En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

ABD'nin fiyakası bozulabilir



Her büyük olayın sonrasında derleyip toparlama biraz sorunludur. Olacağı zamana kadar hazırlıklar yapılır, herkes olay üzerinde yoğunlaşır; olup bittiğinde ise arkadan toplama sıkıntısı başlar, dikkatler dağılır... Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Washington'da ABD Başkanı George W. Bush'la görüşmesi de, öncesi ve sonrasıyla, benzer bir görünüm arzediyor: Görüşmeye kadar zirveye tırmanan dikkatler, görüşme sonrası değerlendirmelerde biraz kayboluyor gibi...

Türkiye ile ABD geçmişte ne türden bir ilişki sürdürmüş olursa olsun, bugün birbirinden kopamayacak kadar ileri derecede çıkar ilişkisi/çelişkisi içerisinde iki ülke; bir tür 'zoraki müttefik' ilişkisi var aralarında. Bunun sebebi de, iki ülke arasında çıkar birliğinden çok çıkar çelişkisi bulunmasıdır. ABD bir tür 'emperyal güç' gibi konuşlandırıyor kendisini; diğer ülkelere kendi çıkarlarına hizmet ettikleri oranda değer veriyor. Dinleme alışkanlığı pek olmaz emperyal güçlerde; ABD de eleştirilere kulaklarını tıkayarak yapacağını yapıyor.

Yaptığı yanlışsa o zaman gözleri açılıyor; hem de faltaşı gibi...

ABD'nin 11 Eylül'den (2001) sonraki davranışları 'kibirli' bir emperyal güç davranışıydı. Eylemlere teşhisi kendisi koydu, fâili yine kendisi belirledi ve cezalandırma işlemini de kendisi yüklendi. Bütün bu süreçte başkalarından beklediği kendisiyle birlikte hareket etmeleriydi. “Ya bizimle birliktesiniz, ya düşman” mantığının dışa vurduğu, o 'kibir' haliydi işte. Sonrasını biliyoruz: 1 Mart'ta (2003) TBMM'den çıkan birlikte hareket etmeme kararı, bazılarını, Washington'daki mütekebbir kadro gözünde, 'cezalandırılması gerekli düşman' yaptı.

4 Temmuz 2003 günü subaylarımızın başına çuval geçirilmesi, Washington'daki kadronun, yeterince ikna edici davranmadığına inandığı askerlere yönelttiği bir tepkiydi. Sivillerden sorumlu saydıklarına da bazı tepkiler verdi aynı kadro; onları işbaşından götürecek girişimleri el altından destekledi, ekonomiyle oynamaya kalkıştı, zorluklar çıkardı... Başarılı olamadıysa, dünya şartlarının elverişsizliği ve cezalandırmak istediklerinin kendi halkında destek bulması yüzündendir...

O kadro büyük çapta tasfiye oldu Washington'da; kimi başkanlık seçiminde adaylığını koymuş bazı tiplerin ardına sığınarak yeniden dönme hazırlığı yapsa da, bunun bir işe yarayacağı yok. “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” vecizesi ABD'de de hükmünü geçirecek güçtedir. Eğilip bükülemeyecek gerçeği unutmayalım: Ülkenin başına Irak'la savaş derdi açanlar başarısız oldular. Şu sıralarda sürdürülen seçim kampanyalarında halkın kulak verdiği en önemli konu, adayların savaşa karşı tavrıdır. Başarısızlıkta payı olanları cezalandırmaya hazır görünüyor Amerikan halkı; kafa karıştırıcı bir-iki trükle siyaset bulandırılmazsa sonuç alacağa da benziyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Washington ziyaretini bu çerçevede ele alıp değerlendirmek gerekiyor. ABD'yi Irak'ta savaşa sokan kadro bütünüyle işbaşında kalmaya devam etseydi veya geride kalanlar güçlerini sürdürüyor olsaydı, bu ziyaret ya gerçekleşemez ya da farklı bir biçimde sonuçlanırdı. ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin ABD'ye ihtiyacından daha fazla bugün; Türkiye ve yöneticilerinin Washington'da gördüğü büyük ilgiyi açıklayabilecek tek gerçek budur.

Bu noktada devreye ilişki/çelişki farkı yeniden giriyor. 'Zoraki müttefik' konumundaki iki ülke birbiriyle ilişkilerinde kabul edilebilir ölçüler içerisinde kalmayı kabul etmek zorundalar; adaletli, onurlu bir ilişki olmak zorunda aradaki ilişki... Çıkarlar arasında çelişki olduğunda daha güçlünün borusunun her zaman ötmediği bir ilişki... Muhatabını dinlememek, kulak vermemek, söylenenlerin bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkması... Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde bunlar artık söz konusu olmamalı.

Anlaşılacağı üzere, bu alanda en büyük görev, ABD'ye düşüyor. Bugüne kadar sergilediği ilişki mantığını ve tarzını terk etmesi, yeni bir üslup ve söylem benimsemesi ve gerekirse çıkarlarından vazgeçmesi gereken ABD'dir. Türkiye her zamanki gibi davranmaya devam ederse, bu ilişkinin sürdürülmesi başarılabilir. ABD bunu başarmak zorunda.

Bunda da başarısız olması, ABD'nin fiyakasını biraz daha bozabilir çünkü.


yenişafak



Bu yazı 294 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,731 µs