En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Kürt sorununda siyasi adım zamanı…



Türkiye'yi Irak ve Ortadoğu bataklığına itecek kapsamlı askeri bir harekâtın, en azından şu an için rafa kalkması yaşadığımız en önemli gelişmedir.

Diğer önemli gelişme Türkiye'nin, attığı aşırı riskli, ancak kararlı adımlarla, Türk-Irak sınırı, Kuzey Irak Kürtleri Türkiye ilişkileri meselesini ABD'nin dış politika ajandasına önemli bir madde olarak yerleştirmesidir.

Üçüncü önemli gelişme, PKK kamplarına yönelik takip ve operasyon konusunda Türkiye ile ABD arasında bir “işbirliği ihtimali”nin ilk kez bu denli yüksek olmasıdır.

Şimdi ortada “iki mesele” var…

Bunlardan “birincisi” bu ikili iş birliğinin pratikte yürüyüp yürümeyeceğidir.

İşbirliği işlerlik kazanırsa ya da kazandığı andan itibaren hükümetin, PKK ve terör meselesi konusunda gözlerini Türkiye içine dikmesi mümkün olabilir, en azından bu meselelerin Kuzey Irak ve Kandil'e hapsedilmiş bir sorun olmadığı gerçeğine geri dönülebilir.

“İkincisi”, Kürt meselesi çerçevesinde siyasi şiddetin, terörün bu ülke topraklarında nasıl sona erdirileceği meselesidir.

Aslında koşullar bu konuda yeni fırsatlar yakalanabileceğine işaret ediyor.

Bu fırsatlar, “Kürt meselesinin normalleşmesi”yle yakından ilgilidir. Diğer ifadeyle fırsatlar, Kürt sorununun, hatta terör sorununun çok boyutlu olduğunun kabulüyle anlam kazanacaktır.

Zira sorun demek talep, taraf ve temsil demektir.

Toplumsal bir sorun varsa, talep vardır, taraf vardır ve bunları temsil eden bir güç vardır.

Bu üçlünün kabul edilmesi, sorunun çözümüne açılan kapı işte bu üçlünün görülmesi ve bir şekilde sindirilmesidir.

Bu sindirecek otorite, aynı zamanda PKK'yı bu sorunun temsilcisi olmaktan çıkaracak adımlar atabilecek bir otoritedir. Diğer ifadeyle “sindirme”, PKK'yı Kürt sorununda, gizli ve iddialı taraf ve temsilci olmaktan çıkarabilmenin etkili yollarından birisidir.

Nasıl yapmalı?

İki adım atmak gerekiyor:

1. Türkiye önce şu ya da bu nedenle, haklı ya da haksız aşağıladığı, aşiret reisi ilan ettiği Barzani'ye, Irak Kürtleri'yle “yakınlaşma” sağlamalıdır. Türkiye Irak Kürtlerinin hakkını teslim ettiği, zaten doğal rayında ilerleyen destek verdiği andan itibaren, PKK'nın Ortadoğu'da erimesine giden kapı açılır…

Sıkça belirttik bu konuda koşullar dünden çok farklıdır, Kuzey Irak'ta fiili yaşam alanları olan Kürt grupları değil, ABD'nin desteğini almış, bölgenin diğer güçleri tarafından kabul gören, kurumlaşan bir Kürt gerçeği vardır. Türkiye'nin bu gerçeği görmesi, sindirmesi ve iyi kullanması gerekir…

Barzani'nin Türkiye'ye karşı el altında tuttuğu kozları Barzani'yi başka bir anlamda silahsızlandırarak sağlamak mümkündür.

Bu tür esnek, ısrarcı ve kalıcı bir dış politika hamlesi, Türkiye-Irak Kürt Yönetimi ve Türkiye arasında bir çıkar bloğu oluşturur, bu blok PKK'yı zora sokar ve Türkiye'ye hapseder.

2. Bunun ardından, askeri tedbirler elden bırakılmadan bu örgütün silah bırakmasını sağlayacak adımlar atılmalıdır. Bunlar arasında, öncelikli olarak, hemen tüm dünyada uygulanmış bir “af ve yüzleşme politikası” mekanizması vardır.

Siyasi irade bu tür politik adımların daha önce şu ya da bu kesimler ya da kişiler tarafından söylendiği, karşı tarafın siyaseti olduğu sözlerine kulak tıkayıp, bu adımları atma cesaretini ve akıllılığını gösterirse, devasa bir iş başarmış olur…

Zira bu adımlar terörü neredeyse bitirir.

Kürt sorunu elbet bir çırpıda çözülecek bir mesele değildir. Ama en azından bu şekilde, İspanya'da, İngiltere'de, Fransa'da olduğu gibi siyasi alana taşınarak yol alınabilecek bir meseledir.

DTP'nin içine düştüğü durumu günlerdir izliyoruz…

Bu tür adımlar bağımlı değil, bağımsız değişken olmasını sağlarlar. DTP'liler ya da benzeri parti politikacıları kendi akıllarına ancak bu yolla biat ederler.

Yol zordur, risklidir, ancak tek yoldur…

yenişafak



Bu yazı 336 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,443 µs