En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

PTT, ya da pijama, terlik, televizyon



“Yılbaşı gecesini nerede, kiminle ve nasıl geçireceksiniz?” diye soranlara hep aynı cevabı veriyorum: “Ailemle, evde, PTT uygulamasıyla...”

'PTT' pijama, terlik ve televizyon sözcüklerinin kısaltılmış hali oluyor...

Daha önce hiç sorulmayan bu sorunun neden şimdilerde merak konusu olduğunu merak eden varsa açıklayayım: Ahmet Hakan Hürriyet'teki köşesinde 'süper muhafazakâr bir ailenin çocuğu' olarak yılbaşında neler yaptıklarını yazdı ve 'ultra seküler' dediği kesimden kendi çocukluk yılbaşılarını okurlarıyla paylaşmalarını istedi. Meral Tamer'in anılarını okudum, dün de Milliyet/Pazar'da Tuba Akyol'un notlarını...

'Süper muhafazakâr aileler', Ahmet Hakan'ın anlatımına göre, yılbaşı gecesine hiç olmamış muamelesi yaparlarmış. Okuyalım: “Biz ailecek yılbaşına acayip karşıydık... / Çam ağaçlarının haça benzemesine kafayı takardık... / Noel Baba'nın bir Hıristiyan azizi olmasını acayip önemserdik... / Hindi yenmesinin bir 'Şükran Günü' geleneği olduğunu söylerdik... / Bizim ailemiz, zaten 'Vur patlasın çal oynasın' tarzı bir eğlenceye her daim gıcık olurdu... / Yılbaşında işin içine bir de 'Frenk adetleri' girince gıcıklık, kökten karşıtlığa dönüşürdü.

“Biz o gece...” diye devam ediyor Hürriyet yazarı, “Saat tam on ikide 10'dan geriye doğru sayıp 'Bir' dendiğinde birbirimize sarılıp kutlama yapmazdık. Kimse kimseye hediye vermezdi. Kırmızı evimizden içeri girmezdi... / Ne hediyesi, ne sarılması... / Bizim aile o gece, 'Aman yılbaşı kutlamasına girer' falan diye... / Normal zamanlardan daha erken yatardı... / Bizim yılbaşı maceramız böyle bir şeydi...”

Milliyet'ten Meral Tamer'in yılbaşı anılarına da göz atalım: “Biz yılbaşıları mutlaka evde, apartman komşularımız ve anne tarafından yakın akrabalarımızla birlikte olurduk. Rahmetli anneciğim tavuk, iç pilav, zeytinyağlı yaprak dolması v.s. yapar, komşularımız meyveleri, akrabalarımız kuruyemişleri getirirlerdi.

Kalabalık olduğumuz için biz çocuklara ayrı masa kurulurdu. Ama yemek bittikten hemen sonra hep birlikte tombala oynardık. Annemin müthiş özeninin sonucu olarak bizim evde tombalada çıkan sayıları, bugünkü rengarenk bonbon şekerlerine benzeyen, tam sayıları kapatacak büyüklükteki yassı-yuvarlak plastiklerle kapatırdık. Kalabalık olunca renkli plastikler yetmeyeceği için beyaz kartonlar kesilirdi. / Tombala bittikten sonra isteyen fırdöndü oynardı.”

Şimdi size şaşıracağınız bir itirafım olacak: Dönüp kendi çocukluğumun 'yılbaşı' gecelerine baktığımda, neredeyse bütünü bütününe Meral Tamer'in anlattıklarına benzer uygulamalar görüyorum.

Televizyon öncesi bir nesiliz biz. Aralık/Ocak buluşması gecesi çıtır çıtır yanan sobanın ısıttığı evimizde (bazen başka komşuların evinde) buluşur, çerezler ve radyoda çalan müzik eşliğinde tombala oynardık. Bütün keyfi iki kez “Çinko” ve sonunda da “Tombala” diye bağırmak olurdu bu oyunun... Üzerinde “Bir misli al”, “Yarısını bırak” veya “Hepsini al” yazan fırdöndü oynadığımız da olurdu. Evde pişen, komşulardan gelen yemekler yenilir, saatler 12'yi vururken herkes birbirine yeni yılda mutluluk ve bereket dilerdi.

Sokaktan sürü halinde hindi geçtiğini de hatırlarım. Hindinin 'gâvur işi' bir kutlama aracı olduğunu çocukluğumda kimse bana söylememişti; paramız varsa hindi de alınır ve pişirilirdi evde. Herhalde 'süper muhafazakâr' sayılacak bir aile olmadığımız için...

Yazarların yılbaşı anılarını okuyunca şu sonuca vardım: Meral Tamer ile benim çocukluk dönemimizde, muhafazakâr - liberal aileler tarafından birbirinden farklı olmayan eğlencelerle girilirdi yeni yıla. Sorun Ahmet Hakan ve Tuba Akyol'un çocukluklarını yaşadıkları daha sonraki dönemlerde başlamış olmalı.

Tuba Akyol, çam ağacı dikilmese bile mutlaka hediye teati edilen, babaların kızlarına içki içme serbestisi tanıdığı ve daha çok 'dışarıda' kutlanılan yılbaşılardan söz ediyor. Bizim çocukluğumuzda 'dışarıda' geçirilen yılbaşı âdeti henüz başlamıştı, ancak bunun için çok sayıda alternatif bulunmuyordu. Yeni Asır'da, Göl Gazinosu'nda geçirilmiş yılbaşı gecesinden fotoğraflara bakınca öyle bir kesim olduğunu fark ederdik. Başlarına parlak kâğıttan yapılmış kukuletalar geçirmiş, kızlı-erkekli birbiri ardına sıralanarak dans edilen ve sabahlara kadar içilen yılbaşılar...

Bizim dönemimizde 'istisna' olan sonradan 'norm' haline gelince, 'süper muhafazakâr' aileler buna duydukları tepkiyle yılbaşı gecesini erken uyuma vesilesi saymış olabilirler.

Bana ve bugüne gelince... Günün dağdağasından uzak, aile fertleriyle birarada geçirilen PTT bir gece, bağları pekiştiriyor...

yenişafak



Bu yazı 808 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,694 µs