En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Dağlıca’dan mektup var



Dün bir komutandan mektup aldım. İsmi ve rütbesi bizde saklıdır. Mektupta, Dağlıca baskınının tüm ayrıntılarını anlatmış. Ayrıca komuta kademesindeki zaaflarla ilgili çok önemli iddialara yer veriyor.

Bu iddialar arasında; PKK’ya içeriden bilgi sızdıran köstebeklerden silah odasının kapısında nöbet tutan erin etkisizleştirilmesine, askeri birlikler arasındaki irtibatsızlıktan nöbet yerlerindeki ihmallere kadar bir dizi önemli ayrıntı var.

Konu yargıya intikal ettiği için bu mevzuu burada noktalayacağım.

Ancak, komutanın neden böyle bir mektup yazmaya ihtiyaç duyduğunu anlatırken yazdığı şu cümlenin altını çizmek istiyorum: ‘Kuvvet Komutanımız Orgeneral İlker Başbuğ’un konuyla ilgili basın açıklamalarının tarafımıza imza karşılığı tebliğ edilerek bu olay hakkında konuşulmaması konusunda emir verilmesi, beni derinden yaralamış ve bu mektubu kaleme almama neden olmuştur.’

Ve komutan soruyor: ‘Biz de insanız ve hata yapabiliriz. Hatalarını görüp itiraf etmek, onlarla yüzleşmek istemeyenlerin hatalarını telafi etmeleri düşünülemez. Telafi edilmeyen hatanın, kusur ve ihmalin ortaya çıkardığı zarar ve can kaybının hesabını vermeyenlerin aynı hatayı tekrarlamamalarını kim garanti edebilir?’

İki sayfalık mektupta son söz medyaya: ‘Milletçe canımızı acıtan ve onca ailenin evladını koparan bu olayla ilgili gerekenlerin yapılmasını özgür ve tarafsız olan sizler, hiç olmazsa takip ediniz ve sahipsiz bırakmayınız.’

Yerinde tespitler. Hukuk devleti, hatalarıyla yüzleşmekten asla korkmaz. Bilir ki, korkular, yüzleşerek aşılır.


O imamı neden yazmadım?


MHP Genel Merkezi’nde imam olarak çalışırken ‘Cuma namazına üç kere üst üste gelmeyenin eli bile sıkılmaz’ dediği için Devlet Bahçeli tarafından işten atıldığı iddia edilen Mehmet Demirdelen’i tanımam ama hakkında bilgi sahibiyim.

Bu iddia, 22 Temmuz seçimlerinden önce, bize de ulaştı. Bir ortak arkadaşımız, ‘Yayınlarsanız Mehmet Demirdelen MHP’de yaşadıklarını anlatacak. Telefonunu vereyim, arayın konuşun’ dedi.

O tarihte, Bahçeli’nin Erzurum meydanındaki o meşhur ip repliğini eleştiriyoruz ya, bu iddiayı da yazabileceğimizi düşünmüşler.

İddiada düşük gerçeklik payı olsa da yazıldığı gibi gerçekleşmediğini biliyorum. Tümüyle doğru olsa bile kesinlikle bu konuya girmeyeceğimi söyledim.

Çünkü; insanların özel yaşamı ile Allah ve kul arasındaki konuşlanma konumlarına dair yazmıyorum. Kimin Cuma namazı kıldığı veya kiminle flört ettiği, beni ilgilendirmiyor. Ayrıca, bu işlerle Ahmet Hakan ilgileniyor. Onun uzmanlık sahasına da tecavüz etmek istemem.

Herhalde bu imam efendi, sosyete pazarının bu yeni esnafına ulaşamamış olmalı ki, Sebahattin Önkibar’a gitmiş.

Sonradan duydum ki, imamla ilgili bu bilgiler, Zaman ve Yeni Şafak’a da ulaştırılmış, onlar yazmamışlar.

MHP’nin izlediği yanlış politikalarla ilgili sert yazılarımı hatırlarsınız. Eğer ortaya koyduğunuz prensipleri, önce kendiniz çiğnerseniz inandırıcılığınız kalmaz. Kaldı ki, savaşın bile kuralları vardır.

Bir de dünyanın öbür tarafı...


İki polis daha aradı


Oğlu Burak’ı polis kurşunuyla kaybeden Mehmet Tursun aradı. Önceki günkü ‘Kasten adam öldürmek ve sürpriz iki astsubay tanık’ başlıklı yazımdan dolayı Muhsin Yazıcıoğlu dahil 100’e yakın milletvekili ve yetkili aramış.

Baba, önemli bir gelişmeden daha söz etti: ‘Yazınızın çıktığı gün iki polis aradı. ‘Vicdan azabı çekiyoruz, biz de tanıklık yapmak istiyoruz’ dedi. İnşallah o polislere baskı yapmazlar da tanıklık için mahkemeye gelirler.’

Bizim de tüm çabamız delillerin karartılmaması ve gerçeklerin mahkemede gün ışığına çıkmasıdır.

Bu arada Tursun ailesinin avukatı Alper Bağıran’ın ‘Bu bir bonus cinayetidir’ lafını da yakışıksız buldum. Polislere başarılarından dolayı cüzi miktarda ödül veriliyor ama ortalama 50-60 YTL’yi geçmez. Herhalde, 50 YTL için cinayet işlendiği düşünülemez. Ortada bir cinayet iddiası var, ciddiyetle üzerine gidilmeli, kimse sulandırmamalıdır.


‘Dışişlerini bırak’ tavsiyesi


Dışişleri Bakanlığı personeli Vahit Özdemir’in, Belgrad Büyükelçisi Hasan Servet Öktem’in de aralarında bulunduğu üç bakanlık personeliyle ilgili hukuk mücadelesini, önceki bir yazımda anlatmıştım. Ayrıca, Öktem’in bu dava konusu yüzünden merkeze alındığı iddiasını hatırlatmıştım.

Büyükelçi Öktem, bu yazımla ilgili açıklama gönderdi. Öktem, Özdemir hakkında doldurduğu sicili, İdare Mahkemesi’nin hukuki gerekçelerle iptal ettiğini doğruladı ancak evrakta sahtecilik olmadığını söylüyor. Devam ediyor: ‘Vahit Özdemir için iptal edilen sicilinde kaydettiğim kusurlu davranışlar ve karakter zafiyetlerinin altına, 6 yıl aradan sonra bugün de imzamı atacağımı bilmenizi isterim.’

Büyükelçi, ayrıca, Belgrad Büyükelçiliği’nden alınmasının, Özdemir’in açtığı davayla ilgisi olmadığını belirtiyor.

Tek sayfalık açıklamanın son paragrafını da Özdemir’e ayıran Öktem, şu tavsiyede bulunuyor: ‘Özdemir’e vakit geçirmeden uyum sağlayamadığı Dışişleri’ni bırakarak başarılı olduğunu iddia ettiği başka bakanlıklara naklen geçmesini dostça tavsiye ederim.’

star gazetesi



Bu yazı 716 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,785 µs