En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

‘Çene altı’nın mimarı İlhan Paşa



Türban sorunu, Türkiye’nin kanayan yarasıdır. Bu sorunu görmezlikten gelerek, iterek, dışlayarak, yok sayarak, çözümsüzlüğü çözüm gibi göstererek ve hiçbir şey olmamış gibi davranarak yolumuza devam edeyiz.

Geçmiş dönemlerde bu sorunun çözümü için bazı somut adımlar atıldı ama her defasında bir bahane veya gerekçe bulunup vazgeçildi. Sorunun ötelenmesinde, o süreçteki provokatif eylemlerin de önemli rolü oldu.

Yakından takip edenler hatırlayacaktır. 28 Şubat sürecinden hemen sonra Mesut Yılmaz’ın başbakan olduğu Anasol-D hükümeti döneminde siyasiler ile askerler arasında ‘dirsek teması’ kurularak ara formül aranmıştı.

Hatta, ciddi mesafe bile alınmıştı.

31 Temmuz 1998 günü Türk Hava Kuvvetleri’nin emekli ve görev başındaki personelini kaynaştırmak amacıyla her yıl düzenlediği ‘Anıları Tazeleme Günü’nde, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlhan Kılıç, türban takan annelerden Fatma Çelenkoğlu’na ‘çene altı’ndan bağlaması halinde törene türbanlı katılacağını söyledi.

Akıncı 4. Ana Jet Üssü’ndeki resim yarışmasında derece alan Yasin Çelenkoğlu’nun annesi olan Fatma Hanım, komutanın önerisi üzerine türbanın uç kısımlarını, çene altından bağlayarak ‘Tamam komutanım’ dedi. Komutanın ‘türbanı, baş örtüsü gibi’ takma önerisi karşılık buldu.

Tıpkı, bugün AK Parti ile MHP’nin yapmak istediği gibi.

İlhan Paşa, bu görüntüler üzerine soru yönelten gazetecilere şu açıklamayı yaptı: ‘Çağdaş modern Türkiye’yi yaşatmaya çalışıyoruz biz. Başörtüsü ile hiç bir sorunumuz yok. Anadolu’da tarlada çalışan bacımıza, Karadeniz’de sırtında odun taşıyan bacımıza tepkimiz yok. Onların başı örtülü olsun. Çarşıda özel işyerinde olur. Devlet dairesinde olmuyor. Biz de devletiz. Hanım da çok anlayışla davrandı, ‘tamam efendim’ dedi.’’

Bu diyalog haliyle gazetecilerin objektiflerinden kaçmadı. Hürriyet Gazetesi’nin 1 Haziran 1998 tarihli nüshasında bu haber, nasıl yer aldı dersiniz? ‘Kılıç Paşa’dan türban dersi’ başlığıyla...

Yani ‘çene altı’ modeline itiraz yoktu.

O gün ‘çene altı’ bağlamayı ‘ ders’ olarak okuyucularına duyuran Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmen Ertuğrul Özkök, bugün ‘MSN ağıtları’ yakıyor.

Aslında işin özüne bakarsanız, bugünkü ‘çene altı’nın proje mimarı, İlhan Paşa’dır. Üstelik, bir annenin türbanı üzerinden tatbik etmişti.


‘El ele’ yaktılar


Yukarıdaki bölümü okuyunca, ister istemez akla şu soru takılabilir: Ne oldu da 10 yıl önce uygulamalı olarak projeye bağlanan ‘çene altı’ modelinden vazgeçildi?

Bu soruya yanıt vermeden önce şunu söylemeliyim. Ne zaman böylesine kritik konularda cesur adımlar atılsa hemen provokasyonlar başlar.

Bu, bazen içeriden bazen dışarıdan olur.

Mesela, AK Parti Konya Milletvekili Avukat Hüsnü Tuna gibi. Şimdiye kadar adını sanını duymadığımız bir milletvekili, çıkıp tam da anayasa değişikliğinin imzaya açıldığı gün konuşuyor: ‘Bu yetmez, türban kamuda da serbest olsun.’

AK Parti, bu milletvekili hakkında inceleme başlattı ama ne çare. Birileri, bu açıklama üzerinden menfi propagandasını yürütüyor.

Geriye dönersek...

İlhan Paşa’nın 1998 yılında bulduğu bu formülden vazgeçilmesinin en önemli nedenlerinden biri, 11 Ekim 1998 günü tüm yurtta düzenlenen ‘İnanca Saygı, Düşünceye Özgürlük İçin El Ele’ eylemiydi.

Türban yasağının en zalimce uygulandığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde başlatılan bu eylem sırasında Bolu, Ankara, Van üzerinden Hopa’ya kadar ‘insan zinciri’ oluşturulmaya çalışıldı. O gün, bu zincire binlerce kişi eklendi.

Hatta, kimi istihbarat raporlarına göre, o eyleme İBDA-C, PKK ve aşırı sol örgütler de destek verdi.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez böyle bir eylem yapıldı. Bu eylem türü, 1999 yılı içinde farklı şekillerde sürdürüldü.

Şüphe yok ki, o eyleme katılanların tamamına yakını masumdu ve sadece ‘ özgürlük’ için yürüdüler.

Ama...

Eylem projesinin perde gerisindeki mimarları kimlerdi, onlara bakmak lazım. Mersin’de bayrak yakanlarla İstanbul’daki el ele zincirinin proje babaları arasında bağ çıkarsa kimse şaşırmasın.


Aydın isyanı


Bugün toplanacak Üniversitelerarası Kurul’un, mecliste ele alınacak türbanla ilgili anayasa değişikliği teklifine karşı bir tavır koyması bekleniyor.

Ancak dün Ankara’da ilginç bir gelişme yaşandı. Üniversitelerde görev yapan 200’ün üzerinde bilim adamı, kurul toplantısından önce karşı bildiri hazırladı.

Sayıları bini aşması beklenen bilim adamları, özetle dediler ki: ‘Üniversitelerimizde kılık kıyafet serbestliğinin, hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gereğine inanıyor, aksi yöndeki tüm düzenleme ve uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.’

Bildiriye imza atanların isimleri, ‘http:üniversitededüsünce.blokspot.com’ adresinde sürekli yayınlanıyor.

Bildiğim kadarıyla; Üniversitelerde ilk defa bu çoğunlukta bilim adamı, özgürlükten yana tavır koyuyor.

Atamayla üniversitelerin başında bulunan ve resmi ideolojinin temsilcileri olarak hareket eden rektörlere karşı, üniversitelerden yükselen özgürlük çığlıklarına kulak verilmelidir.


star gazetesi



Bu yazı 944 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,969 µs