En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Abdullah Gül'ün özeli



“Güzel otellerde kalıyoruz, ama hiçbir özelliğinden yararlanamadan; lobisinde oturamıyorum, doğru dürüst uyuyamıyorum bile” şikâyetinde bulunan bir cumhurbaşkanı ile yorucu bir seyahatten dönerken ne konuşulur?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le, gezisini izleyen sekiz gazeteci olarak son kez biraraya geldiğimizde, önce 'siyaset-dışı' konuşmayı kararlaştırdık; ancak bir ömür boyu siyaset izleyen gazeteciler olarak, lâfa yine güncel konularla başladık. Cumhurbaşkanı Gül'ün siyasi sorularımıza verdiği cevapları haber sayfalarında bulacaksınız.

Burada sohbetin hafif konulara değgin bölümünü sunuyorum.

New York'taki son akşam programı özeldi Cumhurbaşkanı Gül'ün; kimlerle nereye gittiğini merak etmemiz doğaldı: “Öyle çok özel bir yere gitmedik. Ben ve eşim, bakan arkadaşlarım ve eşleri vardı. Yürüyerek, ceketsiz ve kazakla dışarı çıktım; ama biz çıktıktan hemen sonra yağmur başladı. Yürüyerek gidemedik. Öyle çok havalı bir yer değildi gittiğimiz restoran.”

Son 5 yılda dışişleri bakanlığı, başbakanlık yaptı, şimdi de Cumhurbaşkanı... İş yoğunluğu açısından en ağır görev hangisiydi acaba: “Yorgunluk açısından aslında aralarında bir fark yok. Dışişleri bakanıyken arkadaşlara bazı dış geziler öncesinde 'Bari bu sefer daha rahat bir program yapın' diyordum; önce nispeten rahat bir program yapılıyordu, sonra bırakılan bütün boşlukları yeniden işle dolduruyorduk. Bu gezide de böyle oldu. Bir tek son gece otel yerine dışarıda yemek yedik. Cumhurbaşkanlığı döneminde en çok kaçırdığım şey yürüyüşler oluyor. Dışişleri bakanıyken –belki son 1 yıl hariç– düzenli yürüyüşler yapabiliyorduk. İşimiz gece yarısına doğru bitse bile, spor kıyafetlerimizi giyip, arkadaşlarla 1 saat kadar yürüyorduk. Şimdiyse bazen bantta saatte 5-6 km hızla, 1 saat kadar yürüyorum.

“Yurtdışında da arkadaşlarla uygun zamanlarda tempolu yürüyüşler yapardık. Hatta bir kez Brüksel'de, Belçikalı koruma polisleri görevleri gereği yanımızda yürüyorlardı. Herhalde alışık değillerdi ki, biri pat diye düştü. Bir keresinde de Napoli'de yürürken bir İtalyan koruma polisi düştü, kaldı. Bu gezide yürüyüşe fırsat bulamadık.”

Cumhurbaşkanı Gül'ün günlük programı çok yoğun. Acaba ne kadar uyuyor, ne zaman uyanıyor, diyet yapıyor mu: “Genellikle çok geç yatıyorum; 02.00'yi filan buluyor uyumam. Ama 24.00'ten önce yatabilirsem, uykumu çok iyi almış olarak sabahları çok erken kalkarım. 6 saat civarında uyku yetiyor bana. Özel bir diyet de uygulamıyorum; sadece yediğime dikkat ediyorum. Kilom aynı. Birkaç günlük farklar oluyor, o kadar.”

Cumhurbaşkanlığı öncesi, siyasetçi kimliği etkiliyken, halkla çok yakın temas halindeydi Abdullah Gül; halkla eskisi gibi yakın olmayı özlüyor mu acaba: “Bu kadar yıl halkla haşır neşir olunca insan çok istiyor halkla teması tabii... Ancak protokol, bulunduğunuz yerin şartları ister istemez etkiliyor. Bazen medyaya haber vermeden dışarı çıkma fırsatı buluyorum, sivil arabayla... Geçenlerde bir ev ziyaretine gittik. Sessizce girelim dedik; meğerse kapıda taksi durağı varmış. Gördüler, çıkışta uğrarım dedim. Öyle de yaptım. Hem 'taksi duraklarında çok güzel çay demlenir' derler...”

Son günlerde gazetelere Çankaya Köşkü'nde beşbin şişelik bir şarap mahzeni olduğu, yıllarca kullanılmadığı için yarıdan fazlasının bozulduğu haberi ulaşmıştı. Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya'da bir şarap mahzeni bulunduğundan da, bozulan şaraplardan da haberdar değildi. “Uzman arkadaşlar, görevliler ilgileniyordur” dedi bu konu kendisine sorulduğunda...

Çankaya halka açık bir makam; halkla irtibatı sağlayan da yollanan talepler, verilen dilekçeler... Bir ekip gelen her başvuruyu takip edip inceliyormuş. Dilekçe gönderen olumlu-olumsuz mutlaka cevabını alıyormuş. Şimdiye kadar yolsuzluk ihbarı gelmemiş Çankaya'ya; gelirse onlarla da ilgilenecek bir yapılanma varmış. “Devlet Denetleme Kurulu bugüne kadar nasıl kullanıldıysa, nasıl kullanılması gerekiyorsa aktif olarak kullanılacaktır” dedi Cumhurbaşkanı Gül.

Abdullah Gül sigara-içki içmiyor; “Gençliğimde tek tük içtiğim oldu, ama hiç tiryaki olmadım” diyor sigara için. “Üniversite yıllarımda yakın arkadaşlarım o kadar çok sigara içiyorlardı ki, herhalde ben de içmiş kadar zarar görmüşümdür.” Sigara yasağının yaygınlaşmasını destekliyor: “Çok iyi oldu o yasa. İstanbul'daki vapur iskelelerini, vapurları hatırlayın; herkes dumanaltı olurdu. Hele o ikinci sınıf salonu. Uçaklarda, otobüslerde sigara içilirdi. Düşünün, adam önde fosur fosur sigara içiyor, arkada çocuklu kadın var. Şimdi düşününce ne kadar ters geliyor insana.”

TV'de dizi izlemeye vakit ve fırsat bulamıyor Cumhurbaşkanı Gül, o açığı eşi kapatıyor. Ardından hemen ekliyor: “Eşimin bütün gün TV başında oturduğunu sanmayın sakın; benden çok kitap okuyor. Anı kitapları, romanlar... Başucunda her zaman 4-5 kitap vardır. Bazen 'Çok okuyorsun' diye takılırım.”

Yoğun programlı ve yorucu bir ABD gezisinden dönerken Cumhurbaşkanı Gül'le yaptığımız, özel hayatına ilişkin sohbetin ana hatları bunlardı.

yenişafak



Bu yazı 531 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,023 µs