En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Gülünç bir ilan



Cumhuriyet gazetesini okumak eğlencelidir. Haberden köşe yazısına... Hatta çıkan bazı ilanlara dek, inanılmaz cehalet ve çarpıtma örnekleri bu gazetede yer alır.
Mesela CUMOK ( Cumhuriyet Okurları ) adlı platform, 2005 yılının
31 Mart günü, sevgili gazetelerine bir ilan vererek, " 31 Mart Vakası'nı " ( 1909 ) lanetlemişlerdi.
İnsan eleştirdiği şeyin ne olduğunu az buçuk bilir değil mi? Bunlarda o da yok. Kanıt ortada: "31 Mart Vakası" denilen isyanın takvimimizdeki yeri "13 Nisan'dır "!

Dün de " İstanbul Kız Liseliler " adına bir hanım ilan vermiş.
26 Kasım 1934 tarihli, kimi unvan ve lakapları kaldıran bir kanun vardır ya... İşte bize onu hatırlatıyor; ' Devrim Yasaları'nın içinin boşaltıldığından yakınıyor ve karşı-devrim oluşumunu engellemeye davet ediyor.
Olabilir. İtirazım yok.
Peki ama şu kanunun, niye doğrusunu yazmazlar da çarpıtmayı tercih ederler?
İlanda aynen şöyle yazılmış:
"Bu yasa ile (...) Ağa, hacı, hafız, hazret, paşa, paşaefendi, molla, hocaefendi, şeyhefendi gibi unvan ve lakaplar artık tarihe karışıyordu."
Gelin 2590 sayılı bu kanunun ilgili maddesini okuyalım:
"Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar."

İki metni karşılaştıralım:
Sadece 6 unvan ve lakapta ilan metni ile kanun metni aynı: "Ağa, Hacı, Hafız, Hazret (Hazretleri), Paşa, Molla."
Öte yandan dün yayınlanan ilan metnine, kanunda yer almayan 3 adet unvan ve lakap eklenmiş: "Paşaefendi, Hocaefendi, Şeyhefendi."
Bunlar nereden çıktı acaba? Kanunda yer almayan bu lakapları kim uydurdu ?
Bence asıl ilginci şu:
Kanun 12 unvan ve lakap sayıyor. Hemen ilan metnine bakıyoruz... O da ne?
Bazı unvan ve lakaplar kanunda sayılmasına rağmen, ilan metnine alınmamış: " Bey, Beyefendi, Hanım, Hanımefendi. "

Gördüğünüz gibi iki farklı türde çarpıtma yapılmış ilanda:
1) Kanunda yer almayan unvan ve lakaplar hariçten eklenmiş ... 2) Kanunda yer alan kimi unvanlar ise çıkarılmış ...
Niye böyle yapılmış?
Çünkü... Bir ideoloji benimseyenler, " gerçeği " yorumlamakla yetinemez. Aynı zamanda o gerçeği (yukarıda gördüğümüz gibi) eğip bükerler de... Ekleme ve çıkarmalar yaparlar. Gerçeğin bir kısmını unutturmaya çalışırken, diğer bazı yönleri öne çıkarırlar.
Mesela banka şubesine gittiklerinde... Kocasına " Bey " ya da " Beyefendi "... Kendisine ise " Hanım " ya da " Hanımefendi " diye hitap edilmesinde hiçbir sakınca görmeyen... Hatta bundan gurur duyan
Atatürkçü bir kadın... İlan metnini hazırlarken, ister istemez kanundaki o bölümleri atar.
Buna karşılık, evirip çevirip ilana " şeyhefendi, hocaefendi " gibi lakapları özenle yerleştirir ki kimleri hedeflediği net olarak anlaşılsın.
Öte yandan, aynı Atatürkçü teyzemiz, mesela Anıtkabir'deki bir törende, gözyaşları dökerek " Kurtar bizi paşam " diye bağırmayı, "devrim kanunlarına" aykırı bir hareket olarak görmez.
Sonuç: Bu şamatanın gülünç yanı nedir biliyor musunuz? Okudunuz işte... Aynı yasa, "Erkek ve kadın vatandaşlar, kanunun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılırlar" diyor.
Yani unvan ve lakaplar " yurttaş-devlet ilişkisinde " kullanılamıyor. Onun dışında birbirimize "hanım" da deriz, "bey" de deriz, "hacı" ya da "paşa" da deriz... Kim karışır! Birbirimize böyle hitap etmemiz kanuna aykırı değil ki.

 sabah



Bu yazı 323 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    14,818 µs