En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Ekonomide umutlanabilir miyiz?



Türkiye'de ekonomik açıdan işleri tıkırında olan birileri mutlaka var, ancak geniş kitleler 2008 yılına ekonomide giderek azalan umutlarla girdiler. Geçen yıl biraz daha büyüyen, ancak gerçekleşmesi konusunda daha az güven duyulan umutlarla...

Ülkemiz son beş yıl içerisinde gerçekten göz kamaştıran bir ekonomik performans sergiledi. Verilere bakıldığında görülen, Cumhuriyet tarihinde ancak ara ara göze çarpan ekonomik büyümenin, sürdürülebilirlik ve süreklilik kazandığıdır. Neredeyse hep yukarı doğru yükselen bir çizgi görüntüsünde son beş yıldır Türk ekonomisi... Türkiye'ye yatırım yapmak yalnız Türkler için değil -hatta Türklerden daha fazla olarak- yabancılar için de büyük bir kazanç kapısı.

İyi de, böyle olduğu halde, neden geniş kitleler durumlarından şikâyetçiler ve neden geleceğe güven giderek azalıyor?

Bunun sebebi, Türkiye'nin siyasî istikrarı ön planda tutan ve öncelikle dışarıyı gözeten ekonomik politikalar uygulamasıdır.

2001 krizi sonrasında Türkiye IMF kaynaklı bir ekonomik paket uygulamaya başladı. IMF'yle bizden daha yakın ilişki kurmuş bir ikinci ülke daha yok bugün; IMF görevlilerinin büyük çoğunluğunun maaşlarını tek başına Türkiye karşılıyor. IMF'nin Türkiye'ye uygun gördüğü ekonomik politikalar ise kemer sıkmayı ve eldeki değerleri satma pahasına borçlara sâdık kalmayı gerektiriyor.

Uygulanan politikanın müellifi Ak Parti değil; krizden sorumlu olan koalisyon hükümeti siyaseten ayakta kalabilmek için kabul etti IMF paketini; o gün bugündür de aynı sebeple aynı pakete sâdık kalınıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kimbilir kaç kez ilân ettiği üzere, Türkiye istese IMF kaynaklı borcunu bugün ödeyebilir; ancak 'borç bulma' konusunda işe yaradığı için IMF bağı kopartılmak istenmiyor. 'Borç' işinde dünyadaki şartlardan hemen etkilenen finans çevrelerine bağımlılık söz konusu; ekonomimizi terk etmemelerini sağlamak için onları sürekli mutlu tutabilmek gerekiyor.

Finans çevrelerinin mutluluğu ise yüksek faizle oluyor. Türkiye bugün en yüksek faiz ödeyen bankadan daha yüksek faizi borç kapatmak için ödeyen ülke konumunda. Borç yiğidin gerçekten kamçısı ve o kamçı sırtımızdan hiç eksik olmadığı için sürekli borç ödüyoruz. Kazanıyoruz ödüyoruz, özelleştirip satarak ödüyoruz, borç alıyor ödüyoruz; sonuçta aldığımız her kuruşu birkaç fazlasıyla ödüyoruz.

Şu anda ihtiyacımız olan, bu kısır döngüden kurtulmaktır. Daha az borç alan, halkını daha fazla refaha kavuşturan bir ülke olmak zorunda Türkiye. “Ekonomide dengeler değişirse siyasî istikrar zedelenir, bu da iyi saatte olsunlar için uyandırma etkisi yapar” diye düşünmekten vazgeçmeliyiz. Ak Parti hükümeti son seçimde milletten aldığı yüksek destek sayesinde daha rahat hareket edebilir, daha fazla risk üstlenebilir durumda bugün; ekonomik dengeleri farklı düzleme oturtmanın denemelerini bu yıl başlatabilir.

İçeride sağlanan siyasî güç nasıl itibarı artıran, daha fazla kulak verilmeyi getiren bir etki yapmışsa uluslararası ilişkilerde, halkın desteği ekonomide dümeni halktan yana politikalara doğru yönlendirmede de işe yarayacaktır. Hem iki türlü: Bir yandan halkın refahını artırırken, bir yandan da refahının artma yolunda olduğunu gören halkın çareyi her zaman siyasette arama güdülerini takviye ederek...

2008, Türk iç siyaseti açısından büyük umutlar beslemeye sebep olan bir yıl. Önümüzdeki bir yıl boyunca Türkiye dışarıya daha fazla güç yansıtır hale gelecek, daha fazla sözü dinlenir bir ülke olacak; bu durum bugünden fark ediliyor.

Ekonomi için de değişik bir yıl olmalı 2008; umutları bilemeli...

yenişafak



Bu yazı 486 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,764 µs