En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Roller değişmeli



Ak Parti ile MHP arasındaki görüşmeler sonuçlandı; iki parti üniversitelerde sürdürülen başörtüsü yasağının kaldırılması konusunda vardıkları uzlaşmayı bir teklif paketine dönüştürüp imzaya açtılar. Buna göre anayasanın iki maddesiyle YÖK Yasası'nın geçici 17. maddesinde değişiklikler yapılacak ve başörtüsü/türban yasağı üniversitelerde sona erecek.

CHP ve CHP zihniyetindeki kalemler yeri göğü inletip rejimin elden gittiğini iddia ediyorlar.

İki partinin uzlaşması ve CHP'nin şiddetli muhalefeti yapılan değişiklikten sevinmemizi gerektirir; ancak, işte görüyorsunuz, yüzümüzde güller açtığı yok. Kendi hesabıma, beklendiği kadar sevinçli olmayışımın sebebi, CHP gibi 'rejimin elden gitmesi' tedirginliği değil; tersine, rejimi tehdit eden anlamsız yasaktı, yasağın kalkması anayasada yer alan temel ilkelerin nihayet herkes için kullanılabilir hale girmesi demek...

Partilerin ve uzlaşmayı sağlayan siyasilerin samimiyetinden kuşku duymamakla birlikte, yapılanla ilgili huzursuzluğumun altında sorunu çözeyim derken daha büyük sorunlara yol açılabileceği endişem yatıyor.

Türkiye'de kadınların kıyafetiyle ilgili yasaklayıcı hiçbir yasal metin bulunmuyor. İki partinin mutabakatıyla üzerinde anlaşılan metin, evet üniversitede başörtüsünü yasak olmaktan çıkarıyor, ancak başka yerlerde yasak uygulanabileceğini de ilk kez kayda geçiriyor. Bu Bülent Ulusu'nun başbakanlığı döneminde çıkartılan ve bütün tartışmaları başlatan 'kılık kıyafet yönetmeliği'nin yasalarla korunur hale gelmesi demek.

Bu bir.

İkincisi ve daha önemlisi şu: Yasağı kaldırmak için bulunan formül yalnızca anayasa değişikliğinden ibaret olsaydı, Meclis'in iradesi cumhurbaşkanının da onayıyla son sözü teşkil edebilirdi. Ancak YÖK Yasası'nda değişiklik yapıldığında, bu, CHP'ye konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürme fırsatı vermek demek. Konunun bu denli dallanıp budaklanmasının doğru bir davranış tarzı olduğundan o kadar emin değilim.

Konunun bir de anayasa tekniğiyle ilgili bir yönü var.

Anayasalar genel metinlerdir ve herkes kendini o metnin içinde bulur. Zenciler ve beyazlar için, erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı anayasa maddesi düzenlenmesi beklenmez. Kadınlara hak tanıyorsa anayasa, bunu bütün kadınlar için yapar. Oysa iki partinin başörtüsü yasağını kaldırmak için buldukları formülde, 'bazı kadınlar' için bir düzenleme anayasaya geçirilmiş oluyor.

Yasak kaldırılırken üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağına karşı olduğu bilinenlerden bazılarını “Acaba bizim haklarımız tehlikeye mi girer?” diye düşündüren de işin bu tarafı. İki partinin de kimseye yasak getirme niyetleri olduğunu sanmıyorum, var olan bir yasağın sona ermesini istiyor onlar; ancak yine de bazıları bu yeni gelişmeden kendilerine yasak getiriliyormuş gibi tedirginler...

Keşke roller değişseydi...

Üniversitelerde süregiden yasağı kaldırmayla sonuçlanacak bir süreci 'sosyal demokrat' olduğunu sonunda anlayan CHP başlatabilir, yasağın uygulandığı kurum olan üniversitelerin rektörleri de bilim adamına yakışanın özgürlükçü tavır olduğunu anlar ve sorunun çözümünü politikacılara bırakmak yerine uygulamaya rahatlık getirecek çabayı kendileri başlatabilirlerdi. Ak Parti ve MHP'ye düşen de CHP'nin veya üniversite rektörlerinin bu demokratik girişimine teşekkürden ibaret kalırdı.

Türkiye'de rol dağılımını değiştirmeden kimseye rahat yüzü yok.

yenişafak



Bu yazı 347 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,745 µs