En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Darbenin arkasında nükleer bomba var



Pakistan'daki askeri müdahalenin arkasında gerçekten ne var? Ülkenin parçalanmanın eşiğine gelmesi mi, sekiz yıl önce askeri müdahaleyle iktidara gelen General Perviz Müşerref'in iktidar tutkusu mu? Yoksa ortada bir demokrasi mücadelesi mi var? Müşerref, üniformasını çıkarmıyor, tüm yetkileri elinde tutuyor, muhalefete göz açtırmıyor, bir anlamda temizlik yapıyor, sokağa çıkanları tutukluyor, muhalif liderleri ülkeye sokmuyor, avukatların gösterilerine sert müdahalelerde bulunuyor. Bir yandan da İslamcı örgütlerle, Taliban'la mücadele ediyor. ABD, Pakistan'ı dikkatle izliyor ve istikrar istiyor. Dost ve kardeş ülkemiz, çok ciddi bir kriz içinde ve sonunun nereye varacağı kestirilemiyor.

Bunların hepsi doğru. Ama ülkedeki askeri müdahalenin, karışıklığın, ABD'nin bu karışıklıktaki payının anlatılmayan bir hikayesi var. Pakistan'a özgü krizlerin yanı sıra bir başka boyut daha var. Nedense buna dikkat edilmiyor. Biz dikkat çekelim o zaman.

Müşerref olağanüstü hal ilan etmeden önce bir tartışma başladı: “Pakistan'ın nükleer silahları İslamcıların eline geçerse ya da ordudaki şahin bir grubun eline geçerse ne olacak” sorusuna cevap aranan bir tartışmaydı bu. Şöyle:


Ya nükleer silahlar ellerine geçerse!

Müşerref 3 Kasım'da olağanüstü hal ilan etti. 2 Kasım'da ABD'li bir istihbarat şirketi, “nükleer silahların İslamcıların ya da ordu içindeki şahin grubun eline geçmeyeceğini” açıkladı. Yani bir gün önce. İstihbarat şirketinin Ortadoğu uzmanının The Washington Post gazetesine yaptığı açıklama, aslında krizin gerçek sebebinin ne olduğunu ortaya koyuyordu. Bu da nükleer silahların kontrolünün kimde olacağı meselesiydi. Uzmanın sözlerine göre, Pakistan ordusu bu silahları kontrol etmek için bir Stratejik Planlama Dairesi kurmuş, başına da üç yıldızlı bir general koymuştu. Silahlar emin ellerdeydi yani. Açıklama, ABD yönetimini rahatlatmayı, Pakistan'ın nükleer silahlarının kontrolüne ilişkin kaygılarını gidermeyi amaçlıyordu. Nükleer silahları kimin kontrolü ve ABD'nin bu silahlar üzerinde kontrol kurmak için yürüttüğü çalışmalara ilişkin tartışma, olağanüstü hal ilanından bir gün önce bu noktadaydı.

Bir gün sonra Pakistan karıştı, Müşerref her şeye el koydu. Anayasa askıya alındı, seçimler ertelendi, sokak gösterileri başladı, gösteriler sert biçimde bastırıldı ve muhalefet Pakistan'ın parçalanabileceğini açıkladı.

On gün sonra, 12 Kasım'da yine Washington Post'ta AFP kaynaklı bir haber yayınlandı. ABD'nin, Pakistan nükleer silahlarını korumak için gizli bir planı olduğuna ilişkin rapordan söz ediliyordu. Washington'ın en büyük sorunu, bu silahların nerelerde konuşlandığını tam olarak bilememekmiş! Hazırlık çerçevesinde ABD'nin silahların kontrolünü ele almayı planladığı, iyimser senaryoya göre Pakistan ordusunun ABD'ye destek vereceği belirtiliyor. Kötümser senaryo ise şöyle:

“Müşerref kontrolü kaybedecek. Siyasi kriz derinleşecek. ABD karşıtı güçler nükleer kontrolü ele geçirecek. Ve bu bir iki yıl içinde gerçekleşebilecek.”


Pakistan ikinci İran olacak mı?

Böylece Pakistan ikinci İran olarak ABD'nin karşısına dikilecek. İran'daki devrim öncesi pozisyonu bugünün Pakistan'ı ile kıyaslıyorlar. Dehşet senaryosu bu. İzin vermemek için de, ABD bu gücü kontrol altına alması gerekiyor. Yakında, “nükleer silahlar ABD'yi vuracak” diye bir savaş gerekçesi ortaya çıkarsa kimse şaşırmasın!

Son durum, tartışmanın geldiği son nokta: Washington, önümüzdeki yıl Pakistan'daki askeri gücünü artırma karar verdi. Öyle askeri üsler kurmakla kalmayacak, bizzat askeri operasyonlar yapacak. Hem nükleer silahları koruyacak hem de ABD karşıtı güçlerle çatışacak. Yani ABD Afganistan operasyonunun bir başka şeklini Pakistan'da başlatacak. Tabi ki bu bir iç savaşa yol açacak. Belki de parçalanma senaryosu bu şekilde gerçekleşecek.

Militanlarla savaşma bahanesiyle Pakistan'a tamamen yerleşecek olan ABD ordusunu durdurabilecek tek güç, içerideki direniş olacak. Yani halkın karşı çıkması. Bu bilgi de Washington Post'tan. Plan beş ya da yedi yıl sürecek ve yılda yüz milyon dolar harcanacak. Olayın maliyetinin onlarca kat artacağını Irak'a bakarak hesaplayabiliriz..

Müşerref'in iktidar tutkusu, siyasi kriz, halkın tepkisi ve demokrasi mücadelesi… Bütün bunların ötesinde bir de böyle bir hesap var. Nükleer silahlara sahip bu ülkenin kontrol altında tutulması; bence son müdahalenin en önemli sebebi bu. Bu silahlar ABD'nin onaylamadığı güçlerin eline geçerse, ya da ordu içinde bir başka grup harekete geçerse Washington'ın bölgedeki bütün planları altüst olacaktır. Daha da önemlisi, Pakistan ABD karşıtı bir cepheye dönüşecektir. Tabi o zaman silahların ABD ve İsrail çıkarlarını tehdit etmesi, İran-Pakistan arasında farklı bir ilişki, Afganistan fiyaskosu ve Ortadoğu'ya kadar uzanacak bir kabus senaryosu…

Avrasya fay hattında Pakistan cephesine ilişkin yeni gelişme bu. ABD işgali Afganistan'dan Pakistan'a doğru genişliyor. Tabi hedefte İran var. O da dağıtılırsa Batı yüz yıllık bir planı gerçekleştirmiş olacak. Kızıldeniz'den Afganistan'a kadar önlerinde kimse kalmayacak. Bu uğursuz senaryoyu kıracak tek bir güç var: Bu bölgenin direnci. Ve bu güç, hesapları birer birer bozacak ve 21. yüzyılın tarihini yapacak. O zaman herkesin oyunu kendi elinde patlayacak. Şu anki kavganın sebebi, Pakistan'ın nükleer gücü ABD ya da İsrail için tehdit olmaktan çıkarma, bu silahlara el koymadır.

Pakistan'daki son müdahalenin arkasında kim var?

yenişafak



Bu yazı 459 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,654 µs