemin en itibarlı aydınlarına tercüme ettirdi. Kur'an-ı Kerim'i tercüme işinin Mehmet Akif Ersoy'a verildiğini sonraki hikâyesinden çoğumuz biliriz. Kur'an'ın tefsiri Elmalılı namıyla ünlü Muhammed Hamdi Yazır'a, Sahih-i Buhari adlı büyük hadis külliyatı ise Ahmed Naim ve Kamil Miras'a sipariş edilmiştir.

Bu eserler, Mustafa Kemal'in emriyle, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanmıştır.

“Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi” içerisine herhalde Mustafa Kemal'in iradesiyle çevrilip yayımlanmış bu temel İslâmî metinleri koymamız gerekir. Bu durumda, her iki metinde (İslâmî terminolojide 'Kitap' ve 'Sünnet'te) kadınların başörtüsü konusunun nasıl ele alındığına bakmamız da gerekmez mi? Bu iki temel eserin Cumhuriyet'in kuruluş döneminde Atatürk tarafından tercüme ettirilip yayınlandığını unutmadan...

Rektörlerin “Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi” konusuna bu denli yakınlık duymaları önemli de, Cumhuriyet kurulurken gözetilmiş dengeleri ve kuruluşun nasıl başarıldığını görmezden gelmeleri biraz aklı zorluyor. Cumhuriyet'in kurucu figürleri, başlarında bizzat Atatürk olmak üzere, bugün rektörlerin davrandığı gibi davranmaya kalksalardı, Cumhuriyet başarıya erişir miydi sanıyorsunuz?

Rejimi esas tehlikeye düşüren, Cumhuriyet ile başörtüsü arasında gerçekte var olmayan bir ters ilişki kurmaktır.

 



Bu yazı 387 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,189 µs