En Sıcak Konular

Ekrem Dumanlı


Ekrem Dumanlı
0 0 0000

Devlet ders almış; keşke DTP de ders alsa...



Bazı DTP üyeleri hâlâ geçmişe takılıp kalmış. Sanıyorlar ki 1994'te olduğu gibi Meclis'ten atıldıklarında dünya kamuoyu arkalarında yer alacak ve mağduriyet onları bazı bölgelerde güçlü hale getirecek.
Yanlış hesap! 1994'te yaşananlar hataydı ve bu hatadan herkes ders çıkardı. Kürt kimliğiyle Meclis'e girmiş insanlar, demokratik çerçevede kalmalı, temel hak ve özgürlük taleplerini Meclis çatısı altında ifade etmeli, kışkırtıcı beyanlar ve eylemlerden uzak durmalıydı. 94'te bu başarılamadı. Devlet, bazı beyan ve davranışları vesile ederek davalar açtı, parti kapatıldı, vekiller tutuklandı. Kime faydası oldu bu sürecin? Kürtlere mi, Kürtlerin hakkını savunduğunu söyleyen partiye mi, Türkiye'deki demokratik sürece mi? Nerede görülmüş parti kapatmanın (her ne sebeple olursa olsun ve kime karşı yapılırsa yapılsın) fayda sağladığı?

Devlet yaklaşık 14 yıldır yaşanan sürecin önemli oranda farkına vardı; o yüzden DTP'nin Meclis çatısı altında faaliyet göstermesine engel olmadı. Doğru tercih de buydu. Zira siyaseten mağdur duruma düşen bir parti, sıkıştığı dar alan halkın çoğulcu bakışını perdeliyor, farklı siyasi tercihlerini gizliyordu. Sanki bütün Kürt asıllı vatandaşlar, PKK'nın işaret ettiği partiyi destekliyor gibi bir hava yayılıyordu. Oysa Kürtlerin de sağcısı, solcusu, liberali, demokratı, muhafazakârı vs. vardı, olmalıydı; ancak bir yandan sistem baskısı diğer yandan örgüt korkusu halkı tek tip düşüncenin mengenesine mahkûm ediyordu.

22 Temmuz seçimlerinde Güneydoğu halkının ezici bir çoğunluğu AK Parti'ye yöneldi. Keşke oradaki oy paylaşımında CHP de, MHP de, DP de pay alabilseydi. O zaman normalleşme daha da hissedilir hale gelirdi. Ne yazık ki AK Parti dışındaki partiler "Kürt sorunu"na sahip çıkmadı ve bazı vatandaşlarını ihmal etti. Her neyse. Şimdi ilginç bir gelişme yaşanıyor. Başbakan Erdoğan'ın tabiriyle "75 Kürt milletvekili" AK Parti kimliğiyle AB ve ABD nezdinde büyük bir lobi çalışması başlatıyor. Bunun anlamı açık. AK Partili Kürt milletvekilleri demek istiyor ki: "Güneydoğu halkının asıl temsilcisi benim, Kürt sorununu asıl çözecek siz değilsiniz". Bu iddianın çarpıcı gölgesi PKK'yı ve DTP'yi huzursuz ediyor; çünkü AK Parti'nin verdiği mesaj DTP'yi halkın değil, örgütün temsilcisi durumuna düşürüyor. Sonuçta DTP'nin 20, AK Parti'nin 75 Kürt milletvekili bulunuyor Meclis'te.

DTP demokratik açılım yapamıyor. Parti, PKK terör örgütünün himaye ve vesayetinden kurtaramıyor yakasını. İşin ilginç yanı, terörü lanetleyemeyen yapısı dünya kamuoyunun gözünden kaçmıyor. Daha düne kadar destek buldukları AB üyesi ülkeler açıkça "PKK ile aranıza mesafe koyun" diyor. Batı'dan yükselen "terörün doğru metot olmadığını söyleyin" tarzındaki telkinlerine kulaklarını tıkayan DTP, kendini iyice tecrit ediyor, yalnızlaşıyor.

Daha kötüsü, terörü destekleyen provokatif açıklamalar yapıyor DTP yetkilileri. Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan'ın, "Dağda yaşayan insanımız, ülkenin en onurlu insanıdır." demesi de DTP Grup Başkanı Ahmet Türk'ün, "Bizim Meclis'te gözümüz yok, cezaevinde yatmasını biliriz." demesi de yanlış. Daha önce de Hasip Kaplan, "Arkamızda Cudi Dağı var." demişti. "Sınır ötesi operasyon olursa halklar arası savaş çıkar." diyen de oydu. Bunların hepsi yanlış.

94'ten beri takip edilen yanlıştan devlet belli bir oranda ders almış olmalı ki hemen herkes "Parti kapatmak çare değil" diyor. Bu, "Gelin bu işi Meclis'te çözelim" demektir. Ama anlaşılan o ki derin PKK ile derin devlet, DTP'yi yaka paça edip Meclis dışına atmayı planlıyor. Yalnız bu sefer şartlar farklı; halk olayları yakından takip ediyor ve oynanan oyunun perde arkasını görüyor. Daha demokratik, daha insanî, daha çoğulcu ve katılımcı bir yaklaşım varken terörden medet umanların vay haline! Çünkü hiçbir hak, terör yoluyla a-lı-na-maz! Dünya da bu çizgiye gelmiştir; uyanmak lazım...

zaman



Bu yazı 277 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 24 Eylül 2012 Ne gereği vardı?
    • 11 Haziran 2012 Cuntalarla nasıl mücadele edilecek?
    • 30 Nisan 2012 Şiddet!
    • 16 Nisan 2012 '28 Şubat'çılardan panik atak hamleleri
    • 10 Nisan 2012 Çin'den bakınca Türkiye'nin gücü
    • 9 Nisan 2012 Darbede tanıdığım dört subay
    • 2 Nisan 2012 Suriye İran... İşte çetin imtihan!
    • 26 Mart 2012 Terlik
    • 13 Şubat 2012 Aman dikkat!
    • 6 Şubat 2012 Bu yüzden mi susuyorsunuz?
    • 23 Ocak 2012 Hem Hrantçı hem Ergenekoncu olunabilir mi?
    • 16 Ocak 2012 Kaç kafatası bir manşet eder?
    • 9 Ocak 2012 Hesap vermek
    • 26 Aralık 2011 Çanlar Avrupa için çalarken
    • 19 Aralık 2011 Militan
    • 12 Aralık 2011 Maazallah!
    • 5 Aralık 2011 Global Ergenekon
    • 28 Kasım 2011 Dersim'den alnımızın akıyla çıkmak
    • 23 Kasım 2011 İngiltere'yi yeniden keşfetmek
    • 21 Kasım 2011 Dersim'in şifreleri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,603 µs