En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Uçaklar tehlikeli değildir, hayatlar tehlikeli



Uçağa ilkokula bile gitmeden bindiğime göre yarım asırlık yolcu sayılırım. O ilk uçuştan hiç unutmadığım yemeğin kucağımıza yerleştirilen bir yastık üzerine konulmasıydı; sarsıntıda dökülen benim tepsim olduğu için o yolculuk belleğimde kazılı. Yarım yüzyıl boyunca yaptığım seyahatlerde yere çakılma hariç başıma gelmeyen aksilik herhalde kalmamıştır.

Uçak, hepimizin bildiği üzere, en güvenli seyahat araçlarından biridir; kaza yapınca ses çok çıkıyor yalnızca. Isparta'da uçak dağa çarpmasaydı da, aynı yolda yolcularının hepsinin ölümüne sebep olan bir otobüs kazası yaşansaydı, gazete ve televizyonlar olayı bu kadar büyütmeyeceklerdi.

Uçakta çok sayıda değerli bilim adamı varmış. Nükleer fizikçiymişler ve toryum madeni üzerinde çalışırlarmış. Hemen bütün gazeteler, nükleer fizikçi altı bilim adamının hayatına da mal olduğu için, uçağın 'kasıtla' düşürülmüş olabileceği iddiasına geniş yer verdiler. Dün Serdar Turgut, Akşam'da, ilk cümlesinden "Son derece kuşku uyandıran bir uçak kazası oldu geçen gün" hükmünü veren 'Komplo'nun adı: Atlas Silkindi' başlıklı bir yazı yayımladı.

Şu cümleler o yazıdan: "Bazı ülkelerin elinde uçaklara dışarıdan müdahale teknolojisi var. Bu müdahale ise yönetimi pilotun elinden alıp uçağı dışarıdan yönlendirmek anlamına geliyor. / Bu teknoloji 11 Eylül saldırısında kullanıldı. Denenmesi ise daha önce New York ve New Foundland üzerinde iki uçağın düşürülmesindeydi. / Anlayacağınız o sabaha karşı düşen uçağın Atlasjet olması tamamen tesadüftü. / O uçuşun sonu hangi şirket hangi uçak olursa olsun böyle olacaktı. / Çünkü Türkiye'nin geleceği açısından çok ama çok önemli olan altı bilim adamı da o uçaktaydı ve bir kaza ile önemli bir proje ortadan kaldırıldı."

Bu kadar... Akşam yayın yönetmeninin 11 Eylül uğursuz eylemlerinin ellerindeki karton kesici bıçaklarla pilotları korkutan Arap korsanlar tarafından değil de uçaklara dışarıdan müdahale yöntemiyle gerçekleştirildiğini bir 'veri' kabul etmesi de ilginç.

Benim aklım bu tür iddialara yetmez; daha akıllı insanlar çekinmeden yazdıklarında iddiayı sütunuma taşımakla yetinirim. Son kazadan sonra çıkan yazıları okuyup yapılan yorumlara kulak verdiğimde, aklı başında sayılan pek çok kişinin "Acaba?" sorusunu sormadan duramadığını görüyorum.

Mikrobiyoloji alanında çalışanların başına gelen garip olaylarla ilgili yazdıklarımı hatırlıyor musunuz? 7 Mart 2002 tarihinde 'İyi ki mikrobiyolog değilim' başlıklı yazıya şöyle girmiştim: "Mikrobiyoloji alanında çalışan birinci sınıf bir bilim adamı olsaydım, şu sıralarda herhalde kafayı üşütmüş olurdum. Kafayı üşütmek, mikrobiyoloji alanında çalışan bilim adamları için, hiç beklenmedik biçimde ölmenin alternatifi çünkü..."

Bir yabancı gazetecinin esprili değinisini aktararak bitirmiştim o yazıyı: "Bir gazeteci, konuyla ilgili yazısında, 'Bir ampulü değiştirmek için kaç mikrobiyolog gerekir?' diye sorduktan sonra şunu söylüyor: 'Cevabınız ne olursa olsun, ampulü hemen değiştirin; çünkü mikrobiyologlar sinek gibi ölüyor."

O yazıyı yazmadan önce yaptığım araştırmanın sonucuna göre, Amerikalı, Çinli, İsrailli, İngiliz ve daha pek çok milletten 20'ye yakın mikrobiyoloji uzmanı kuşku uyandıran şartlarda hayatını kaybetmişti. Kimi bir köprüden atlayarak intihar etmiş görünüyor, kimi evine gelen pizza teslimatçısı tarafından öldürülüyordu. Satanist usulü cinayetlere kurban gidenler yanında birbirini telef edenler de vardı mikrobiyologlar arasında. Aynı meslekten bu kadar çok insanın bu kadar dar bir zaman aralığında ölmesi ihtimaliyat hesaplarına aykırıydı.

"Bir de toplu ölümler var" diye başlayan paragrafı da okuyalım: "Bir de toplu ölümler var. / 4 Ekim 2001 günü, İsrail'den kalkıp Sibirya'ya giden bir uçak, 'yanlışlıkla' atılan bir Ukrayna füzesiyle düşürülmüştü; o uçağın yolcularından dört veya beşi mikrobiyoloji alanında çalışan bilim adamlarıydı. Gittikleri, 2,5 milyon nüfuslu olmasına rağmen 13 üniversite ile 50 kadar araştırma tesisi bulunan Novosibirsk, Rusya'nın mikrobiyoloji başkenti olarak biliniyor. Karadeniz'de uçak düştüğü günlerde, İsrail basını, iki İsrailli mikrobiyologun teröristlerce öldürüldüğü haberini duyuruyordu. 24 Kasım günü, Berlin'den Zürih'e gelen bir Swissiar uçağı, inerken çıkan bir ârıza yüzünden kaza yaptı ve 33 yolcudan 24'ü hayatını kaybetti. Yolculardan üçü İsrailliydi ve biri Ichilov Hastanesi'nde, diğeri Tel Aviv Sağlık Dairesi'nde, üçüncüsü ise Hebrew Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevliydiler."

Ölümler sonra da devam etti.

Bilim adamlarının hayatları daha kısa mı oluyor, ne?

yenişafak



Bu yazı 474 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,151 µs