En Sıcak Konular

Uğur Dolgun



Uğur Dolgun
0 0 0000

Geçip giden bir yılın muhasebesi



Eski insanlar, “gece yatağa girildiğinde o günün muhasebesi yapılmalı” dedikten sonra, “iyi ve hak edilmiş bir uyku ancak vicdan rahatsa mümkündür” diye devam ederlerdi…
 Gece çöküp de rahat döşeklerde kendini uykuya teslim etmeden önce, o günün muhasebesini yapanlar hala var mı bilmiyorum…
 Herkesin vicdan muhasebesi ve iç huzuru kendini ilgilendirir…
Ama en azından, genel bir durum değerlendirmesi ve gidişatı görme açısından, bu muhasebeyi ülke ve dünya gündemi açısından yapmak zorunlu…
Hadi buyurun…

***
 
6 Ocak: ABD politikasının etkili ve renkli simalarından John McCain, Kuzey Irak’taki Türkmenler’in soykırım tehdidi altında olduğunu açıkladı.
(Ancak nedense(!) ABD ve Batı’da görmezden gelinen bu habere karşılık, Türkiye’deki Kürtlerin durumu büyük ilgi odağı.)

 9 Ocak: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, benzer diğer davalara da emsal teşkil etmek üzere, Türkiye’nin azınlıklara ait vakıfların mülkiyet haklarını ihlal ettiği kararını verdi.
(Bakınız: Yeni Tanzimat başlıklı yazım)

 16 Ocak: Cumhuriyetin ve demokrasinin kalelerinden olan Fransa’nın cumhurbaşkanı adayı Yahudi dönmesi Nicolas Sarkozy, ülkenin en büyük Türk mahallesi Saint Denis’teki seçim bürosunda yaptığı konuşmada, “Fransızca konuşmayanların ve çokeşliliği savunanların Fransa’da yeri yoktur” dedi.
(Avrupa “çok kültürlülük” üzerine temellenmiş ve insan haklarını temel almıştır diyenlere bir kez daha selam olsun…)

 20 Ocak: ABD’nin askeri faaliyetlerini arttırmasını endişeyle izleyen İran, Kuzey Irak sınırına asker kaydırdı.
(Allah Allah, ABD’nin İran’ı da demokratikleştirmesinde(!) ne zarar var ki! Hem, ikide bir Türkiye İran olacak korkusuyla yaşayan bizim aydınların da içi ferahlamış olurdu.)

 7 Şubat: Türkiye’yi Avrupa’da istemediğini her fırsatta açıkça belirten Sarkozy, rüşvet/terörizm ve organize suçlarla mücadele için “Akdeniz Birliği” adı altında yeni bir oluşum önererek, yeni adres olarak Türkiye’ye bu birliği gösterdi.
(Bu gerçeği en sonunda AKP de anlamış olmalı ki, AB’ye girme ve uyum yönündeki çalışmaların artık pek esamesi okunmuyor.)

 10 Şubat: UNESCO, 800. doğum yılı nedeniyle 2007’yi “Dünya Mevlana Yılı” ilan etti.
(Az önce bahsettiğimiz “çok kültürlülük” ile insan haklarının altyapısını ve felsefesini ondan daha iyi kim anlatabildi ki? Buradan, Mesnevi’nin Fransızca tercümesinin Sarkozy’e gönderilmesini öneriyorum.)

 1 Mart: Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, “Türkiye sekiz eyalete bölünebilir” dedi.
(Biliriz, kendisinin çözüm üretmekte üstüne yoktur. Döneminde de, gençleri yaşını büyüterek asmıştı.)

 12 Mart: Sağlığıyla ilgili spekülasyonlar nedeniyle, terörist başı Öcalan’dan alınan kan, idrar, balgam, gaita ve saç kılı örneklerinde zehirlenme bulgusuna rastlanmadığı açıklandı.
(Tahliller bir daha yapılsın! Batı’nın beklediği rapor sonuçları böyle değildi. Hem zehirlenme olmasa bile, böyle bir yaratıktan “temiz” bir şeylerin çıkması da zaten mümkün değil.)

20 Mart: Diyarbakır’daki Nevruz törenlerinde konuşan Zana; Barzani, Talabani ve Öcalan’ın Kürtlerin liderleri olduğunu söyledi.
(Karıştırmayın, 7 kocalı olanın adı Hürmüz’dü. Bu, Leyla!)
 
9 Nisan: Türkiye’de ikamet eden yabancıların sayısı, 176 bin 717 kişi olarak açıklandı.
(Olsun, nasıl olsa Orhan Pamuk, Fazıl Say ve diğer bazı “Beyaz Türkler” ülkeyi terk ediyorlar. Yani, nüfus dengesi sorun olmaz.)

 20 Nisan: Başbakan Erdoğan’ın danışmanlığını da yapan AKP Adana Milletvekili Ömer Çelik, Malatya’da misyonerlik faaliyetlerini yürüten yayınevinde yaşanan vahşet için “postmodern Menemen vakası” benzetmesini yaptı.
(Doğrudur, zira AKP de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın postmodern yorumudur.)

 6 Mayıs: TBMM’de cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan iki yoklamada da yeterli oy sayısı olan 367’yi bulamayan Abdullah Gül adaylıktan çekildi.
(Önemli olan sonuç! Nihai aşamada, dönüşü muhteşem(!) oldu.)

 10 Mayıs: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, su sıkıntısını önlemek için İstanbul’da depo yapmak yerine halkı tasarrufa çağırdı.
(Zaten yakın zamanda beklenen deprem için de gerekli hazırlıkları yapmak yerine halkı Allah’a emanet ediyor.)

 18 Mayıs: Başbakan Erdoğan, genel seçimler öncesinde sağ ve sol partilerde esen birleşme rüzgarlarıyla ilgili olarak, “40 çürük yumurtayı bir araya getirsen bir sağla yumurta etmez” dedi.
(Eee, nasıl olsa tek başına AKP bu ülkeye yeter. Erdoğan’ın rol modeli Özal da, zamanında benzeri bir mantık yürütmemiş miydi?)

 2 Haziran: ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, “bizden onursuzluk isteniyorsa yolları açık olsun” diyerek, DYP ile birleşmeden vazgeçti.
(Yok, sizden Meclis dışı kalarak AKP’nin elini daha da güçlendirmeniz isteniyordu, ki zaten öyle de oldu.)

 4 Haziran: Eski genelev çalışanları olan Ayşe Tükrükçü ile Saliha Ermez, İstanbul 2. Bölge’den bağımsız milletvekili adayı olduklarını açıkladılar.
(Bu kadar döneğin ve kaypağın bulunduğu bir siyasi arenada iki tane de eski vesikalı olmuş çok mu?)

 8 Haziran: ANAP Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş, seçimlere katılmayacaklarını açıkladı.
(E, az önce ben ne dedim!)

 14 Haziran: Habur Sınır Kapısına dikilen 96 metrekarelik Türk Bayrağına nispet olarak, peşmergeler de sınırın Irak tarafına 40 metrekarelik bir bayrak diktiler.
(Kiminki daha büyük yarışı, “şeylerinin” kesilmesiyle sonuçlanacak farkında değiller.)

 19 Haziran: Kardinal Renato Martino, Vatikan tarafından sürücüler için hazırlanan 10 emirlik fetvada, hatalı sollamanın da günahlar listesinde olduğunu açıkladı.
(Bu fetvaya bizim laikçilerden ses çıkmadı, acaba orada durum ne?)

 22 Haziran: Yedinci Cumhurbaşkanı Evren’in yakın dostu olan eski parlamenter Mustafa Develi’ye hediye ettiği tablolar satışa çıkarıldı ve kimse alıcı olmadı.
(Demek ki millet biraz da olsa sanattan anlıyor.)

 27 Haziran: İstanbul’da bir vatandaş, Aysun Kayacı’nın rol aldığı öpücüklü Pepsi Max reklamından “içtim ama reklamdaki vaat yerine gelmedi” diyerek şikayetçi oldu.
(İyi de, bu ülkede bugüne kadar hiçbir siyasi parti de seçim öncesi vaatlerini yerine getirmedi. Ne yani şimdi Cumhuriyet tarihinden başlayarak hepsinden tek tek şikayetçi mi olacağız?)

 2 Temmuz: İstatistik Kurumu, yılın ilk üç aylık dönemine ilişkin büyüme hızını yüzde 6.7 olarak açıkladı. En yüksek büyüme hızı da, yüzde 16.2 ile inşaat sektöründe.
(Canım olacak o kadar, iktidar kendisini destekleyen müteahhitlere vefa borcunu ödüyor ne de olsa.)   

 13 Temmuz: İsrail ordusunun hahamları, askerlere dinen çalışılması yasak olan Şabat -yani cumartesi- günü ile dini tatillerde radyo dinlemeyi yasakladı.
(Alın işte, bizim laikçilerin es geçtiği bir konu daha.)

 27 Temmuz: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, “sektörlerinde denetim eksikliğinden kaynaklanan birtakım sorunlar olduğu” yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu savundu.
(Evet, Atlasjet Havayollarının Isparta-İstanbul seferini yapan ve içindeki 50 yolcu ile 7 mürettebata mezar olan elim kazada ne kadar haklı oldukları(!) görüldü.)

 2 Ağustos: Susuzluk konusunda önlem almamakla suçlanan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, çözüm olarak vatandaşlara “tatile çıkın” tavsiyesinde bulundu.
(İşte bilimsel bakış açısı, işte sorumlu belediyecilik anlayışı. Fazla söze hacet var mı?)

 3 Ağustos: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şubesi’nde görevli altı polis memuru, Emniyet’in otoparkında bir kadınla grup seks yaparken MOBESE kameralarına yakalandı.
(Eğer “hassas bölgeleri” böyle koruyorlarsa vay halimize…)

 5 Ağustos: Dünyanın en saygın üniversitelerinden Massachusetts Institute of Technology’de görev yapan bilim adamları, yerin 5 kilometre altına kazdıkları kuyuya su döküp, sıcaklığın etkisiyle oluşan buhardan enerji elde ettiler. Tek bir kuyunun, 10 bin evin elektrik ihtiyacını karşılamaya ve 2 bin 700 evi ısıtmaya yettiği açıklandı.
(Eller aya biz yaya, Gökçek ve Topbaş efendiler duysun…)

 5 Eylül: Uzlaştırma Kurulu, memur maaşlarına gelecek yıl iki dönem halinde yüzde ikişer zam yapılmasını önerdi.
(Onlar da memur olacaklarına kendilerini biraz daha sıkıp milletvekili falan olsalardı canım. Nazar etme ne olur, kıskanma senin de olur…)

 2 Ekim: İngiltere’deki Sainsbury’s marketler zinciri, Müslüman olan çalışanlarını içki satma ve raflara içki yerleştirme işlerinden muaf tuttu.
(Demek ki “mahalle baskısı” sadece İstanbul Fatih’teki marketlerle sınırlı değil…)

 9 Ekim: Ayrılıkçı terör örgütünün hain saldırısında 13 askerimiz şehit olurken, taranan bir minibüste de 12 sivil hayatını kaybetti.
(Canım abartmayın, Başbakanımız “dağdakilere” af ilan ettiğinde sarılır barışırız olur biter…)

 27 Ekim: ABD’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin komutanı Tümgeneral Benjamin Mixon, “PKK konusunda talimat almadık ve hiçbir şey yapmadık” dedi.
(Eh, doğru söze ne denir! PKK’nın varlık ve azgınlık sebebi de, kucak açtıkları bu teröristlere hiçbir şey yapmıyor olmaları değil mi zaten…)

 28 Ekim: Sunday Times Gazetesi’nin muhabiri Hala Jaber, Kandil Dağı’ndaki izlenimlerini yazdı: “İngilizler, Ruslar, Almanlar, Yunanlılar, İranlılar ve Araplar ‘omuz omuza’ savaşıyor”.
(Evet! Yedi düvele karşı verdiğimiz, kahpe bir savaş bu. Ama yine de, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” dediğinde faşist damgasını yiyorsun hemen. İnsanın içini acıtan da bu…)

 3 Kasım: DTP milletvekilleri Osman Özçelik, Aysel Tuğluk ve Fatma Kurtulan, PKK’nın esir aldığı 8 askerin serbest bırakılması için arabulucuğa soyundu.
(Canım, Fatma Kurtulan’ı “dağdaki” eşi hiç utandırır mı? Ne de olsa kocasından torpilli…)

 5 Kasım: Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, PKK tarafından kaçırıldıktan sonra serbest bırakılan askerlerle ilgili olarak, “TSK’nın hiçbir mensubu böyle bir duruma düşmemeliydi. Kurtulmuş olmalarından fazla bir sevinç duyamadığımı ifade etmek istiyorum” açıklamasında bulundu.
(Sayın Şahin, ateş düştüğü yeri yakar! Acaba sevinç duymanız için, şehit düşmeleri mi gerekiyordu. Sevincinizi, şehit annelerine mi saklamıştınız?)

7 Kasım: Şampiyonlar Ligi A Grubu’nda İngiltere’de Liverpool ile karşılaşan Beşiktaş, sahadan 8-0 yenik ayrılarak tarihi bir hezimete imza attı.
(Basından izlediğimiz kadarıyla, Beşiktaş adının bundan böyle Sekiztaş olarak değiştirilmesi gündeme geldi ve “Çarşı” sekize karşı olduğunu deklare etti…

10 Kasım: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara’ya gelen Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz El Suud’u kaldığı otelde ziyaret edince, basında yoğun eleştirilere maruz kaldı.
(Siz de ne fesatsınız be kardeşim! İki “adaş” 10 Kasım’ın önemine binayen kendi aralarında bir anma günü düzenlemişler. Olay sadece bundan ibaret…)
 
13 Kasım: Web sitesinde kalaşnikoflu fotoğrafını yayınlayan ve yakasında “sözde” Kürdistan bayrağı taşıyan, bir zamanların hızlı Tayyip Erdoğan fanatiği ve sosyete gülü Nil Demirkazık tutuklandı.
(Yahu sadece parti değiştiren siyasiler ya da sevgili değiştiren fotomodellerden mi bahsedeceğiz. Bu da ayrı bir renk oldu medyamız için. Alın size yazacak konu…)

 9 Aralık: Diyanet İşleri Başkanlığı, Teşkilat Kanunu ile işe alacağı personeline çevresinde “imanlı kişi” olarak bilinme mecburiyeti getiriyor. Yeni düzenlemeye göre, ilgili personel işe alınmadan önce komşularına ve kendisini tanıyanlara sorularak, “iman” derecesi öğrenilecek.
(Şimdi buna da bir kulp bulmayın lütfen! Bazı zındıklar, yıllardır lâik devlet ile Diyanet İşleri Başkanlığı birbiriyle bağdaşmıyor diye bas bas bağırıyorlardı. Şimdi lâik devlet devreden çıkarılmaya başlayınca da, buna itiraz etmeye başladılar. Mızıkçılar ne olacak…)

 10 Aralık: Kosova Hükümet Sözcüsü İskender Hüseyini, Kosova’nın Mayıs 2008’den önce Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan edeceğini açıkladı.
(Bu tarih itibariyle, artık yazılarımı rahmetli büyükbabamın Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara ile koordineli olarak “çeteci” faaliyetler yürüttüğü için mecburen terk etmek zorunda kaldığı, ancak -oradaki eşe dosta emanet ettiği- dönümlerce toprağın da hala aileye ait olduğu Kosova Prizren’in Dragaş kasabası Brod köyündeki araziler üzerine kurulu malikaneden yazacağım…)

 11 Aralık: Isparta’da düşen ve 57 kişinin hayatını kaybettiği uçağın kara kutularında yapılan incelemede, kaza nedenini ortaya çıkaracak olan kara kutuların arızalı olduğu ortaya çıktı.
(Üzülmeyin beyler! Bu ülkede yıllardır darbeler, katliamlar ve faili meçhuller oluyor. Bugüne kadar bunlardan hangisinin kara kutusuna ulaşılabildi ki…)

27 Aralık: Pakistan’da muhalefet lideri ve eski başbakanlardan Benazir Butto, Ravalpindi kentindeki parti mitinginde yaptığı konuşmanın ardından uğradığı saldırıda hayatını kaybetti.
(Sürekli olarak kötü gidişattan şikayet eden ana muhalefet lideri Deniz Baykal, yatsın kalksın da haline şükretsin. En azından böyle tehlikelerle karşı karşıya değil.)

***
 
Herkese iyi yıllar.
Yeni yılın tüm okurlarıma -ve tabii okumayanlarıma da- sağlık ve mutluluklar getirmesini dilerim…



Bu yazı 735 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2008 Asabı bozuk bir adamın portresi…
    • 18 Eylül 2008 Basını bekleyen tehlike?
    • 11 Eylül 2008 Yetenek önemli tabii!
    • 8 Eylül 2008 Başbakan tarihi gerçekleri de göz önüne almalı
    • 2 Eylül 2008 Biri hepimizi gözetliyor…
    • 25 Ağustos 2008 Büyükşehirlerdeki aşiretler ve terör!
    • 16 Ağustos 2008 Kontrolsüz güç!
    • 7 Ağustos 2008 Alın size Ergenekon yazısı…
    • 28 Temmuz 2008 32 kısım tekmili birden…
    • 11 Temmuz 2008 Gündemi tatil sonrasında okumak (ya da okuyamamak…)
    • 23 Haziran 2008 Tatil düşleri…
    • 16 Haziran 2008 Önümüzdeki yerel ve genel seçimlerin sonucu zaten belli…
    • 11 Haziran 2008 Giderek DP’leşen AKP’yi kim kurtaracak?
    • 6 Haziran 2008 Ya istiklal ya…
    • 3 Haziran 2008 Peki, ya sonuç?
    • 27 Mayıs 2008 Aileden Sorumlu Devlet Bakanı nerede?
    • 19 Mayıs 2008 19 Mayıs’ta İngiltere Kraliçe’sinin ziyaretini değerlendirmek
    • 15 Mayıs 2008 Magandalardan lahmacun cinayeti…
    • 10 Mayıs 2008 “Dindar” değil “dinci” olunca…
    • 6 Mayıs 2008 Siyasi istikrar…

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,705 µs